sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HAC SURESİ 1. VE 5. AYET-İ KERİMELER

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HAC SURESİ 1. VE 5. AYET-İ KERİMELER
Ocak 7, 2026 09:56
11
A+
A-

HAC SURESİ

 

Hac Suresi yetmiş sekiz âyettir ve bir kısım âyetleri Mekke ile Medine arasında diğerleri ise Medine’de nazil olmuştur.

Bu Sure-i Celile, insanları, rableri olan Allah Teala’dan korkmaya davet ederek başlıyor, kıyametin ve onun dehşetine dikkat çekiyor.

Şeytanı dost edinen kimseyi o şeytanın cehenneme sürükleyeceği, tekrar dirilmekten şüphe eden insanların, akıllarım kullanarak ilk yaratılışlarını hatırla­maları öğütleniyor, hak olan Allah Teala’nm bildirdiği her şeyin gerçekleşeceği ve kabirdekilerin dirilip çıkarılacağı beyan ediliyor.

İnsanların bazılarının böbürlenerek Allah hakkında münakaşa ettikleri, Allah’ın, da bunlan dünyada rezil edeceği, âhirette ise bunlara yakıcı cehennem azabının erişeceği beyan ediliyor.

İnsanlardan bazılarının da Allah’a yanm yamalak ibadet ettikleri, kendile­rine bir iyilik dokununca rahatladıkları bir belaya uğradıklarında da tersine dön­dükleri ve bu halleriyle hüsranda oklukları ifade Duyuruluyor.

Allah’ı bırakıp başka şeylere tapanların sapıklık içinde oldukları, Allah’ın, İman edip salih amel işleyenleri ise cennetlere koyacağı. Allah’ın, Peygamberi­ne yardım etmeyeceğini sananların ise büyük bir gaflet içinde oldukları beyan ediliyor.

Göklerde ve yerdekilerin, güneşin, ayın ve yıldızların, ağaçlaım, hayvan­ların ve birçok insanların Allah’a secde ettikleri, birçoklarının da azabı hak et­tikleri, azabı hak edenlerin cehennemde çok çeşitli cezalara uğrayacakları ifade buyuruluyor. Buna mukabil iman edip salih ameller işleyenlerin de altlarından ırmaklar akan cennetlere konacağı müjdeleniyor.

İnsanları Allah’ın yolundan ve herkese eşit kılınan ve herkesin girebilece­ği Mescid-i Haram’dan, Kabe’den alıkoyan ve orada haktan sapıp zulmetmek is­teyenlere de can yakıcı bir azap erişeceği beyan ediliyor.

Sure-i Celile’de bundan sonra, Hz. İbrahim’e gelen vahiy özetle şöyle beyan ediliyor: “Biz, bir zaman İbrahim’e Kabe’nin yerini gösterip şöyle vahyettik. “Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evim olan Kabe’yi, tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rüku edenler ve secdeye varanlar için temizle.” İnsanları Hacca davet et. Gerek yaya olarak gerekse uzak yollardan gelen her zayıf (yola elverişli) bi­nekle sana varsınlar. Böylece onlar menfatlarını görsünler ve belli günlerde Allah’ın kendilerine nzık olarak verdiği hayvanları kurban ederken Allah’ın adı­nı ansınlar. Siz de onlardan yeyin, yoksula ve fakire yedirin. Sonra temizlikleri­ni yapsınlar. Kabe’yi tavaf etsinler. Kim, Allah’ın nişaneleri olan Hac ibadetleri­ne saygı gösterirse, şüphesiz ki bu, kalblerin takvasındandır.”

Sure-i Celile’de bundan sonra, eti yenen hayvanların, kesilirken üzerleri­ne Allah’ın adının anılması gerektiği, onların ancak usulüne uygun olarak kesil­dikten sonra etlerinin yenebileceği, kesilen kurbanların etlerinin veya kanlarının Allah’a ulaşamayacağı, Allah’a ancak takvanın ulaşabileceği beyan ediliyor.

Saldırıya uğrayan müminlere cihad etme izninin verildiği, Allah’ın, kendi yolunda cihad edenlere yardım edeceği beyan ediliyor.

Bundan sonra, kavmi tarafından yalanlanan Resulullah (s.a.v.) Allah Tea-la tarafından teselli edilmekte, daha önce Nuh, Âd, Semud, İbrahim, Lut, Musa kavimlerinin ve Medyenlilerin de Peygamberlerini yalanladıkları ve bu sebeple de ilahî azaba çarptırıldıkları açıklanıyor. Bunlar gibi nice kavimlerin helak ol­dukları, yeryüzünde gezip dolaşılarak bunların akıbetlerinin görülmesi tavsiye ediliyor.

Allah yolunda hicret edip te öldürülenleri Allah Teala’nın güzel bir rızık-la nzıklandıracacağı, onların cennetlere konulacağı ve Allah’ın herşeye kadir ol­duğu beyan ediliyor.

