sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HUD SURESİ 77. VE 83. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA HUD SURESİ 77. VE 83. AYET-İ KERİMELER
Mart 29, 2026 09:57
2
A+
A-

Hz. Lût (A.S.) Kavmi Kıssası

 

77-  Elçilerimiz Lût’a gelince bu durum hiç hoşuna gitmedi ve içi daraldı, ve ‘İşte bugün zor bir gündür” dedi.

78-  Bunun üzerine daha önce iğrenç davranışlarda bulunan Lût kavmi he­men koşup ona geldiler. (Misafirleri is­tiyorlardı). Lût onlara “Ey kavmim! İşte kızlarım. Bunlar sizin için daha temiz­dir. Allah’tan korkun. Misafirlerime karşı (onlara tecavüzde bulunarak) be­ni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir kişi yok mu?” dedi.

79- Kavmi Lût’a “biliyorsun ki, bizim se­nin kızlarına ihtiyacımız yoktur. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyor­sun” dediler.

80- Lût da onlara “Keşke benim size yete­cek gücüm olsa (size engel olabilsem) ve­ya sağlam bir köşeye sığınabilsem” dedi.

81- Melekler ‘Ta Lût! Bizler Rabbinin elçileriyiz. Onlar asla sana ulaşamaya­caklardır. Sen ailenle birlikte gecenin bir bölümünde yürü git. Hiçbiriniz ar­kasına dönüp bakmasın. Ancak hanı­mın hariç. Çünkü kavminin başına ge­lecek azap ona da gelecektir. Onların (helak olma) vakitleri bu sabahtır. Sa­bah da yakın değil mi?” dediler.

82-  (Azap etme) emrimiz gelince yaşa­dıkları köylerin altını üstüne çevirdik. Üzerlerine kızgın taşları sağanak ha­linde yağdırdık.

83- Bu taşlar Rabbin tarafından işaret­lenmişti. Bu (azap) zalimlerden (hiçbir zaman) uzak değildir.

 

Açıklaması

 

Elçilerimiz olan melekler Hz. İbrahim (a.s.)’e Lût kavminin bu gece helak olacağını bildirdikten sonra Allah tarafından bir imtihan vesilesi olarak gayet güzel yüzlü, yakışıklı, güzel bir fiziki yapıya sahip gençler olarak geldiklerinde Lut (a.s.) onların bu durumunu ve gelişlerini kötüye yormuş ve bu sebeple gön­lü daralmıştı. Çünkü bunları gerçekten insan zannetmiş, kavminin pisliğinin onlara bulaşmasından korkmuş, kendisinin de kavmine karşı çıkmaya aciz ol­masından dolayı “İşte bugün zor yani belâsı şiddetli bir gündür’ demişti.

Hz. Lût (a.s.)’un hanımının bildirmesiyle misafirlerin geldiklerini duyan kavmi buna sevindikleri için fuhuş yapmak üzere hemen koşup Lût (a.s.)’a gel­diler. Bu onlar için garip bir davranış değildi. Çünkü onlar bu misafirlerin geli­şinden önce de bu çeşit günah işliyorlar, fuhşa irtikap ediyorlardı. Bu artık on­ların normal seciyyeleri haline gelmişti. Bunlar bu hallerinde azap gelinceye kadar devam etmişlerdi.

Nitekim Cenab-ı Hak onların bu durumu hakkında Hz. Lût (a.s.)’un sözü­nü nakletmişti. “Sizler hâlâ erkek erkeğe cinsi münasebette bulunacak, yol kese­cek ve toplantı yerinizde edepsizce davranışlarda bulunacak mısınız?” (Anke-but, 29/29). Lût kavmi helak vakti gelinceye kadar bu fuhşu işlemeye devam ettiler.

Hx. L&fc (.a.s.) karovme. “îty kavmimi İşte. şu kıtları ırikâhlaym” demişti. Bu, ifadeden maksat kavminin kızları ve hanımlarıdır. Çünkü -İbni Abbas’ın dediği gibi- ümmeti için peygamber baba mertebesindedir. Hz. Lût (a.s.) onlara kendi­leri için dünya ve ahirette en faydalı olanı göstermişti. Nitekim bir başka ayet­te Hz. Lût (a.s.)’un kavmine şöyle dediği anlatılır.

“Rabbinizin size eş olarak yarattığı kadınları bırakıp da bütün âlemler içe­risinde siz, erkeklerle temas eden kimseler mi oluyorsunuz? Doğrusu siz, haddi aşan bir kavimsiniz.” (Şuara, 26/165-166).

Mücahid, Katade ve daha pek çok alim şöyle demişlerdir. Ayette geçen “kızlarım” tabirinden maksat Hz. Lût (a.s.)’un kendi kızları değil, ümmetinin kızlarıdır. Her peygamber ümmetinin babasıdır.

İbni Cüreyc diyor ki: Hz. Lût (a.s) onlara hanımları nikahlamalarını em­retti. Onları zinaya teşvik etmedi.

Said b. Cübeyr diyor ki: Kavminin kızları Hz. Lût (a.s.)’un kızları sayılır. O da kavminin babasıdır. Hz. Lût, kendisine gelenlere şöyle seslenmişti: Al­lah’tan korkun. Size emrettiğim şekilde sadece nikâhlı hanımlarınıza yönelin.

