sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 11. VE 12. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 11. VE 12. AYET-İ KERİMELER
Ocak 6, 2026 09:57
18
A+
A-

Müşriklere Düşen Ya Tevbe, Ya Da Kendileriyle Savaşılmasıdır

 

11-Eğer onlar tevbe eder, namaz kılarlar, zekât verirlerse artık dinde kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri bilen bir kavim içın açıklarız.

12- Eğer antlaşma yaptıktan sonra yeminlerini bozarlar da dininize saldırır-larsa, küfrün önderlerini hemen öldü­rün. Çünkü onlar yeminleri olmayan­lardır. Olur ki vazgeçerler.

 

Açıklaması

 

Müşrik kâfirler, islâm’a düşmanlıklarını ilân ettikten sonra iki durumla karşı karşıyadırlar:

1- Küfürden, ahdi bozmaktan ve Allah yolundan çevirmekten samimi tev­be, yani Allah’a şirk koşmaktan vazgeçip bir ve ortağı olmayan Allah’a iman ederler, namazlarını, şartları ve rükünleriyle dinin direği bilerek eda ederlerse, müslümanlar arasındaki dayanışmaya işaret eden ve kendilerine farz olan ze­kâtı verirlerse, sizin din kardeşlerinizdir. Sizin sahip olduğunuz haklara onlar da sahiptirler. Onların “din kardeşi” olarak vasıflandırılması, din kardeşliği­nin, nesep kardeşliğinden daha üstün, daha kuvvetli ve daha kalıcı olduğuna delildir. Onlar bunu, birbirini tamamlayan üç şeyle hak ederler: Küfürden ve ahdi bozmaktan tevbe, Allah’a yönelip ona inanmak, namaz kılıp zekât ver­mek.

“Biz ayetleri… açıklarız.” Yani gerçekten var olduğumuza işaret eden şey­leri ve açık delilleri açıklarız. “Bilen bir kavim için” . Yani kendilerine açıkladı­ğımız şeyleri anlayıp kavrayanlar için. Burada antlaşma hükümleri olarak açıklanan şeyleri düşünmeye ve onları korumaya teşvik vardır.

2- Ahidlerini bozduktan sonra kendileriyle savaşılması. Bu müşrikler, kendileriyle yapılan andlaşmaları bozarlar ve dininizi, yani Kur’an’ı ve Pey­gamber (s.a.)’i eleştirirlerse, şairlerinin ve küfür önderlerinin yaptığı gibi mü­minlerle alay ederlerse, onlarla çok şiddetli bir şekilde savaşın. Çünkü onların, söz ve ahidleri olmaz. Bunlara vefa göstermedikleri için, adeta yokmuş gibi olur. Savaş, onların küfür, inat ve sapıklıktan vazgeçmeleri için bir sebep olur. Bu, Cenab-ı Hakkın insanoğluna olan en büyük kerem ve fazlındandır.

“Olur ki vazgeçerler…” Yani küfürlerinden, yanlışlıklarından ve müslü-manlara zarar vermekten.

Katade, bu ayetle Ebû Cehil, Utbe, Şeybe, Ümeyye b. Halef gibi küfür li­derlerinin kasdolunduğunu söylemiştir. Çünkü bu ayet nazil olduğu zaman, on­lar Bedir’de öldürülmüşlerdi. “Küfrün önderleri…” şeklinde bir ifadenin kulla­nılması, bâtıl işlere uymayı teşvik edenlerin sadece onlar olmasındandır.

Bu ayet, zimmînin İslâm’a sövdüğü zaman ahdini bozmuş sayılacağına, savaşın dünyevî maksatlar veya ganimetler, ya da üstünlük, hakim olmak ar­zusu ve intikam hissiyle olmadığına, İslâm davetini kabule imkân hazırlamak için yapıldığına, savaşın zaruret miktarı yapılacağına işaret eder.

İbni Kesir: “Sahih olan, ayetin genel olmasıdır. Her ne kadar ayetin iniş se­bebi Kureyş müşrikleri ise de, o, onlar ve diğerleri hakkında geneldir” der.[1][12]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.