TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HAC SURESİ 51. VE 55. AYET-İ KERİMELER
51- Âyetlerimiz hakkında (Peygamberi ve müminleri) acze düşürmek için koşuşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler.
Sizden, Allah’a ve Peygamberine iman eden ve iyi ameller işleyenlere, dünyada günahlamm affedilmesi, âhirette de güzel nzıklar vardır. Âyetlerimizi yalanlamaya, onlan hükümsüz hale getirmek için ellerinden geleni yapmaya koşuşan ve Peygamberi âciz düşüreceklerini zanneden kimselere gelince işte onlar cehennemliktirler. Onlar, kurdukları tuzaklarla insanları Kur’an’dan uzaklaştırmaya çalışırlar. Bunun cezasını ise cehenneme ginnekle çekeceklerdir. [1][59]
52- Biz, senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermedik ki, o, âyetleri okuduğu zaman, şeytan kendi arzusuyla ortaya birtakım şüpheler atmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın soktuğu şüpheleri giderir, Allah, âyetlerini mahfuz ve muhkem kılar,. Allah, herşeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bu âyet-i kerimenin izahında, Muhammed b.Kâ’b el-Kurezî, Muhammed b.Kays, Ebu Alîye, Said b.Cübeyr, Dehhuk, Abdurrahman b.Haris ve tbn-i Abbas’dan, senedi kopuk bir şekilde “Ğaranik” hâdisesi nakledilmektedir.
“Garanik” kelimesi “Kuğu kuşları” veya “Efendi gençler” anlamına gelmektedir. Müşrikler, Resulullah (s.a.v.)in, yeni nazil olan bazı âyetleri okurken, içinde putları Öven “Garanik” kelimesinin de bulunduğu bazı sözler söylediğini iddia etmişlerdir. Bu sebeple bu olaya “Ğaranik” olayı denmiştir.
Şunu hemen söyleyelim ki, iyi araştırmacı müfessirler böyle bir hadisenin meydana gelmediğini ve bu hususta nakledilen rivayetlere güvenilemeyeceğini zikretmişlerdir. •
Taberi, meydana geldiği iddia edilen bu “Garanik” hadisesini, Muhammed b.Kâ’b ve Muhammed b.Kays’dan özetle şöyle naklediyor:
Bir gün Resuluîlah (s.a.v.) Kureyş müşriklerinin çokça bulunduktan bir toplantı yerinde bulunuyordu. Orada bulunduğu sırada müşrikleri kendisinden kaçıracak herhangi bir âyetin inmesini temenni ediyordu. İşte o sırada Necm Suresi indi. Resulullah onu okudu ve “Şimdi siz, ilah olarak Lat’i, Uza’yı ve diğer üçüncüleri olan Menafi mı görüyorsunuz? [2][60] âyetlerine varınca Şeytan şu iki sözü araya sokuşturdu. “Bunlar yüce kuğulardır’? Bunların yani bu putların şefaatleri umulur.” Resulullah farkına varmadan bu sözleri söyledi, sonra devam ederek sureyi bitirdi. Sure bitince secdeye vardı. Onunla birlikte orada bulunan herkes secde etti. Ancak Velid b.Mıığire çok ihtiyar olduğu için secde edemedi. Fakat eliyle toprak alarak alnını ona koydu. Bütün müşrikler Resulullah’ın bu sözlerinden memnun oldular ve şöyle dediler: “Biz, Allah’ın, dirilten ve öldüren, yaratan ve nzıklandıran olduğunu biliyorduk. Fakat bu ilahlarımız, Allah katında bizim için şefaatçi olacaklardır. Madem ki sen onlara da bir paye verdin, artık biz seninle beraberiz.”
