BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
MASADAKİ SAVAŞ
Hamd; yaratıp yalnız bırakmayan, Rahman, Rahim, Vehhab olan Allah(cc)’a olsun. Salat ve selam; önderimiz ve örneğimiz Rasulullah(sav)’a, temiz aline ve yiğit ashabına olsun.
‘’Bu sefer ilim öğreneceğim.’’
Her şey bu niyet ve kelimelerle başlıyor. Okunacak binlerce kitabı, izlenecek onlarca sohbeti ve kazanacağı huzur ve vakarı hayal ediyor. Ancak garip olacak ki, güzel ve hayırlı niyetlerle çıkmak istediği bu yoldaki ilk adımlarına engel olan, yine bu yola çıkmak isteyen kendisi oluyor. Masa başına geçiyor, eli kitaba uzanıyor ancak o an bir ağırlık, kafada binlerce uğultu başlıyor: ‘’Ya bitiremezsen? Ya okuduğunu/çalıştığını unutursan? Ya anlamazsan? Ya sıkılırsan?’’
İşte tam bu sırada, en büyük savaş başlıyor. Kitabı eline alacak mı? Almayacak mı? Saatin çıkardığı ‘’tik-tak’’ sesleri gibi, zaman daralıyor. Alacak mı? Almayacak mı? Alacak mı? Almayacak mı?
Ve masadan kalkıyor.
Peki Neden Kalkıyor?
İşte şimdi, ‘’Neden?’’ sorusunun cevabını bulmak için, zihnimizin ilim yolu üzerine kurduğu barikatları tek tek tanıyalım ve sonrasında bu masaya oturalım.
Mükemmelliyetçilik ve Başarısızlık Korkusu
Zihnimiz, zirveye odaklandığı için ‘’bunu bitiremeyeceğim’’ ‘’tam anlayamayacağım’’ veya ‘’bu ilimde en iyi olamayacağım, o zaman öğrenmeme ne gerek var?’’ diyerek kendince bir mekanizması geliştirir. Bu mekanizma bir eşiktir ve büyük hedefleri küçük parçalara bölerek bu eşik aşılabilir. Merdivenin en üst basamağına odaklandığımız için ilk basamağın küçüklüğü bizi tatmin etmez ancak o ilk basamağa basmadan da zirveye ulaşılmaz. Bu sebeple daha basamağa basmadan başarısız olmaktan korkacağımıza, o küçük basamağa basmayı denemeliyiz. Başarısız ya da başarılı oluruz bilemeyiz. Ancak bizler sonuçtan değil, süreçten sorumluyuz ve sonuca odaklanıp sürecin bereketini unutmamalıyız. Çünkü hiçbir şey anlamasak bile ‘’anlama çabası’’ içinde olmamız dahi Allah (cc) katında değerlidir.
Manevi Engel: Aklın Perdesi
İlim sadece bilgi öğrenmek ve bilgiyi istiflemek değil, bir nurdur. Bu nurun önündeki en büyük engel ise ‘’günahlar’’dır. Günahlar aklı perdeler, akıl ise ilim elde etmenin en önemli araçlarındandır.
İmam-ı Şafii(rha) bir şiirinde bundan şu şekilde bahseder: ‘’Vekî’a (hocası) hafızamın zayıflığından şikâyetçi oldum
O, bana günahları terk etmemi söyledi.
Şöyle dedi; “İlim, bir nurdur
Allahın nuru günahkara verilmez.”
Günahlarla bulanıklaştırdığımız bir zihne tertemiz bir nurun yerleşmesi çok zordur, belki de imkansızdır. İşte zihnimizin barikatlarından biri de ‘’günahlar’’dır.
Nereden ve Nasıl Başlayacağını Bilememek: Yöntemsizlik
‘’Nereden başlamalıyım?’’ sorusu cevaplanmazsa, zihin en kolay yol olarak ertelemeyi seçer. Çünkü zihin, net bir rotası olmayan işlerden kaçar. Kişi elini hangi kitaba atsa, diğerinin eksik kalacağını düşünerek hiçbirine başlamaz. Bu, yöntem ve usul bilmemekten kaynaklanır ve bir öğretici ve eğitici ile çizilecek bir yol ile düzeltilir.
Uygulanabilir Programın Olmaması
Kişinin en büyük eksikliklerinden biri de plansız ve programsız hareket etmesidir. Müslüman, gününü ve zamanını verimli kullanabilmek ve ilim öğrenebilmek için gücü nispetinde planlı olmalıdır. Bu plan, masa başına oturduğu an, ilim için de olmalıdır. Bu konuda yapılan en yaygın hatalardan biri de, kişinin uygulayamayacağı bir program yapmasıdır. Bir gün masa başında oturur, 10 saat çalışır ancak aynı gün pes eder. Bunun yerine her gün 1 saat çalışmak daha güzel ve verimli olandır. Kişi kendine uygun program ve çalışma yöntemini deneyip öğrenmelidir.
İlmi Sonraya Ertelemek
Belki de insanı masa başından en çok kaldıran engel budur. Kişi her zaman: ‘’Bunu yarın yaparım, sonra yaparım’’ der. Hayalinde her zaman ‘’yarın daha iyisini yapacak olan bir ben’’ vardır. Ancak yarınının garantisini ona veren kimdir?
Dış Uyaranlar
Zihin, sürekli internetten bir şeyler izlemek ile meşgul ise bu odak seviyesini ciddi derecede düşürür ve masada oturup odaklanarak bir şey okumak veya öğrenmek, çok yavaş gelmeye başlar. Çünkü zihin, hızlı ödül veren telefon ve internet gibi şeylere alışmıştır. Bunlar kişide dopamin seviyesini arttırır ve rahatlığa bağımlı hale getirir. Kişinin bu durumda bu uyaranlarla arasına bir mesafe koyması gerekmektedir.
Yol, sen yürüdükçe açılır. Allah (cc) yeniden başlayanların yardımcısıdır. Tam da bu yüzden kır barikatlarını! Bir bakarsın barikat dediğin şey, küçük bir taştan ibaretmiş..
selam hidayete tabi olanlara olsun,