Sure-i Celile’de biz Müminlerin, Allah yolunda cihad etmemiz gerektiği, Allah Teala’nın bizi bu iş için seçip vazifelendirdiği, bizi “Müslüman” diye yine Allah Teaİa’nm isimlendirdiği, Allah’a ve onun emirlerine samimiyetle bağlan­mamız gerektiği beyan ediliyor ve en güzel dostun Allah olduğu ifade edilerek sure-i celile sona eriyor.[1][1]

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

 

1- Ey insanlar, rabbinizdcn korkun. Çünkü kıyametin sarsıntısı bü­yük bir şeydir. [2][2]

 

2-  Onu gördüğünüz zaman, her emzikli kadın emzirdiği çocuğunu unutup vaz geçer, her hamile kadın çocuğunu düşürür. Sen insanları sar­hoş görürsün. Aslında onlar sarhoş değillerdir fakat Allah’ın azabı şiddetli­dir.

Allah Teala bu âyet-i kerimelerde, kıyamet gününün dehşetini kullarına bildiriyor ve onların kıyamet gününe hazır olmaları için rablerinden korkmaları­nı, emirlerine itaat edip yasaklarından kaçınmalarını emrediyor.

Müfessirler, bu âyetlerde zikredilen o dehşetli ânın, kıyamet kopmadan önce mi yoksa kıyamet kopup, insanların, kabirlerinden çıkıp mahşere gitmeleri esnasında mı gerçekleşeceği hakkında iki ayrı görüş beyan etmişlerdir.

Şa’bî ve Alkame gibi bazı müfessirler bu dehşetli ânın, kıyamet kopma­dan Önce meydana geleceğini söylemişler ve bu hususta şu âyetleri zikretmişler­dir. “Yeryüzü şiddetle sarsılıp zelzeleye uğratıldığı,” “Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarıya attığı.” “İnsan “Ne oluyor bu yere?” dediği zaman[3][3] “Yer ve dağlar yerlerinden kaldırılıp tek bir çarpışla darmadağın edildiği zaman.” “Evet işte o gün, mutlaka gerçekleşecek kıyamet kopacaktır. [4][4]”Yer şiddetle sarsildiği zaman” “Dağlar didüc didik edilip uçuşan tozlar haline getirildiği zaman. [5][5]

Bazı müfessirler ise âyetlerde zikredilen bu dehşetli hallerin, kıyamet

koptuktan sonra meydana geleceğini söylemişler ve buna dair şu Hadis-i Şerif­leri zikretmişlerdir.

Ebu Saîd el-Hudrî diyor ki

“Bir gün ResuiuIIah (s.a.v.) şöyle dedi: “Aziz ve Celil olan Allah kıyamet gününde Adem’e hitaben şöyle diyecektir: “Ey Âdem,” Âdem de “Buyur rab-bim, emrine amadeyiz ve emirlerinle mutlu oluruz.” der. Bunun üzerine yüksek bir sesle şöyle nida edilir: “Allah sana, ziirriyetinden, cehennem ateşine girecek olan grubu ayırmam emreder.” Âdem: “Ey rabbim, cehennem ateşine girecek olan gurup kimdir?”‘ diye soracak. Allah: “Her bin kişiden dokuzyüz doksando-kuzudur.” diyecektir. İşte o zaman hamile kadın çocuğunu düşürecek, çocuklar

ihtiyarlayacak ve sen, insanları sarhoş olarak göreceksin. Halbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ıa-azabı pek çetindir.”

Resulullah bunları anlatınca insanlar çok endişelendi. Öyle ki yüzlerinin rengi değişti. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: “Cehennemliklerin do­kuzyüz doksan dokuzu, Ye’cüc ve Me’cüc den olacak. Biri ise sizden olacaktır. Sonra sizler insanların içinde, beyaz bir öküzün üzerindeki bir siyah tüy kadar siyah bir öküzün üzerindeki beyaz bir tüy kadar olacaksıni.z Umarım ki sizler cennetliklerin dörtte biri olursunuz.”

Bunu üzerine bizler “Allahu Ekber” diye tekbir getirdik. Resulullah “Umarım ki cennetliklerin üçte biri olursunuz eledi. Bizler yine, “Allahuekber” diyerek tekbir getirdik. Resulullah,” Umarım ki cenntİlklerin yarısı olursunuz” dedi. Yine bizler “Allahu Ekber” diye tekbir getirdik. [6][6]

İmran b.Husayn’dan ise şunlar rivayet edilmektedir:

“Resulullah bir sefere çıktığı sırada bu âyetler nazil oldu. Bunları oku­duktan sonra şöyle buyurdu: “Bu durumların hangi gün meydana geleceğini bi­liyor musunuz?” “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dedik. Resulullah: “Bu durum, Allah’ın Âdem’e: “Cehennem ateşine girecek gurubu cehenneme gönder.” dedi­ği gün olacaktır.” Buyurdu. [7][7]

Hz. Aişe (r.anh.) kıyamet gününün dehşetini beyan ederek şöyle diyor:

“Ben, Resulullah’in şöyle buyurduğunu işittimV’İnsanlar kıyamet günün­de yalınayak, çırılçıplak ve sünnetsiz olarak haşrolunacaklardır.” Dedim ki “Ey Allah’ın Resulü, kadın ve erkek bir arada olacaklarına göre birbirlerine bakma­yacaklar mı?” Resulullah buyurdu ki: “Ey Aişe, o gün durum, birbirlerine bak­malarına imkân vermeyecek kadar şiddetlidir. [8][8]

 

3- İnsanlardan öylesi vardır ki hiçbir İlme dayanmadan Allah ve sı­fatlan hakkında münakaşa eder, her azgın şeytanın ardına düşer.

