sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

HOCA TALEBE İLİŞKİSİ – 5

Mart 18, 2026 11:59
14
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

HAMD ALEMLERİN RABBİ MELİKİ OLAN ALLAH (C.C)’A MAHSUSTUR. SALAT VE SELAM ÖNDERİMİZ ÖRNEĞİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.V)’E OLSUN.

İnşallah bu bölümle birlikte hoca ve talebe arasındaki ilişkinin sonunu okumuş olacağız.

  1. En faydalı ve şerefli ilimlerin bilinmesine vesile olan
    unsurları öğrenmelidir. Öğrenilmesi gereken ilimler derken
    iki unsuru kastediyoruz:
    a) Tıp ve din ilmi gibi semeresinin şerefi
    b) Delilin kuvvetli olması
    Bu ilimlerden birinin gayesi ebedî; öbürünün ise fanî ha yattır. Böyle olunca din ilmi daha şereflidir. Bir de matematik ve astronomi gibi ilimler vardır. Matematik ilmi, delilleri daha kuvvetli olduğu için, astronomi’den daha şereflidir. Fakat tebabeti matematikle kıyaslarsak neticesi bakımından tıp ilminin daha şerefli olduğunu söyleriz. Fakat delil bakımından matematik daha şerefli bir yer işgal eder. Ancak semerenin, delilden daha kıymetli oluşu, şeref bakımından da yüksekliğine delalet eder. Onun için neticeyi, daha itibarlı kabul etmek., mantıkî ve evladır. Bu sebeple daha ziyade nazariye üzerine bina edilmiş olduğu halde tıp ilmi, matematik ilminden daha şerefli sayılmıştır.
    Bu izahatımızdan sonra iyice anlaşılıyor ki, ilimlerin en şereflisi Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini bildiren ve bu gayeye götürücü yolları gösteren ilimdir. Öyleyse ey ilim talibi! Bu ilimden başka ilimlere, şiddetli bir şekilde talip olma; bütün gayen, bu en şerefli ilmi elde etmek olsun!
  2. Talebenin, talebeliğinin başlangıcında, gayesi iç alemini faziletlerle süslemek, ileride ise Allah’a manen yaklaşmak ve mele-i ala diye ifadelendirilen melekler; ve dergah-ı izzete yakın olan varlıkların komşuluğuna yükselmek olmalıdır.

Öğrenci hiçbir şekilde ve hiçbir zaman öğrendiği ilimle, rütbe, servet ve riyaset peşinde koşmamalıdır. Akranlarına karşı böbürlenerek sefihler derekesine düşmemelidir.

Öğrenci, evvelce de belirttiğimiz gibi, hiç şüpheye düşmeden kendisi için makbul olanı talep etmelidir ki, bu talep edeceği de ahiret ilminden başkası değildir. Bu ilmi talep eder, fakat diğer ilimleri de hakir görmez. Yani ahiret ilmini talep ettikten sonra, ‘Bundan ötesi fetva, nahiv ve lûgat ilmi imiş, bunların hiçbir kıymeti yoktur’ diyerek onlara hakaretle bakmamalıdır.

Talebenin, Kur’an ve hadisle münasebeti bulunan nahiv ve lugat ilmini hakir görmemesi gerektiği gibi, diğer ilimleri de hakir görmemelidir. Biz bu ilimlerin neler olduğunu farz-ı kifaye bölümündeki ilimlerin çeşitlerini bildirirken, ibarelerin başlangıcında ve sonunda zikretmiştik.

Ahiret ilmini fazla övdüğümüze bakıp, diğer bütün ilimleri hakir gördüğümüzü zannetme! Zira ilim taşıyanlar, aynen İslam devletinin hudutlarını bekleyen askerlere benzerler. Tıpkı Allah yolunda savaşan ve nöbet tutan gaziler gibidirler. Bu gazilerin bir kısmı muharebe meydanlarında harbeder, bir kısmı ise harbedenlere yardımcı olur. Bir kısmı muhariblere su taşır, bir diğer kısmı ordunun ağırlığını; yani hayvanlarını ve yiyeceklerini bekler. Bunların hiçbiri i’la-yı kelimetullah’tan ayrılmadıkça, cihad sevabından mahrum kalmaz. Yeter ki, gaye sadece ganimeti elde etmek olmasın! İşte ilimler de böyledir.

Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır:
Allah, iman edenlerinizi yükseltir. Kendilerine ilim verilenler için ise (cennette) dereceler vardır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.(Mücadele/11)
O emin kimseler, Allah katında derece derecedirler. Allah emin ve hain kimselerin yaptıklarını hakkıyla görür.(ali İmran/163)

Demek ki fazilet nisbîdir. Padişahlarla kıyasladığımız zaman hakir gördüğümüz sarraflar, çöpçülerle mukayese edildikleri zaman ne kadar üstün olurlar. Öyleyse en üstün dereceye yükselmeyen birinin kıymetsiz bir kişi olduğunu zannetme! Zira en yüce mertebe peygamberlerin, sonra evliyaların, sonra ilimde rüsuh kesbeden alimlerin, sonra derece derece salihlerindir.

Kim zerre miktarı bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir; kim de zerre miktarı bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir. (Zilzal 7-8)

İlmiyle Allah Teala’nın rızasını kastedenin (hangi ilim olursa olsun) ilmi, kendisine menfaat verir ve onu hiç şüphesiz üstün makamlara yüceltip sayısız ecirler kazandırır.

