TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ENBİYA SURESİ 106. VE 110. AYET-İ KERİMELER
106» Şüphesiz bütün bu anlatılanlarda, kulluk eden kimselere bir tebliğ vardır.
Şüphesiz bu Kur’an’da zikredilen hususlarda, Allah’a hakkıyla kulluk eden bir topluluk için yeterli bir tebliğ vardır. Onu okuyup, düşünenler alırlar ve hak yolu bulmuş olurlar.
107- Ey Muhammcd, biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
* Âyet-i Kerime’de zikredilen “Âlemler”den maksadın, Resulullah’ın, kendilerine Peygamber olarak gönderildiği bütün insanlar mı yoksa sadece müminler mi olduğu hakkında farklı görüşler zikredilmiştir.
Abdullah b.Abbas’dan nakledilen bir görüşe göre buradaki “Alemler”den maksat, Resulullah’m kendilerine Peygamber olarak gönderildiği bütün varlıklardır. Bunların mümin veya kâfir olmaları farketmez. Resulullah’m müminler için bir rahmet olması hem dünya hem de âhiret için söz konusudur. Kâfirler için rahmet olması ise sadece dünya hayatında söz konusudur. Zira kâfirler, Resulullah’m sayesinde, geçmiş ümmetlerin uğradıkları, maymuna dönüşme, gökten üzerlerine taş yağma gibi âfetlere uğratılmışlardır. Taberi bu görüşü tercih etmektedir.
İbn-i Zeyd’e göre ise âyette zikredilen “Âlemler”den maksat, sadece Re-sulullah’a iman edenler ve Allah’a itaatta bulunanlardır. Zira Resulullah bunlar için bir rahmet, kâfirler için ise bir imtihan vesilesidir.
108- De ki: “Bana, sizin ilahınızın ancak bir tek ilah olduğu vahyolu-nuyor. Hala Müslüman olmayacak mısınız?”
Ey Muhammed, sen, Allah’a ortak koşan müşriklere de ki: “Bana, ilahınızın ancak bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık sizler, ibadete layık olmayan putları bırakıp sadece tek bir ilaha boyun eğiyor musunuz?
109- Eğer yüz çevirirlerse şöyle de; “Ben sizi, aranızda fark gözetilmeyeceğine dair uyardım. Vaad olunduğunuz şeyler yakın mıdır? Uzak mıdır? Ben bilmem.
Ey Muhammed, eğer bu müşrikler, Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığını kabul etmeyip senin davetinden yüz çevirecek olurlarsa onlara de ki: “Ben, sizinle aramızda herhangi bir sulhun olmadığım ve savaş halinde olduğumuzu ilan ettim. Fakat ben size vaadedilen cezanın yakında mı uzakta mı başınıza geleceğini bilmiyorum.
110- Şüphesiz Allah, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediğiniz şeyleri de bilir.
Ey Muhammed, sen o müşriklere de ki: “Allah sizin açıkça konuştuğunuz şeyleri de bilir, içinizde gizleyip açığa vurmadığınız düşüncelerinizi de bilir. Sizin herhangi birşeyi gizlemenizle açığa vurmanız Allah için aynıdır. Zira hiçbir şey ona gizli değildir.
111- Bilmiyorum, belki vaadolunduklarınızın gecikmesi sizin için bir imtihan ve bir süreye kadar yaşatmadır.
Açığa vurduğunuz veya gizlediğiniz şirkin karşılığı olarak hak ettiğiniz cezanın neden ertelendiğini bilmiyorum. Belki, vaadedildiğiniz halde azabın sizden ertelenmesi, Allah’ın sizi imtihan etmek istemesinden ve sizi belli bir süreye kadar yaşatmayı dilemesindendir. Vakti gelince vaadedilen azap başınıza gelecektir.
112- Muhammcd şöyle dedi: “Rabbim, benimle inkâr edenler arasında hak ile hükmet. Rabbimiz merhamet sahibidir. Uydurduğunuz sıfatlara karşı kendisinden yardım istenendir.
Muhammed şöyle dedi: “Ey rabbim, benimle sana ortak koşan ve seni yalanlayanlar arasında hak ile hükmünü ver. Onları azabına uğrat. Yine de ki: “Bizim rabbimiz bütün kullarına merhamet eden ve sizin nitelendirdiğiniz sıfatlara karşı kendisinden yardım istenendir. Biz onun merhametine sığınır ve ancak ondan yardım dileriz.”