Allah Teala bu âyet-i kerimede, öldükten sonra dirilmeyi ve Allah’ın, ölüleri diriltmeye kadir olduğunu inkar eden ve birtakım yakışıksız sıfatlan ona isnad eden ve bunları yaparken hiçbir ilme dayanmayan ve sadece Şeytanlara tâbi olan insanlan kınamaktadır, Bid1 atlara tâbi olanlar, haktan yüz çevirip sapık yollara düşenler bu tür insanlardır.

Zira bunlar, sadece kendilerini saptıranları dinlerler. Allah’ın, Peygambe­rine indirdiği hükümleri görmezlikten gelirler.

Süddî ve İbn-i Cüreyc, bu âyet-i kerimenin, Natlr b.Haris hakkında nazil oduğunu rivayet etmişlerdir. [9][9]

 

4- Şeytana şu yazılmıştır. Kim Şeytanı dost edinirse, o onu saptırır ve onu cehennem azabına sürükler.

Şeytan hakında şu hüküm verilmiştir: Allah’ın yarattıklarından kim ona tabi olursa Şeytan onu doğru yoldan saptırır, ve onu alev alev yanan cehennem ateşine sürükler. O halde niçin Şeytan’a tâbi olarak Allah hakkında tartışmaya girerler? [10][10]

 

5- Ey insanlar, eğer tekrar dirilmekten şüphe ediyorsanız (ilk yaratı­lışınızı bir hatırlayın) Yaratmadaki kudretimizi açıkça göstermek için biz sizi (aslınızı) topraktan sonra (onun neslini) nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da belli belirsiz bir çiğnem et parçasından yarattık. Dilediği­mizi belli bir vakte kadar rahimlerde tutar sonra da bebek olarak dünyaya getiririz. Daha sonra en güçlü çağınıza ermeniz için sizi büyütürüz. Kiminiz vefat ettirilir, kiminiz de ömrün en kötü devresine ulaştırılır ki, bilirken, hiçbir şey bilemez hale gelsin. Sen, yeryüzünü kupkuru görürsün. Fakat biz oraya su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her sınıftan güzel gü­zel bitkiler bitirir.

Allah Teala bu âyet-i kerime ile, insanlan öldükten sonra tekrar diriltip hesaba çekecek olmasını inkâr eden kâfirlere cevap veriyor ve onların, ilk yara­tılışlarına bakıp ondan ibret almalarını istiyor. Yeryüzünün yılda bir defa âdeta ölü hale getirilip tekrar diriltilmesiyle de Allah’ın, ölüleri diriltecek kudrette ol­duğunu gösterdiğini beyan ediyor. Ve buyuruyor ki: “Ey insanlar, ölmenizden sonra sizi tekrar diriltip kabirlerinizden çıkaracağımızdan şüphe ediyorsanız, ilk yaratılışınıza bir bakın da bu şüphenizden vazgeçin. Zira biz, atanız Adem’i top­raktan yarattık. Sonra insanları onun nutfesinden meydana getirdik. Sizler nutfe olarak annenizin rahmine düştükten sonra bir kan pıhtısı halini alıyorsunuz. On­dan sonra şekillendirilmiş/bir çiğnem et haline getiriliyorsunuz. Sizi bir anda yaram ayıp böyle tedrici bir şeklide var etmemiz, size kuvvet ve kudretimizi göstermek içindir.

Sizlerden dilediğimizi belli bir vakte kadar anne rahminde durdururuz. Sonra da bebek olarak dünyaya getiririz. Güçlü ve kuvvetli hale gelebilmeniz için sizi büyütürüz. İçinizden bazılarınız belli bi yaştan sonra vefat ettirilir, bazı­larınız ise Ömrünün en kötü devresine kadar yaşatılır ki daha önce birtakım şey­leri bildiği halde hiçbir şey bilemez hale gelsin.

Bir de şunu düşünün ki, yeryüzünün âdeta ölü hale geldiğini görürsünüz. Biz ona yağmurları gönderdiğimiz zaman yeryüzü harekete geçer, kabarır ve her çeşidinden güzei güzel bitkiler bitirir. Bu da, sizin öldükten sonra diriltilece-ğinize gücümüzün yettiğini gösterir. Siz, hiç öğüt almaz mısınız? [11][11]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.