sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

BELA VE İMTİHAN

Ocak 10, 2026 11:59
36
A+
A-

Bismillahirrahmanirrahim

BELA VE İMTİHAN

Hamd âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, din gününün sahibi ALLAH Azze ve Celle’ye olsun. Salât ve Selam örneğimiz, önderimiz, liderimiz kendisine uyulmadığı ve izinden gidilmediği müddetçe kurtuluşun mümkün olmadığı Hz. Muhammed(sav)’e âline ashabına olsun inşallah

Belâlarla imtihan hakkında İbn Kayyim el-Cevziyye, şu prensipleri sayar:

1- Mü‘mine isâbet eden belâ, kâfire isâbet eden belâdan daha hafiftir. Mü’mine isâbet eden şerler, sıkıntılar ve ezâların tamamı kâfirlere isâbet edenlerin çok aşağısındadır. Olaylar da bunlara şâhiddir. Aynı şekilde bu dünyada iyi insanların başına gelen belâlar, çoğu kez günahkâr, fâsık ve zâlimlerin başına gelenlerden daha azdır.

“(Bedir’de) İki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musîbet, (Uhud’da) kendi başınıza gelince, ‘Bu nasıl oluyor?’ dediniz ha! De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.” (Âl-i İmran: 3/165)

2- Mü’minin karşılaştığı belâlar, Allah’ın rızâsına ve O’nun affına ulaşma amacına yöneliktir. Allah’ın rızâsını kaybettiklerinde, mü’minlerin sabra ve O’nun affına yönelmeleri gerekir. Böylece belâların ağırlığı ve sıkıntısı üzerlerinden kalkar. Sabır ve af dileyerek karşılığını ödediklerinde üzerlerindeki meşakkatin zorluğu gider. Kâfirlerde ise ne rızâ amacı ve ne de af ümidi vardır. Sabrederlerse ancak hayvanlar gibi sabrederler. Allah Teâlâ onların bu hallerine şöyle dikkat çekmiştir:

“Düşmanınız olan kavmi arayıp takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Şayet siz acı çekiyorsanız, aynı şekilde onlar da acı çekiyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemedileri şeyleri umuyorsunuz.” (Nisâ: 4/104)

Onlar, mü’minlerle elem çekmek hususunda birleşiyorlar. Mü’minler ise onlardan, Allah Teâlâ’dan af ve yakınlık ümitleriyle ayrılıyorlar.

3- Âkıbet (istikbâl) müttakîler (Allah’tan hakkıyla korkanlar) içindir. Mü’min, Allah yolunda ezâ gördüğü zaman itaati, ihlâsı ve kalbinde bulunan imanî gerçekler oranında üzerindeki yükü kaldırır. Bu yük, ondan başka hiç bir kimsenin çekemeyeceği kadar şiddetlidir. Bunlar, Allah’ın mü’min kulundan belâları def etmesidir. Allah böylece ondan birçok belâları giderir. Kaçınılması mümkün olmayan ağırlık, sıkıntı, meşakkat ve bunlarla beraber gelen diğer dertlerin de ağırlıklarını ondan giderir.

4- Yüce sevgili uğrunda çekilen çilenin tadı hiç bir şeyde yoktur. Sevgi kalpte yerleşip orada derinleşince, sevenin sevdiği uğrunda çektiği sıkıntılar dert olmaktan ziyade tat verir. O yüce zâtı sevmek, O’nun rahmet ve ihsânını ummak, O’nun lutfu kadar kahrının da hoş olduğu anlayışına götürür. Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler dedirtir.

5- Günahın verdiği alçaklık, imanın verdiği sıkıntıdan daha şiddetlidir. Mü’minin ulaşamayıp, kâfirin, fâcirin ve münâfığın ulaştığı ün, zafer ve üstünlükler oldukça çok olabilir. Fakat bunlar, görünüşleri aksine bile olsa içlerinde büyük bir alçaklık ve âdilik gizlerler. Allah kendisine isyan edeni hakir düşürmekten çekinmez.

6- İmtihan, zaferin tamamlanması içindir. Mü’minin belâlarla imtihanı, onu içinde kaldığı takdirde helâk olacağı ve ecrinin azalacağı hastalıklardan kurtaracak olan bir ilâçtır. Belâ ve sıkıntılarla imtihan, onu bu hastalıklardan kurtarır, mükâfatının tamamlanmasını, derecesinin yükselmesini sağlar. Bilindiği gibi mü’min için bu imtihanın varlığı yokluğundan daha hayırlıdır. Rasulullah (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur:

Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki O, bir mü’min için hayrına olmayan bir şeyle hükmetmez. Bu, ancak mü’minler içindir. Şayet mü’mine bir iyilik isâbet ederse o buna şükreder ve kendisi için hayırlı olur. Şayet bir sıkıntı isâbet ederse sabreder. Bu da kendisi için hayırlı olur.”

Bu imtihanlar ve belâlarla sınanmalar zaferi, şerefi ve âfiyeti tamamlamak içindir. Bu sebeple insanlardan en çok sıkıntıyla karşılaşanlar peygamberlerdir. Sonra derece olarak onlara yakın olanlar gelir. Kişi dinine sahip çıktığı oranda belâlarla sınanır. Şayet imanı sağlamsa başına gelecek olan belâlar şiddetlenir; imanı azsa belâlar hafifler. Hiçbir hata yapmasa bile yeryüzünde yaşadığı müddetçe mü’minin belâlarla sınanması son bulmaz.

7- Belâlarla imtihan zarûrî bir şeydir. Bu dünyada mü’minin başına gelen belâlar düşmanlarının kendisine saldırması, ona galebe çalması ve ara sıra onu zelil düşürmeleri gerekli bir iştir. Ondan kaçınmak mümkün değildir. Bunlar, şiddetli hastalıklar, sıcaklar, sıkıntılar ve kederler gibidir. Bunlar tabiat için ve insanın bu dünyada gelişimini tamamlaması için gerekli bir iştir. Bu, insanlar için olduğu gibi çocuklar ve hayvanlar için de gerekli bir iştir. Bunlar, hikmet sahiplerinin en hikmetlisi olan Allah Teâlâ’nın hikmeti gereğidir. Şayet bu dünyada hayır şerden, fayda zarardan ve lezzet elemden ayrılsaydı bu dünya başka bir âlem olur; bu hayat, başka bir hayat olurdu. Hayırla şerrin, elemle lezzetin, faydayla zararın arasını birleştiren ilâhî hikmet zâyi olurdu. Birinin ötekisinden ayrılması ve âhirette herkesin yerini bulması mümkün olmazdı. Allah bu konuda şöyle buyurur:

Allah temizi murdardan/pislikten ayırır. Sonra murdarları/kirlileri birbiri üstüne yığar. Ve hepsini birden cehenneme atar. İşte onlar, hüsrâna uğrayanlardır.” (Enfâl: 8/37)

Devam edeceğiz inşallah.

Velhamdulillahirabbilalemin

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.