Akşam olunca Cebrail (a.s.) Resulullah’a geldi. Necm Suresini ona okutarak dinledi. Resulullah, Şeytan’in sokuşturduğu bu iki söze ulaşınca Cebrail (a.s.) “Ben bunları sana getirmedim.” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ben, Allah’a karşı iftirada mı bulundum?” Ben, Allah’ın söylemediği bir şeyi mi söyledim?” Bunu üzerine Allah Teala şu âyetleri indirdi: “Ey Muhammed, müşrikler, sana vahyettiğimizin dışında başka şeyleri bize karşı iftira etmen için, nerdeyse seni, vahyettiğimiz akkında fitneye düşüreceklerdi. İşte o zaman seni dost edinirlerdi” “Eğer seni, azimli ve sebatlı kılmasaydık, nerede ise onlara az da olsa meyledecektin.” “Eğer onlara biraz olsun meyletsey-din, dünya ve âhiretih azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra kendin için bize karşı bir yardımcı da bulamazdin. [3][61]
Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) devamlı üzüntülü bir halde yaşıyordu. Nihayet: “Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi gömedik ki, o, âyetleri okuduğu zaman, şeytan kendi arzusuyla ortaya birtakım şüpheler atmış olmasın. Fakat Allah, Seylan’ın soktuğu şüpheleri giderir. Allah, âyetlerini mahfuz ve muhkem kılar. Allah, herşeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” âyeti nazil oldu ve Resulullah (s.a.v.) üzüntüden kurtuldu ve kendisine Allah Teala tarafinda-dan gönderilen vahye şeytanın herhangi bir şey kalamayacağı bizzat Allah Teala tarafından teminat altına alınmış oldu.
Anlatılan bu “Garanik” hadisesini Habeşistan’a göç etmiş olan Müslümanlar duymuşlar ve Mekkelilerin loptan Müslüman olduklarını sanmışlar bu sebeple memleketlerine ve ailelerine dönmüşlerdir. Fakat döndükten sonra Allah Teala’nm, Şeytanın sokuşturduğu ifadeleri iptal etmesi üzerine müşriklerin tekrar dinden çıktıklarım görmüşlerdir.
Bu hadise farklı şekillerde rivayet edilmektedir. Fakat netice itibariyle hepsi de aynı sonuca varmaktadır.
Böyle bir hadisenin meydana gelmiş olamayacağını söyleyen iyi araştırmacı müfessirler, bu hususta özetle şöyle demişlerdir:
“Bu hadiseyi nakleden rivayetlerin hepsi, senedi kopuk rivayetlerdir. Senedi kopuk olan rivayetler ise sahih bîr yolla gelmemiştir. Buna rağmen, böyle bir hadisenin meydana geldiği farzedilecek olursa bu hadise şöyle olmuş olabilir: Resulullah (s.a.v) Necm suresini okurken Şeytan, müşriklerin kulağına yukarıda zikredilen o iki sözü söylemiş, müşrikler de o sözlerin, Resulullah tarafından söylendiğini sanarak Resulullah’tan memnun olmuşlar ve ona göre hareket etmişlerdir. Fakat gerçek anlaşılınca yine eski hallerine dönmüşlerdir.”
Bir kısım müfessirler de bu olayın hiç gerçekleşmemiş olduğunu söylemişler ve şöyle demişlerdir. “Resulullah (s.a.v.) masumdur. Ondan böyle bir şeyin meydana gelmesi mümkün değildir. Ayrıca şu âyeti kerimeler de böyle bir olayın meydana gelemeyeceğini beyan etmektedirler. “Eğer Muhammet!, kendinden bazı şeyler uydurup da bizim söylediğimizi iddia etseydi, elbette onu kuvvetle yakalar sonra da can damarını keserdik. Hiçbiriniz de buna mani olamazdı. [4][62] “Batmakta olan yıldıza yemin ederim ki, arkadaşınız Muhammed, ne doğru yoldan sapmış, ne de azmıştır; “O, kendi arzu ve nevasından konuşmaz.”
“Onun her konuştuğu, Allah tarafından vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir[5][63]“Eğer seni azimli ve sebatlı kılmasaydık, nerede ise, onlara az da olsa meyledecektin[6][64]
Diğer yandan, bu olay İbn-i Huzeymeye sorulduğunda o “Bu. zındıkların uydurmasıdır.” demiştir.
Beyhaki ise, bu olayın sabit olmadığım söylemiş ve bunu nakledenleri tenkit etmiştir.
