TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HAC SURESİ 76. VE 78. AYET-İ KERİMELER
76- O, onların geçmişini ve geleceğini bilir. Bütün işler sonunda sadece Allah’a döndürülür.
Allah, Cebrail, Mikail gibi Meleklerden de elçiler seçip Peygamberlerine gönderir. Muhammed gibi insanlardan da elçiler seçer ve insanlara gönderir. Şüphesiz ki Allah, her şeyi çok iyi işitendir ve çok iyi görendir. Allah, elçi olarak gönderdiği Meleklerinin de, Peygamberlerinin de geçmişlerini ve geleceklerini çok iyi bilmektedir. Onlar, Allah’ın emrine muhalif hareket etmezler. Bütün işler sonunda Allah’a döner. Allah, kullarını ona göre cezalandıracak veya mükâfatı andıracaktır.
Müşikler “…Kur’an aramızda Muhammed’e mi indirildi? [1][90]demişlerdir. Allah Teala bu ve benzeri âyetlerle onlara cevap vermekle ve dilediğini Peygamber seçmekte serbest olduğunu bildirmektedir. [2][91]
77- Ey iman edenler, rüku edin, secdeye varın, rabbinize ibadet edin ve hayır işleyin ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler, namazlarınızda Allah’a rüku edin, ona secde edin. Rab-binize itaat ile kulluk edin. Size emrettiği hayır işlerini yapın ki kurtuluşa ermiş olasınız. [3][92]
78- Allah yolunda hakkıyla cihad edin. O, (dini için) sizi seçti. Atanız ibrahim’in dininde olduğu gibi si/,c de dininiz İslâm’da bir güçlük yüklcmc-di. Daha önce de bu Kur’an’da sizi “Müslümanlar” dîye o isimlendirdi. Böylece Peygamber size şahit olsun, siz de bütün insanlara şahit olasınız. Namazınızı dosdoğru kılın, zekâtınızı verin ve Allah’a samimiyetle bağlanın. Sizin dostunuz O’dur. O ne güzel dosttur, ne güzel yardımcıdır.
Allah Teala bu âyet-i kerimede birkaç hususu bir arada zikretmiştir. Bunları şöyle özetlemek mümkündür:
“Allah yolunda hakkıyla cihad edin.” Allah yolunda hakkıyla cihad etmek, kişinin, bu yolda bütün gücüyle mücadele vermesidir. Malıyla, canıyla ve diliyle İslâmı savunması, kâfirlere karşı durmasıdır.”
İbn-i Cüreyc, Abdullah b.Abbas’ın bu âyet-i kerimeyi “Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmayın.” şeklinde izah ettiğini rivayet etmişse de Ta-beit âyetin, bilinen manâsıyla Cihadı kastettiğini söylemiştir.
“Allah sizi, dini için seçti.” Allah, siz Muhammed ümmetini, İslam dini için seçti. Düşmanlarına karşı savaşmak için tercih etti.” Bu ifadeden, Muhammed ümmetinin diğer ümmetlerden daha üstün olduğu anlaşılmaktadır.
“Atanız İbrahim’in dininde olduğu gibi, size de dininiz İslam’da bir güçlük yüklemedi.” Sizlere, dini ibadetlerinizde, gücünüzün yetmediği bir şeyi yük-lemedi. Bu ifade İslâm dininde bir zorluğun olmadığını ortaya koymaktadır. Bütün mükellefiyetler, kul’un gücünün yetmemesi halinde ya hafifletilmiş veya tamamen ortadan kaldırılmıştır. Su bulamayanın teyemmüm etmesi, seferi olanın namazı iki rekat kılması, yine yolculuk sırasında orucun tutulmayabilmesi, kişinin zekat verecek malının elinden çıkması halinde, zekat mükellefiyetinin düşmesi, bu çeşit kolaylıklara birer misaldir.
Ayrıca İslâm’ın emirlerine karşı gelenin tekrar hakka yönelmesi için yollar kolaylaştırılmış, bazı günahlara tevbe ile bazılarına keffaretle, bazılarına da kısasın icra edilmesiyle affedilme yolu açılmıştır. Bütün bunlar birer kolaylıktır.
“Daha önce de bu Kur’an’da sizi ‘Müslümalar1 diye Allah isimlendirdi.” Ey, Muhammed’e iman eden müminler, Kur’an’dan önce indirilen semavi kitaplarda da, bu Kur’an’da da size Müslüman’ adını veren Allah’tır. Kâfirlerin ise başka isimler takmaya hakları yoktur.
“Allah sizi seçti ki, böylece Peygamber size şahit olsun, siz de bütün insanlara şahit olasınız.” Ey müminler, Allah sizi seçip size ‘Müslüman’ adını verdi ki, kıyamet gününde Muhammed, Allah’ın kendisine gönderdiği dini tebliğ ettiğine dair size şahit, olsun. Sizler de Kur’an’dan Öğrendiğinize güre, bütün Peygamberlerin, kendilerine gönderilen dinlerini ümmetlerine tebliğ ettiklerine dair şahit olasınız. Böylece kimse suçluluktan kurtulmak için mazeret buiama-sın.
“Namazlarınızı dosdoğru kılın, zekâtınızı verin ve Allah’a samimiyetle bağlanın.” Allah’ın sizi seçmesi ve bütün ümmetlere şahit kılması nimetleri karşılığında ona şükredin, namazınızı dosdoğru kılın, Allah’ın size verdiği mallardan, fakirlerin hakkı olan zekâtı verin ve bütün işlerinizde Allah’a güvenin; Zira sizi muhafaza eden dostunuz O’dur. O, ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır! [4][93]