TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HAC SURESİ 46. VE 50. AYET-İ KERİMELER
46- Onlar, hiç yeryüzünde dolaşmazlar mı? Bari bu yolla düşünecek kalblcrc ve işitecek kulaklara sahip olsalar. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, ama göğüslerdeki kalblcr körelir.
Allah’ın âyetlerini ve kudretini inkâr eden bu kâfirler hiç yeryüzünde dolaşıp daha önceki kâfirlerin nasıl helak okluklarını görmezler mi? Böylece kendilerinin, düşünen akılları, işiten kulakları olmuş olsun. İnat ve inkârlarından vazgeçip hakka yönelsinler. Zira asıl körlük, gözlerin maddi olarak görmemesi değil, kalblerin manen göımez hale gelmesidir. [1][54]
47- Onlar, senden, azabın hemen indirilmesini isterler. Allah, vaadinden asla caymaz. Şüphesiz rabbinin nçzdindcki bir gün, sizin hesabınızdaki bin yıl gibidir.
Ey Muhammed, kavminin kâfir ve müşrikleri, senin, kendilerine inkârları sebeiyle vaadettiğin azabın acele gelmesini ve dünyadayken onu görmeyi isterler. Şunu iyi bilsinler ki, Allah, vaadinden asla dönmez. Dünyada kendilerine vaad edilen azabı görecekleri gibi, âhirette de hak ettikleri azaba mutlaka uğrayacaklardır.
Âyet-i kerimede: “Rabbinin nezdindeki bir gün, sizin hesabınızdaki bin yıl gibidir.” buyurulmaktadır. Allah katındaki bu günün hangi gün olduğu hakkında çeşitli izahlar yapılmıştır.
Abdullah b.Abbas’dan rivayet edilen bir görüşe göre bu günden maksat, Allah Teala’nın, gökleri ve yeri yarattığı altı günden bir gündür.
Abdullah b.Abbas ve Mücahidden nakledilen diğer bir görüşe göre bu günden maksat, âhiret günlerinden bir gündür.
Allah Teala âyetin baş tarafında, kâfirlerin, vaad edilen azabı derhal istediklerini ve Allah’ın da vaadettiği azaptan dönmeyeceğini beyan ettikten sonra Allah katındaki bir günün bir güne denk olduğunu zikretmesi şu şekilde izah edilmektedir: Kâfirler, azabın acele gelmesini istemişler, Allah Teala da bu azabın geç kalmadığını beyan etmiştir. Zira Allah Teala nezdindeki bir gün, kulların hesapladığı bir güne denktir. Bu itibarla azap geç kalmış değildir.
Yahut, kâfirler azabı istemekte fakat azabın mahiyetini bilmemektedirler. Eğer onun gerçek mahiyetini bilmiş olsalar öyle bir azabın başlarına gelmesini hiçbir şekilde istemezler. Zira azabın şiddetinden dolayı, o azabı yaşadıkları her bir gün, normal günlerinin bin günü kadar uzun gelecektir. [2][55]
48- Nice zalim ülkelere, önce mühlet verdim, sonra da azabımla ya-kahverdim. Dönüş ancak banadır.
Allah Teala, bu âyet-i kerimede, azabı acele isteyen müşriklere, geçmiş ümmetlere önce nasıl mühlet verdiğini fakat sonunda onları mutlaka cezalandırdığını beyan ediyor. Böylece azabın acele gelmesini istemelerinin, sonunda kendilerini pişmanlığa ‘düşürmekten başka bir netice getinneyeceğini beyan ediyor. [3][56]
49- Ey Muhammcd, de ki: “Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Ey Muhammed, seninle Allah hakkında herhangi bir bilgiye dayanmaksızın tartışan kavminin müşriklerine de ki: “Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım. Dünyada Allah’ın gazabına uğrayacağınızı, âhirette de yine onun azabına düşeceğinizi haber veriyorum. Ben, bunun dışında herhangi bir şeye sahip değilim. İstediğiniz azabı erteleme veya hemen getirme gücüne sahip değilim. [4][57]
50- İman edip s.alih ameller işleyenlere, onlara mağfiret ve bol rızık vardır. [5][58]