ARINMAYA,TAZELENMEYE KALBİNE VE BEDENİNE RESET ATMAYA VAR MISIN?
ARINMAYA,TAZELENMEYE
KALBİNE VE BEDENİNE RESET ATMAYA VAR MISIN?
Hamd alemlerin sahibi,yöneticisi,yaratıcısı, terbiye edeni olan Allah cc’a ,salat bize örnek,Önder,Lider ittiba edilmesini emrederek gönderdiği elçisi Hz. Muhammed’e ve selam Kuran ve sünnete tabi olmuş tüm ehli sünnet Müslümanların üzerine olsun.
Bu aralar böyle dünyaya sığmayacakmış gibi daralıyor ve ne yapacağını bilmiyorsan telefonun şarjının bitmesi gibi senin de manevi olarak şarjın bitmeye başlamış demektir. Şöyle başını alıp dağlara çıkasın var, insanlar seni sıkıyor, kimseyi görüp tartışmak istemiyorsun. Tam umreye gitme zamanı, gitsem de arınsam diyorsun ama maddi durumun ve bazı engeller de buna müsaade etmiyor. İşte tam bu evrede ne yapacağını bilemiyorsun ama Allah cc ’tan sadece düzelmeyi ve kendine gelmeyi istiyorsun. Allah cc kulunu kendinden daha iyi bildiği için tam bu zamanda bizlere lütuf olarak Ramazan ayını göndermiştir. Gelin Ramazan ayının faziletine hep beraber bir göz atalım. Ve bu güzel fırsat ayının bütün güzelliklerini kaçırmadan faydalanalım.
RAMAZAN: Kameri aylardan dokuzuncusunun ismi. Müslümanların oruç tutmakla mükellef oldukları, dinimizce yüce ve kutsal kabul edilen ay.
Ramazan, arapça bir kelimedir. Bu mübarek ay’a Ramazan isminin verilmesindeki hikmet şöyle belirtilmiştir:
1- Yaz sonunda, güz mevsiminin evvelinde yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına “ramdâ” kelimesinden alınmıştır. Bu yağmurun yeryüzünü temizlediği gibi, Ramazan ay’ı da müminleri günah kirlerinden temizler. Nitekim bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s); Kim inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır” (Buhârî, Savm, VI) buyurmuştur.
2- Güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması anlamına olan “ramad” kelimesinden alınmıştır. Böyle kızgın yerde yürüyenin ayakları yanar, zahmet ve meşakkat çeker. Bunun gibi oruç tutan kimse de açlık ve susuzluğun hararetine katlanır, meşakkat çeker, içi yanar. Kızgın yer orada yürüyenlerin ayaklarını yaktığı gibi, Ramazan da müminlerin günahlarını yakar, yok eder.
3- Kılıcın namlusunu veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için yalabık iki taşın arasına koyup döğmek anlamına olan “ramd” dan alınmıştır. Bu ay’a Ramazan isminin verilmesi de Arapların bu ayda silahlarını bileyip hazırladıklarından dolayıdır (bk. M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, (t.y), I, 643-4)
Ramazan ay’ına “on bir ayın sultanı” denilmiştir. Bu ayın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
1- Kur’an-ı Kerim’de ismi açık olarak geçen tek ay Ramazan ayıdır.
2- Kur’an-ı Kerim bu ay içerisinde indirilmiştir. Yüce Rabbimiz; Ramazan ay’ı öyle bir aydır ki, insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kur’an, bu ayda indirildi” (el-Bakara, 2/185) buyurmuştur.
3- Kur’an-ı Kerim’de, “bin aydan daha hayırlı” olduğu belirtilen Kadir gecesi bu ay içerisindedir.
4- Dinimizin beş temelinden biri olan oruç ibadeti bu ayda üzerimize farz kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de; “Sizden kim bu aya yetirirse oruç tutsun” (el-Bakara, 2/185) buyurulur. Ramazan ay’ı girince şartlarını taşıyan kimselere oruç farz olur (bk. Oruç).
5- Fı 14 sadakası vermek bu aya mahsus bir ibadettir (bk. Fıtır Sadakası).
