TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA FURKAN SURESİ 71. VE 75. AYET-İ KERİMELER
71- Kim tevbe edip salih amel işlerse, şüphesiz o, Allah’a hakkıyla yönelmiş olur.
Allah Teala bundan önceki âyette, Allah’a ortak koşan, Allah’ın haram kıldığı cana kıyan ve zina yapan kişilerin, tevbe etmeleri halinde atfedilebileceklerini beyan ettikten sonra bu âyet-i kerimede genel bir hüküm koyuyor ve her tevbe edip salih amel işleyenin, Allah’a tevbe etmiş ve ona yönelmiş olâcağım beyan ediyor. Bu hususta başka âyetlerde de şöyle buyuruluyor: “Kim bir kötülük işler veya nefsine zulmeder de sonra Allah’tan bağışlanmasnı dilerse, Allah’ı, mağfiret ve merhamet edici olarak bulur. [1][77]“Ey Muhammed, kullanma şöyle dediğimi söyle: “Ey kendi aleyhlerine haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki o, çok affeden ve çok merhamet edendir. [2][78]
72- Ve yine rahman olan Allah’ın kulları, yalan yere şehadet etmezler. Boş söz veya çirkin bir davranışla karşılaştıkları zaman vakarla oradan geçip giderler.
Allah Teala bu âyet-i kerimede de salih amel işleyen kullarının sıfatlarını zikretmektedir. Bu âyette geçen “Yalan yere şehadet etmezler.” ifadesi, Dehhak ve İbn-i Zeyd tarafından “Allah’a ortak koşmazlar.” şeklinde, Mücahid tarafından “Şarkı dinlemezler.”, İbn-i Cüreyc tarafından “Yalan söylemezler.” şeklinde izah edilmiştir. Taberi, kelimenin aslının “Bâtıl bir şeye şehadet etmezler.” mânâsında olduğunu bu itibarla bu ifadenin bu izah şekillerinden hepsini kapsadığım söylemiştir.
Âyet-i kerimenin son bölümünde, rahman olan Allah’ın kullarının: “Boş söz veya çirkin bir davranışla karşılaştıkları zaman vakarla oradan geçip gidecekleri.” zikredilmektedir. Burada geçen boş söz ve çirkin davranıştan maksat, bazı müfessirlere göre, edepsizce söylenen sözlerdir. Bazılarına göre de, müşriklerin tavır ve hareketleridir. Diğer bazılarına göre ise bunlar, bütün günahlardır. Taberi, âyet-i kerimenin, bütün bu görüşleri kapsadığını zikretmektedir. [3][79]
73- Onlar, kendilerine rablerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman o âyetler karşısında sağır ve kör gibi davranmazlar.
Rahman olan Allah’ın, salih kullarına, herhangi bir kimse tarafından Allah’ın varlığını güç ve kudretini gösteren delilleri hatırlatıldığı zaman onlar, görmeyen körler ve İşitmeyen sağırlar kesilmezler. Bilakis onların kalbleri uyanıktır. Allah hakında zikredilenleri anlarlar, öğüt ve nasihatlarım dinlerler ve onların doğrultusunda hareket ederler.
Müminlerin vasıflanın beyan eden başka bir âyette de şöyle buyurul-maktadır: “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah zikredildiği zaman kalbleri ürperir. Allah’ın âyetleri onlara okunduğu zaman imanlarını artırır ve sadece rablerine güvenirler. [4][80]
74- Onlar: “Ey rabbimiz, bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan, gözlerimizin aydınlığı olacak (Bizi memnun edecek) kimseler ihsan eyle. Bizi, takva sahiplerine Önder kıl.” derler.
Gözleri aydın edecek ve rahman olan Allah’ın kullarını memnun edecek çocuk ve eşlerden maksat, Alah’m emirlerini tutan ve yasaklarından kaçınan çocuk ve eşlerdir. Zira bir mümin ancak öyle bir çocuk ve eşinden memnun olabilir. Ve yine mümin, öyle bir eşinin ve çocuğunun cehennemde yanmasını istemez.
Âyet-i kerimenin son bölümünde: “Sen bizi, takva sahiplerine önder kıl.” buyurulmakadır. Rahman olan Allah’ın kullan, kendilerinden sonra gelecek olan evlatlarının da hak yolda kendilerine uymalarını ve hidayetten ayrılmamalarını istemişlerdir. Zira kişinin geride kalan çocuğunun kendisine dua etmesi, ölümünden sonra işleyen üç amelden biridir. Bu hususta Peygamber efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İnsanoğlu öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç amel müstesna. Devam eden sadaka, kendisinden faydalanılan ilim ve geride kalan ve kendisine dua eden salih evlat. [5][81]
75- İşte onlar, sabretmelerinin karşılığı olarak cennetin yüksek koşk-Icriyle mükâfatlandırılacaklardır. Onlar orada selam ve saygıyla karşılanacaklardır. [6][82]
76- Onlar orada ebediyyen kalacaklardır. O ne güzel bir karargâh, ne güzel bir mekândır.
Allah Teala bu âyetlerde, yukarıdan beri sıfatlarını beyan ettiği salih kullannm mükâfaatİanm zikretmektedir. O mükâfaatlar da cennetin yüce makamlarına konmak, orada Melekler tarafından selamlanmak ve saygı gösterilmek ve en güzel bir karargâh olan cennette ebedi olarak kalmaktır. Bu da mükâfatların en güzelidir. [7][83]
77- Ey Muhammcd, de ki: “İmanınız olmadıktan sonra rabiniz size niye değer versin? Siz ise, Peygamberlerin getirdiklerini yalanladınız. Bu sebeple azap yakanızı bırakmayacaktır.
Abdullah b.Mes’ud, Übey b.Kâ’b, Muhammed b.Kâ’b, Mücahid, Deh-hak Katade ve Süddî’ye göre “Azap yakanızı bırakmayacak.” ifatlesindekı azaptan maksat, müşriklerin, Bedir savaşında aldıklan mağlubiyet ve ölümlerdir.
Bazı âlimlere göre ise kâfirlerin yakasını bırakmayacak olan azap, öldürülmeleri veya ölmeleridir.
Hasan-ı Basrî’ye göre ise, müşriklerin yakasını bırakmayacak olan azap, âhirette görecekleri azaptır. [8][84]