  1. Talebe ilimlerin maksada ulaştırıcı olan nisbetlerini bilmelidir ki, yüce ve yakın olanı değersiz ve uzak olana; önemli olanı da önemli olmayana tercih edebilsin. Önemli olan ile kasdettiğimiz mana, seni en fazla alakadar eden, sana en yakın olan şeyler demektir. Seni en yakından ilgilendirmesi gereken şey ise dünya ve ahiretteki durumundur.

Kur’an’ın buyurduğu ve ayn’el-yakîn’e varmış olanların keşiflerinde müşahade ettiği gibi; dünya ile ahireti imtizaç ettirebilmek ve bir araya getirebilmek mümkün olmadığı takdirde, unutma ki bu ikisinden, senin için bir misafirhane olur. Beden bir merkeb, ameller ise maksada doğru atılan adımlardır. Maksat ise, Allah’a mülaki olmaktan başka birşey değildir. Öyleyse bu konuşmamızda zikrettiğimiz şeyler bütün nimetleri içine alır; fakat bu ilmin kıymetini çok az kimse bilmeye muktedir olmuştur.

Allah Teala’nın huzurunu görme saadetine ve cemalini seyretme şerefine göre ilimler üç mertebeye ayrılır. Cemal-i ilahînin seyrinden gaye, peygamberlerin istediği ve anladığı seyirdir. Halk tabakasının ve kelamcılarm anladığı seyir ise batıldır. Bu mertebeleri aşağıda vereceğimiz misalle anlatabiliriz: Azad edilmesi ve mülk sahibi olması için hacca gitmesi istenen bir köleye şöyle denilir: ‘Eğer bütün rükünlerini eda etmek suretiyle hac farizasını yerine getirirsen, hem azad edileceksin, hem de mülk sahibiolacaksın. Fakat hac etmek üzere hazırlıklarını tamamlayıp yola koyulduğun zaman, yolda önüne birtakım manialar çıkarsa sadece azad olur ve kölelik felaketinden kurtulursun; fakat mülk sahibi olmak saadetine ulaşamazsın’.

Böyle bir insan üç şekilde çalışmak mecburiyetindedir:
A. Bir binek almak; azığını ve su kabını hazırlamak
B. Vatanından ayrılarak Kabe cihetine doğru hareket
etmek
C. Hacda, haccm rükünlerini arka arkaya yerine
getirmek ve bu işleri bitirdikten sonra ihramı çıkarıp geri
dönme hazırlıklarını yapmak

İşte bu şartların tahakkuk etmesi için, mülk ve hürriyete götüren sebeplerin hazırlanmasından başlar, ta sonuna kadar devam eder. Çöllerdeki yolculukla başlar, ta sonuna kadar…

Hac rükünlerinin evvelinden başlar, ta sonuna kadar sırayla yapar.
Haccın rükünlerine başlayan bir kimsenin kendisini bekleyen saadete yakınlığı, elbette ki helal azık, binek ve yolculuk tedbirine yeni başlamış bir kimsenin yakınlığından daha çoktur. Elbette ki, yolculuğa yeni başlamış birinin yakınlığından, hacca başlayanın yakınlığı daha fazladır. Bilfiil hac rükünlerini yerine getirmeye başlayan bir kişinin ise, gelecek saadete en yakın olması da bir gerçektir.

İlimler de üç bölüme ayrılır:

  1. Azık ve binek hazırlığının yerine geçen kısımdır. Bu
    kısım tıp, fıkıh ve dünyada bedenin rahatlığını temin eden
    ilimlerdir.
  2. Çölleri ve uzun yolları aşmaya hazırlık yapma devresi
    yerine geçen ilimdir. Bu da, batınını kötü sıfatların bu
    lanıklığından kurtarmış kimseler hariç; insanı acz içerisinde
    bırakan o muazzam manevî geçitleri aşmak suretiyle temizle
    mektir. İşte bu hal, yolun sülûk halidir. Bu yolun ilmini tahsil etmek ise, aynen maddî yolun istikametim bilmek ve konak
    larını tanımak gibidir. Nasıl ki konakları bilmek ve yollara aşina olmak, yola çıkmadan bir fayda temin etmezse, tıpkı bunun gibi temiz ahlak sahibi olmadan da bahsettiğimiz manevî geçitleri aşmak mümkün değildir.

III. Haccm ve hac erkanının yerine geçen bölümdür.
Bu kısım, Allah’ı, O’nun sıfatlarını, meleklerini, fiillerini ve keşif ilmi bölümünde zikrettiğimiz hususların bütününü bildiren ilimdir. İşte bunları öğrenmek ve yapmakta şayet Allah Teala’nın rızası içinse kurtuluş ve saadet vardır. Saadeti elde etmek, ancak Allah’ı bilene, Allah’ın manevî komşuluğuna erene, ebedî rızık ve nimetlere nail olana müyesser olur… Kemal derecelerinin zirvesine ulaşmaktan menedilenler ise, onlar için ancak mücerred kurtuluş ve selamet vardır. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır:
Ölen o kişi, hayırda ileri geçenlerden ise artık onun için bir rahatlık, hoş bir rızık ve naim cenneti vardır. Fakat amel defterleri sağdan verilenlerden ise, ‘Sana selam olsun’ denir.

Allah c.c amel edenlerden olmayı nasip etsin.

Yazarın Diğer Yazıları
Şubat 14, 2026 11:59
Ocak 15, 2026 11:59
Aralık 22, 2025 11:59
Kasım 24, 2025 11:59
Kasım 6, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.