TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HAC SURESİ 21. VE 25. AYET-İ KERİMELER
21- Ayrıca onlar için demirden topuzlar vardır. [1][29]
22- Onlar, içine düştükleri sıkıntıdan dolayı ne zaman cehennemden çıkmak isteseler, her defasında oldukları yere döndürülürler. Onlara “Yakıcı azabı tadın.” denilir.
Allah Teala bu âyet-i kerimelerde, birbirleriyle cedelleşen hasımlardan, kâfirlerin, kıyamet gününde cehennemde nasıl dehşetli bir azaba uğratılacaklarını ve o azaplardan hiç kurtulamayacaklarını beyan etmektedir. Öyle ki elbiseleri ateşten olacak, başlarına dökülen kaynar sular yüzünden, karınlarında bulunan bağırsak ve diğer iç organları ve derileri eriyecektir. Onların, cehennemden çıkmalarına engel olacak olan ve ellerinde demir topuzlar bulunan cehennem Zebanileri bulunacaktır.
Resulullah (s.a.v.) bu topuzların ne kadar ağır olduklarını beyan ederek şöyle buyunnaktadır;
“Şayet o demir topuzlardan birisi yeryüzüne konacak olsa da, insan ve Cinler bir araya gelerek onu kaldırmaya çalışsalar yine de kaldıramazlar. [2][30]
Kâfirler cehennem ateşinin dehşetinden dolayı oradan kaçıp kurtulmak istedikleri zaman, cehennem Zebanileri tarafından tekrar oraya döndürülecekler ve onlara: Dünyada yaptıklarınızın karşılığı olarak tadın inkâr ettiğiniz azabı.” denilecektir. [3][31]
23- Şüphesiz ki Allah, iman edip salih ameller işleyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Onlar orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir.
Allah Teala bundan önceki âyetlerde, kâfirlerin cehennemde nasıl azap göreceklerini beyan ettikten sonra bu âyet-i kerimede de iman edip salih amel işleyen kullarını cennette nasıl mükâfaatlandıracağim beyan etmiştir.
Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde iman edenlerle inkarcılar peşpeşe zikredilmekte ve okuyucunun her iki sahneyi birden görmesi temin edilmektedir. Böylece insanların ibret alıp doğru yola gelmeleri temin edilmektedir. [4][32]
24- onlar, sözlerin güzelini söylemeye irşad edilmişler ve hamd’c layık olan Allah’ın yoluna ulaştırmışlardır.
Ayet-i kerimede zikredilen “Sözlerin en güzeli” ifadesi, çeşitli sekilerde izah edilmiştir. Bazı müfessirlere göre bundan maksat “Lâilahe İllallah” sözüdür. Bazılarına göre “Kur’an”dır. Bazılarına göre de bundan maksat “Lâilahe İl-lallahu Vallahu ekber Vel hamdü Lillah” “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah büyüktür. Hamd Allah’a mahsustur.” sözüdür.
Ibn-i Kesir, başka âyetlere dayanarak, buradaki “Sözlerin en güzeli.” ifadesinden maksadın, cennet ehlinin birbirlerini selamlamaları olduğunu söylemiştir. [5][33]
25- Şüphesiz, inkar edenlere, insanları, Allah’ın yolundan ve mııkîm-nı i safir, bütün insanlara eşit kıldığımız Mcscid-i HaranVdan alıkoyanlara ve orada haktan sapıp zulmetmek isteyenlere can yakıcı bir azap tattıracağız.
Allah Teala bu âyet-i kerimede, sıfatlarını belirttiği bir kısım kâfirlere can yakıcı bir azabı tattıracağını beyan etmektedir. Bu kâfirler, Allah’ı inkâr edenler, insanlan Allah’ın yolundan alıkoyanlar, Beytullah’i ziyarete gelen insanları oradan alıkoyanlar ve Beytullah’ta haktan ayrılarak insanlara zulmetmeye kalkışanlardır.
Âyet-i kerimede, Beytullah’ın, orada yaşayanlar için de dışarıdan gelenler için de eşit kılındığı beyan edilmektedir. Beytullah’ta insanların hangi hususlarda eşit oldukları, farklı şekillerde izah edilmiştir.
Katade ve Said b.Cübeyı’e göre bu eşitlik, Mekke’de kalma eşitliğidir. Abdullah b.Abbas da bu görüştedir. Bir kısım âlimler bu görüşe dayanarak Mekke’de bulunan evlerin satılamayacağını, kiraya verilemeyeceğini ve herkesin kulllanımına açık bulundurulması gerektiğini söylemişlerdir.
Müfessirlerin çoğunluğuna göre ise, insanların Mekke’de eşit olmalarından maksat, ibadette eşitliktir. Mekke’de bulunan kimsenin, orayı ziyarete gelip ibadet etmek isteyen kimseyi engellemeye hakkı yoktur.
İmam Şafiî bu görüşe dayanarak Mekke’de bulunan evlerin satılamayacağı ve kiralanamayacağı görüşünü reddetmektedir.
Taberi’ye göre ise bu eşitlik, Mekke’nin kudsiyetini korumakta , orada yapılan ibadetleri eda etmekte ve oranın dilediği yerinde kalmakta eşitliktir.
Ayette zikredilen “Mekke’de zulmetmekken maksadın ne olduğuna gelince Abdullah b.Abbas, Mücahid ve Katade’den nakledilen bir görüşe göre, burada zikredilen “ZulünV’den maksat, Allah’a ortak koşmak ve ondan başkasına kulluk etmektir.
İbn-i Cüreyc’in, Abdullah b.Abbas’taıî naklettiği diğer bir görüşe göre, “Mekke’de zulmetmekken maksat, orada haram olan şeyleri kasıtlı bir şekilde yapmaktır.
Bazılarına göre ise “Orada zulmetmek”ten maksat, yiyecekleri stok etmektir. Taberi ise “Orada zulmetmekken maksadın, “Allah’a yapılan her isyanı” kapsadığını söylemektedir. Zira âyette belli bir zulüm kastedildiğine dair herhangi bir işaret yoktur. [6][34]