Abdulah b.Abbas’dan rivayet edilmiştir ki,
Resulullah (s.a.v.) Necm Suresini okuyunca secde etmiş, onunla birlikte Müslümanlar, müşrikler, Cinler ve bütün insanlar secde etmişlerdir. [7][65]
Görüldüğü gibi Buhari, müşrik ve Müslüman bütün insanların secde ettiklerini, Abdullah b.Abbas’tan rivayet etmiş, fakat “Ğaranik” hadisesinden bahsetmemiştir. Bu da o olayın meydana gelmediğine bir delildir.
Sonra, Resulullah (s.a.v.) putları ortadan kaldırmak için gönderilmiştir. Onlara meşruiyet tanıması hiç mümkün müdür?
Aynca, Resulullah’ın, o dönemde, Kabe’nin yanında, kalabalık bir topluluğun içinde namaz kıldırması da mümkün değildi.
Bir de müşriklerin, Resulullah’a olan düşmanlıkları had safhaya varmıştı ve bu sebeple ondan duyacakları ve neticesinin nereye varacağım bilmedikleri bir sözden dolayı hemen ona inanmaları beklenen bir şey değildi. [8][66]
53- Şeytanın sokuşturduğu şüpheleri, kalblerindc hastalık bulunanlara ve kalbleri katılaşanlara bir imtihan kılmak için Allah böyle yapar. Şüphesiz ki zalimler hakka karşı tam bir muhalefet içindedirler.
Allah, Şeytanın sokuşturduğu şüpheleri giderir ve âyetlerini muhkem kilar ki, Şeytanın sokuşturduğu şüphelerle kalblerinde münafıklık ve şüphe hastalığı bulunanları ve Allah’a İman etmeye karşı kalbleri katı olanları imtihan etsin. Ey Muhammed, şüphesiz ki, kavminin müşrikleri olan zalimler, Allah’ın emirlerine karşı ayrılık içindedirler ve haktan çok uzaktırlar. [9][67]
54- Bir de kendilerine Mim verilenlerin, Kur’an’ın, rabbin tarafından gelen bir hak olduğunu bilip ona imanetmeleri ve ona gönülden bağlanmaları içindir. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri dosdoğru bir yola sevkeder.
Yine Allah, Şeytan’ın sokuşturduğu şüpheleri giderir ve âyetlerini muhkem kılar ki, kendilerine Allah tarafından ilim verilenler, Allah’ın indirmiş olduğu âyetlerin, rabbin tarafından gelen gerçekler olduğunu bilsinler ve onlara iman ederek gönülden bağlansınlar. Şüphesiz ki Allah, kendisine ve Peygamberine iman edenleri, Şeytanın sokuşturduğu vesveseleri iptal ederek doğru yola iletir. Böylece Şeytan’m tuzakları onlara zarar vermez. [10][68]
55- İnkâr edenler, kendilerine ansızın kıyamet gelineeye veya kısır bir gifrıün azabı çatmeaya kadar Kur’an’dan şüphe eder dururlar.
Âyet-i kerimede “Kısır bir gün” ifadesi geçmektedir. İkrime ve Dehhak’tan nakledilen bir görüşe göre buradaki “Kısır gün “den maksat,-kıyamet günüdür. Zira, kıyamet gününün gecesi yoktur.
Müeahid, Said b.Cübeyr, Katade ve.Ubey b.Kâ’b’dan-nakledilen diğer bir görüşe göre buradaki “Kısır gün”den maksat, Bedir savaşının yapıldığı gündür.
Bu güne “Kısır gün” denmesinin sebebi, kafirlerin ileri gelenlerinin geceye kadar bekletil mey ip, yani, akşamı göremeden öldürülmeleridir. Böylece Bedir günü onlar için gecesi olmayan kısır bir gün olmuştur,
Taberi bu son.görüşü tercih etmiş ve birinci görüşün alınması halinde âyette, münasip düşmeyen bîr tekrarın meydana geleceğini söylemiştir. Tube-ri’ye göre âyetin izahı şöyledir: “Kâfirler, kıyametin ânideirgeüp, onları, devamlı çekecekleri bir azaba sürüklemesine kadar veya onların Öldürülüp akşama kadar bekletilmeyecekler! kısır günün gelip karşılarına dikilmesine kadar. Kur’an hakkında veya Resulullahın secde etmesi hususunda yahut “Garanik” hadisesinden şüphe edip dururlar. [11][69]