sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 68. VE 69. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 68. VE 69. AYET-İ KERİMELER
Mart 4, 2026 09:57
5
A+
A-

Allah Tealâ’nın Oğlu Olduğunu Söyleyerek Şirk Koşmak

 

68- Müşrikler “Allah çocuk edindi” dedi- ler. Haşa, Allah bundan münezzehtir. O  hiçbir şeye muhtaç değildir. Göklerde  ve yert*e ne varsa hepsi O’nundur. Bu  iddialarınıza hiçbir deliliniz de yoktur.  Siz, Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi  mi söylüyorsunuz?

69 ‘De ki: Allah<a karşı yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremeyeceklerdir.  ^0″ Onlar için dünyada geçici bir hayat vardır. Sonra dönüşleri yine bizedir.

Ondan sonra da Biz onlara inkâr etmeleri sebebiyle şiddetli azabı tattıracağız.

 

Açıklaması

 

Bu ayetlerin konusu Allah’ın evlâdı olduğunu iddia eden müşriklere, Ya­hudilere ve Hristiyanlara reddiyedir.

Müşrikler “Melekler Allah’ın kızlarıdır”, Yahudiler “Üzeyir Allah’ın oğlu­dur”, Hristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğludur” dediler.

Haşa Allah evlât edinmekten münezzehtir, çok uzaktır. Bu ifade onların batıl sözlerine karşı hayret etmek içindir. Çünkü çocuk edinmek ancak çocuk beklenmesi tasavvur edilen kimse için doğru olabilir. Allah’ın -haşa- ne ana-ba-bası vardır, ne de evlâdı!

“O hiçbir şeye muhtaç değildir.” Bu Allah’ın münezzeh olmasının illetidir. Yani Allah kendisinden başka her şeyden müstağnidir. Her şey O’na muhtaçtır. O’nun ise asla çocuğa ihtiyacı yoktur. Çocuk edinmek ise ihtiyaçtan doğmakta­dır.

“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur.” O’nun yarattığı şeylerden na­sıl evlâdı olabilir? Her şey O’nun mülkü ve kuludur. O göklerin, yerlerin ve iki­si arasındaki her şeyin yaratıcısıdır. Mahlûkatından hiçbir şey O’na benzemez. O yarattıklarından hiçbirine muhtaç değildir. Bilakis her şey O’na muhtaçtır. Göklerde ve yerde olan her şey mülk, yaratık, kul ve tasarruf olarak O’nundur. Bu hususta hiçbir şey O’na ortak olamaz. Yoktan var eden, hayatı ve hayatın zaruri ihtiyaçlarını bahşeden bir yaratıcı nasıl bir yaratığı, bir kulunu rızık gi­bi maddî şeylerde, yardım etme, destekleme ve kuvvet verme gibi manevî hu­suslarda kendisine muhtaç olan bir varlığı evlât edinebilir.

“Bu iddialarınıza hiçbir deliliniz de yoktur.” Sizin söylediğiniz bu yalan ve bühtanda iddialarınızın hiçbir delili yoktur.

Siz, Allah’a bilmediğiniz bir şeyi, gerçek olmayan bir sözü mü söylüyorsu­nuz? Siz aklen doğru olmayan ve kendisine nispet edilmesi gerçek olmayan bir şeyi mi O’na nispet ediyorsunuz.

Bu ifade yüzlerine çarpma ve azarlamadır, yahut yadırgama veya kuvvetli bir uyarı, şiddetli bir tehdittir.

Beyzavî diyor ki: Bu ifadede delili olmayan her sözün bilgisizlik olduğuna, inançlar hususunda mutlaka kesin delil bulunmasına ve bu konuda körükörü-ne taklit etmenin geçerli olmayacağına işaret vardır.

Bu ayetin bir benzeri de şu ayetlerdir: “Müşrikler, Rahman olan Allah ço­cuk edindi, derler. Yemin olsun ki siz ortaya çok çirkin bir şey getirip iftira attı­nız. Rahman olan Allah’a çocuk isnat ettiler diye neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar parçalanıp dağılacaktı. Oysa Rahman olan Allah’ın çocuk edinmesi asla şanına yakışmaz. Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahman olan Allah ‘in huzuruna bir kul olarak çıkmasın. Şüphesiz Allah (onları ilmiyle kuşatmış) kendilerine ve yaptıklarını bir bir say­mıştır. Kıyamet günü onların herbiri Allah’ın huzuruna tek başına çıkacaktır.” (Meryem, 19/88, 95).

Bundan sonra Cenab-ı Hak Allah’ın oğlu olduğunu iddia ederek Ona ya­lan yere iftira edenlerin asla kurtuluşa eremeyeceklerini bildirdi ve bu görüşün Allah’a iftira olduğuna ve O’na lâyık olmayan bir yakıştırma olduğuna işaret ederek, böylelerini azabıyla korkuttu:

“De ki: Allah’a karşı yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremeyeceklerdir.” Ey Rasulüm onlara şöyle söyle: Allah’a ortak nispet ederek veya çocuk edindi­ğini söyleyerek yalan uyduranlar dünyada da ahirette de kurtuluşa ve saadete eremeyeceklerdir.

Dünyada Allah onlara imkân verecek ve biraz hayat hakkı tanıyacak, ahi­rette ise onları sert ve şiddetli bir azaba, uğratacaktır. Yani onlara dünyada kı­sa bir müddet dünya nimetlerinden istifade etme imkânı vardır. Öldükten son­ra dönüşleri bizedir. Kıyamet günü haşrin ve hesap görmenin dehşetli sahnele­ri arasında Rablerine döneceklerdir.

“Ondan sonra da biz onlara inkâr etmeleri sebebiyle şiddetli azabı tattıra­cağız. ” Onlar ebedî bedbahtlığa uğrayacaklar, iddia ettikleri yalan ve iftiralarla Allah’a yalan uydurmaları, Allah’a iftira etmeleri ve küfretmeleri sebebiyle ce­hennem ateşinde acıklı, can yakıcı çok katı, çok şiddetli bir azapla azap göre­ceklerdir.

Bu ayette kâfirlerin kesin bir kayba, zarara uğrayacaklarına işaret edil­mektedir. Çünkü dünyada maddî-manevî menfaatleri elde etmek suretiyle elde ettiklerini sandıkları başarının ahirette kaybedecekleri büyük sevap, ebedî cennetlerdeki daimi nimetler karşısında hiçbir değeri yoktur. Çünkü dünyanın Allah nezdinde bir sivrisinek kanadı kadar değeri yoktur. [1][31]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.