HAKİKATİ UNUTTURAN BİR AFET TÛL-İ EMEL
HAKİKATİ UNUTTURAN BİR AFET TÛL-İ EMEL
Hamd Alemlerin rabbi olan Allaha salat ve selam Hz Muhammed sav selam ashabına ehli beytine ve bütün müminlerin üzerine olsun
Tûl-i emel; insanın dünya hayatında ebedî yaşayacak gibi plan ve program içinde olup, çok uzun emeller beslemesine denir Kelimenin bire bir manası ise; insanın emelini uzun tutması demektir. İnsanın emeli çok uzun, lakin ömür sermayesi çok kısadır. Demek bu uzun emel duygusunun tatmin olacağı âlem, bu dünya değildir.
Tûl-i emel; hırs, açgözlülük, tama, bitmez tükenmez hırs ve arzu manalarına da geliyor.
.
Peygamber efendimiz, üç tane çubuk aldı. Birini önüne, birini de yanına dikti. Diğerini de uzaklara attı. Sonra, (Bu çubuk insan, yanındaki de eceli, uzaktaki ise emelidir. İnsan emellerinin peşinde koşar; fakat eceli onu yakalar, emeline ulaşamaz) buyurdu.
Tûl-i emelin iki sebebi vardır:
a.Dünya sevgisi
Peygamber Efendimiz (asm)’in; “Bütün hataların başı dünya sevgisidir.” (bk. Süyûtî, el-Fethu’l-kebîr, 2/68) buyurmuştur
İnsanoğlu dünya ile, dünyanın zevkleriyle aşırı bir şekilde ünsiyet(yakınlık arkadaşlık alışkanlık) edip ona daldığı vakit, dünya sevgisiyle dolu olarak artık dünyadan ayrılmak onun ağırına gider dünyalıktan ayrılığın sebebi olan ölümü düşünmek bile istemez. İnsan, hoşuna gitmeyen, hoşlanmadığı veya korktuğu şeyi kendisinden uzaklaştırmak ister. Aynı zamanda insanoğlu birçok boş kuruntular ile de doludur. O, birçok şeyi arzular. Arzusuna uygun olan da dünyada uzun süre yaşamaktır. O, kendi kendine, devamlı olarak yaşama kuruntuları yapar. Uzun süre yaşamak için muhtaç olduğu ev, mal, evlat, dost, binit ve diğer dünya sebeplerini hazırlamaya çalışır. Kalbini bunlara bağlar. Böylece ölümü unutur ve onun yaklaştığını düşünemez. Allah (c.c), Kur’an-ı Kerîm’de, dünya hayatının bir imtihandan ibaret olduğunu (Mülk, 67/2), onun bir oyun, bir süs, insanlar arasında bir övünme, mal ve evlatta bir çoğalış, bir gurur (aldanış) olduğunu (Hadîd, 57/14) açıklayıp, buna benzer özelliklerinden dolayı dünya hayatının insanları aldatmaması gerektiği (Lokman, 31/31) uyarısında bulunmaktadır.
- Cehâlet: İnsan bazan gençliğine güvenir, ölümü uzak görür. Halbuki ölümün kime ne zaman geleceği bilinmez. İnsan bazan da sıhhatli olduğu için ölümü uzak görür. Halbuki nice sağlam kimselerin âni olarak öldüğünün farkında değildir. Akıllıca yapılacak iş, ölümün her an gelip kapıyı çalacağı düşünülerek ölüme hazırlıklı olmak, “ileride yaparım” sözünün sırf cehâlet ve gaflet olduğunu ve dünya sevgisinden ileri geldiğini bilip bundan kurtulmanın yollarını aramak olacaktır.
Ali radıyallâhu anh şöyle buyurdu:
“Sizin hakkınızda ancak iki şeyden korkuyorum: Bitip /tükenmeyen (Tûl-i emel) arzu ve hevâya (arzulara) uyma.
Şüphesiz Tûl-i emel, âhireti unutturur.
Hevâya (arzulara) uymak da haktan uzaklaştırır.
“Dünya arkasını dönerek gitmiş, âhiret yüzünü çevirmiştir.
Her ikisinin de oğulları(sevip ,besleyip büyüttükleri ) vardır.
*Siz, âhiret oğullarından olunuz, dünya oğullarından olmayınız.
*Şüphesiz bugün amel var, hesap yoktur, yarın ise hesap var, amel yoktur.”
Abdullah bin Mübârek, Zühd, 255.
Hasan el-Basri şöyle demiştir:
*”Ey Ademoğlu sakın ha erteleme! Zîra bugün senindir, yarın ise senin değildir. Eğer yarını elde edersen, tıpkı bugünü elde ettiğin gibi onu değerlendir. Eğer yarına çıkamazsan, bugün yapmadıklarından dolayı pişman olmazsın.”
O yine şöyle demiştir: “Öyle topluluklara yetiştim ki, onlar dinar ve dirhemlerinden daha çok zamanlarını nasıl geçirdiklerine önem veriyorlardı.”*
Abdullah bin Mübârek, Zühd, 8.
Uzun emel ahireti unutturur, nefsin isteklerine uymak ise kişiyi doğru yoldan saptırır. Dünya sevgisini gönülden çıkarıp atmak cidden zordur Allahın merhamet ettikleri müstesna. Bu zorluğu başarmak ahiret gününe oradaki büyük mükâfata inanmak ve ona göre haraket etmeye çalışmak ve ölümü düşünmekle mümkündür.
Rabbim bizleri Tûl-i emelden Muhafaza eylesin kasr-i emele(kanaat ve tok gözlü olup, insanın hemen ölecekmiş gibi ahiret için çalışmasıdır) muvaffak eylesin