sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 75. VE 78. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 75. VE 78. AYET-İ KERİMELER
Mart 6, 2026 09:57
6
A+
A-

Hz. Musa (A.S.) Ve Firavun Kıssası -1-Hz. Musa (A.S.) İle Firavun Arasındaki Konuşma

 

75-  Onlardan sonra Musa ve Harun’u, Firavun ve topluluğuna mucizelerimiz­le gönderdik. Fakat onlar büyüklük tas­ladılar ve günahkâr bir kavim oldular.

76-  Tarafımızdan onlara hak gelince “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir” dediler.

77-  Musa, “Size gelen bu gerçeğe dil mi uzatıyorsunuz? Bu hiç sihir olabilir mi? Sihirbazlar asla kurtuluşa eremezler” dedi.

78- Onlar da (Musa’ya) “Sen bizi ataları­mızı üzerinde bulduğumuz dinden çevi­rip yeryüzünde idare ikinizin olsun di­ye mi, bize geldin? Biz, ikinize de inan­mıyoruz” dediler.

 

Açıklaması

 

Bu ayetlerde Hz. Musa (a.s.) kıssasının ilk bölümü yer almaktadır. Ayetle­rin geniş manası şu şekildedir:

Bu peygamberlerden sonra biz Musa ve kardeşi Harun’u Mısır kralı Fira­vun ile etrafındaki adamlarına gönderdik.

Diğer insanlar iman ve küfürde bunlara tabi oldukları için burada zikre-dilmemişlerdir.

Bu iki peygamberi Araf suresinde zikredilen mucizeler[1][35] ve diğer mucize­lerle gönderdik. Fakat onlar hakka uymayıp, hakka boyun eğmeyip, Musa ve Harun (a.s.)’a iman etmeyerek büyüklük tasladılar. Böylece günahkâr, suç işle­meyi alışkanlık haline getiren, kâfir, büyük günahları çekinmeden işleyen, suç işlemekte, haksızlık yapmakta ve yeryüzünde fesat çıkarmakta kökleşmiş bir kavim oldular.

Musa (a.s.) onlara gerçek ulûhiyet ve rububiyeti gösteren delilleri getirin­ce inat ederek, isyan ederek ve nefsî arzularını tatmin etmek için “Bu gerçek apaçık bir sihirbazlıktır” dediler. Bu ifadede yer alan tekit harfi olan “gerçek­ten” manasına gelen “inne” kelimesi, “bu” manasındaki isnı-i işaret, haberin başındaki “lâm” ve cümlenin isim cümlesi oluşu onların bu ifadedeki tekitleri­ni, kesin olarak böyle inandıklarını gösterir. Ancak onlar da bu söylediklerinin yalan ve iftira olduğunu gayet iyi biliyorlardı. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle bu­yurmuştur: “Vicdanları (bu mucizelerin) doğruluğuna kanaat getirdiği halde, sırf haksızlık ettikleri ve büyüklük tasladıkları için o mucizeleri inkâr ettiler.” (Nemi, 27/14).

Musa (a.s.) onların bu ifadelerini reddetmek ve azarlamak kasdıyla şöyle dedi: “Siz batıl olan sihirbazlıktan son derece uzak apaçık hak olan bir şey için “Bu sihirdir” demekle bu gerçeğe dil mi uzatıyorsunuz? Hayret doğrusu sizlere! Bu, hiç sihir olabilir mi? Halbuki siz sihrin sadece hayalî ve göz boyamadan ibaret olduğunu biliyorsunuz. Eğer sihir olsaydı neticede bozulur ve sihirbazla­rın sihrini de iptal etmezdi. Sihirbazlar gerçekler sahasında, dinî meselelerde, hayatın asıl şartlarında ve memleket kurmada başarılı olamazlar. Çünkü sihir­bazlık bir göz boyama ve el çabukluğundan ibaret olup gerçeği asla değiştire­mez.

Onların “Bu bir sihirdir” sözü hazfedilmiştir. “Siz gerçeğe dil mi uzatıyor­sunuz?” sorusu inkâr içindir. Bundan sonra “Bu hiç sihir olabilir mi?” şeklinde­ki diğer bir inkâra geçti. Firavun ve kavminin bu sözlerini inkâr için onların ikinci ifadeleriyle yetinip birinci ifadeleri hazfedilmiştir.

Firavun kavmi de Hz. Musa (a.s.)’nın bu sözüne karşılık, babaları ve ata­ları körükörüne taklit etme, eski âdetlerin ve batıl dinî inanışların mirasçısı ol­maktan başka tutunacakları bir şey bulamayan güçsüz ve delilleri iflâs etmiş insanlar gibi şu cevabı verdiler: “Ya Musa! Sen bizi babalarımızın ve atalarımı­zın dininden çevirmeye ve böylece ikiniz yeryüzünde dinî ve dünyevî başkanlı­ğı, azameti, hakimiyet ve saltanatı ele geçiresiniz diye mi bize geldin? Biz eski­lerin ve ataların dinine aykırı olan ve bizi çağırdığınız bu yeni dininize inanmı­yoruz.”

Peygamberlerin yalanlanmasının sebebi daima bu olmuştur.

Firavun ve kavmi önce Hz. Musa (a.s.)’yı muhatap aldılar. Çünkü onları getirdiği kitaba iman etmeye ve Allah’ın birliğini kabul etmeye, putlara tapın­mayı terk etmeye davet eden o idi. Sonra davetin maddî meyveleri olan nüfuz, sulta ve azamet sahibi olma hususunda Hz. Musa (a.s.) ile birlikte kardeşini de muhatap kabul ettiler. [2][36]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.