6- Teravih namazı da bu ay’a mahsus ibadetlerimizdendir. Ebû Hüreyre (r.a)’dan şöyle rivayet edilmiştir:
“Rasulullah (s.a.s)’in Ramazan hakkında şöyle buyurduğunu işittim: Kim inanarak ve sevabını umarak Allah rızası için teravih namazı kılarsa geçmiş günahları bağışlanır” (Buhârî, Teravih,I; ayrıca bk. Teravih).
7- İtikafa girmek: Ramazan ay’ının son on gününde itikafa girmek sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.s) Ramazan’ın son on gününde daha çok ibadet ve taatta bulunurdu. Hz. Âişe validemizden şöyle rivayet edilmiştir:
“Resulullah (s.a.s) Ramazan ayının son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder ve ev halkını uyandırırdı” (Buhari, Kadr, V). Yine Hz. Âişe (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s) Ramazan’ın son on gününde vefatına kadar itikafa girdi. İrtihalinden sonra da zevceleri itikafa devam ettiler” (Buhari, İtikaf I).
8- Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim’i okumak, hayır ve hasenatta bulunmak: İbn Abbas (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: “Resulullah (s.a.s) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği Ramazan ay’ı girip de kendisiyle Cebrail (a.s.) karşılaştığı zaman daha da artardı. Cebrail (a.s.) Ramazan ay’ı çıkıncaya kadar her gece Resulullah (s.a.s) ile buluşup, Resulullah (s.a.s) Kur’an’ı arzeder (okur) du. Resulullah (s.a.s) Cebrail (a.s) ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert, daha faydalı olurdu” (Buhari, Savm, 7).
Ramazarı ayının girmesi iki durumdan biriyle sabit olur:
a- Ramazan hilalinin görülmesiyle (bk. Ru’yet-i Hilal),
b- Hilal her hangi bir sebepten dolayı görülemezse, Şaban ay’ı otuza tamamlanarak Ramazan orucuna başlanır. Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayının hilalini görünce oruç tutunuz (Şevval ayının) hilalini görünce iftar ediniz, oruç tutmayı bırakınız. Şayet gök yüzü kapalıysa Şaban ayının günlerini otuza tamamlayınız” (Buhari)
Hadis-i şeriften Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim’i hatmetmenin sünnet olduğu anlaşıldığı gibi, gücü yetenlerin çokça sadaka vermeleri, hayır ve hasenatta bulunmalarının da sevap olduğu anlaşılmaktadır. Enes (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s)’e; “Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye sorulunca, “Ramazan ayında verilen sadaka” buyurmuştur (Tirmizi, Zekat, 28).
Ramazan ay’ı dinimizce en faziletli ve mukaddes bir aydır. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.s)’den bir takım hadis-i şerifler rivayet edilmiştir:
Ebû Hureyre (r.a)’dan Resulullah (s.a.s)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Ramazan ay’ı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur” (Buhari, Savm, V).
Ubade b. es-Samit (r.a)’dan: Resulullah (s.a.s) Ramazan ay’ının yeni girdiği bir gün şöyle buyurdu:
“Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir. Günahları bağışlayıp, duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah’a hayır ameller takdim ediniz. Şaki, günahkar, bu ayda Allahın rahmetinden mahrum olan kimsedir” (Taberani’den naklen et-Tergîb, II, 99).
İbn Hüzeyme’nin naklettiğine göre Selman (r.a) şöyle anlatmıştır; Resulullah (s.a.s) bir Şaban ayının son gününde bize şöyle hitab etti:
“Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ay’ın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı (teravih) kılmayı nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir. O, sabır ay’ıdır, sabrın karşılığı ise Cennettir. O, yardımlaşma ay’ıdır. O ayda müminin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından da birşey noksanlaşmaz. ” Ashab; “Ya Resulullah! Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz” deyince Resulullah (s.a.s):
Allah bu sevabı oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir. O öyle bir aydır ki; evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da Cehennem ateşinden kurtuluştur. O ayda köle ve hizmetçilerinin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve Cehennem ateşinden kurtarır” (et-Tergîb, II, 94-95).
İŞTE BÖYLE MÜBAREK BİR AYI DEĞERNLENDİRMEK DE AKIL SAHİPLERİNİN İRADELERİNE KALMIŞ. BİZ ALLAH CC’TAN İSTEYELİM ALLAH CC TAKDİR EDERSE GÜZEL GEÇİREBİLİRİZ.