Misafirlerimin huzurunda beni rezil rüsvay etmeyin, beni utandırmayın. Çün­kü onları küçümsemek beni küçümsemektir.

Devamla, “Sizin içinizde emrettiğimiz şeylere yönelecek, yasak ettiğim şeyleri terk edecek, sizi en sağlam yola iletecek olgun, hikmetli, akıllı, hayırlı bir kişi yok mudur?” dedi.

Lût kavmi şöyle cevap verdiler: Sen bizim kadınlara ihtiyacımız olmadığı­nı, onları arzulamadığımızı eskiden beri biliyorsun. Senin söylediğinde hiçbir fayda yoktur. Bizim sadece erkeklere karşı arzumuz vardır. Sen bizim bu arzu­muzu biliyorsun. Bize bu konuda aynı şeyi tekrar etmekten fayda nedir? Bu ifadeden maksat onların bu arzularında kararlı olduklarını bildirmektir.

Bunun üzerine Hz. Lût kavmini tehdit ederek şöyle dedi: Sizinle çarpışa­cak bir kuvvete sahip olsaydım, size karşı bana destek verecek ve yardım ede­cek yakınlarım olsaydı, sizin kötülüğünüze engel olabilseydim sizinle savaşır­dım, sizin arzu ettiğinize ulaşmanızı engellerdim.

Hz. Lût (a.s)’u endişeye sevkeden misafirlerine karşı rezil-rüsvay olma korkusundan sonra melekler ona kavminin azapla helak olacağını ve kendisi­nin kurtulacağını müjdeleyerek şöyle dediler:

“Ey Lut! Bizler seni kavminin şerrinden kurtarmak ve onları helak etmek için gönderilen Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana veya misafirlerine asla hiçbir kötülük yapamayacaklardır.”

O anda Allah onların gözlerini kör etti. Ne Lût’u, ne de yanındakileri göre­mez oldular. Nitekim Cenab-ı Hak bir başka surede şöyle buyuruyordu: “Şüp­hesiz onlar Lâftan misafirlerini kendilerine vermesini istemişlerdi. Biz de onla­rın gözlerini silme kör ettik. Haydi azabımı ve uyarılarımı (dinlememenin ceza­sını) tadın, dedik.” (Kamer, 54/37).

Melekler devamla şöyle dediler: Sen ailenle birlikte gecenin bir bölümünde yürü git. Yani geceleyin bu kasabadan çık. Bunun için kasabanın hudutlarını geçmen yeterlidir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Nihayet o kasabada bulunan müminleri çıkardık. Zaten biz orada bir tek ailenin dışında müslü-man bulamadık.” (Zariyat, 51/35-36).

Hiçbiriniz sakın arkasına bakmasın. Zira ona azaptan bir şey isabet eder, yahut onlara şefkat besler. Emrolunduğunuz tarafa doğru yürüyün.

Ailenle birlikte git. Ancak hanımın hariç. Onu beraberine alma. Çünkü onlara isabet eden azap hanımına da isabet edecektir. Zira o kâfir ve hain idi.

Bundan sonra gece yürümenin sebebi zikredildi. Şüphesiz onların azabı ve azabının başlangıcı sabah fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadar olan va­kittir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurdu: “Onları şafak vakti korkunç bir çığ­lık yakaladı.” (Hicr, 15/73).

“Sabah vakti yakın bir vakit değil mi?” Bu vaktin seçilmesinin sebebi hep­sinin evlerinde bulundukları bir vakit oluşudur.

Rivayet edildiğine göre Melekler Hz. Lût (a.s.)’a “Onların yok olma vakitleri bu sabahtır” dediklerinde Hz. Lût (a.s.) “Beri bundan daha çabuk, hatta şu anda helak edilmelerini istiyorum” demiş, melekler de “sabah yakın değil mi?” demişlerdi. Müfessirler diyor ki: Hz. Lût (a.s.) bu sözü işitince ailesiyle birlikte geceleyin kasaba dışına çıkmıştı.

Fecir vakti olup da azap etme emrimizi yerine getirmek için kazamız icra edilince Sodom kasabasının altını üstüne çevirdik. Onları yerin dibine geçirdik. Üzerlerine, sertleşmiş çamurdan yapılmış taşlan peşpeşe sağanak halinde yağ­dırdık. Bu taşlar azap için işaretlenmiş, üzerlerinde Rabbin tarafından Onun hazinelerinde hususi alâmet konulmuştu.

Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Lût kavminin altı üstüne gelen memleketini yere gömen de O’dur. Onları o kuşatan azap kuşatmıştı.” (Necm, 53/53-54).

Kim yere düşüp ölmemişse Allah onun üzerine kızgın taşlar (kuvvetli taş­laşmış çamur) yağdırmıştı.

Tefsir’de “emtarna” azap için “matarna” rahmet için kullanılır, denilmek­tedir.

Bundan sonra Cenab-ı Hak bütün zalimlere tehdit mahiyetinde bu kıssa­dan alınacak ders ve ibreti şöyle zikretti: “Bu azap zalimlerden hiçbir zaman uzak değildir.” Bu azap veya bu azabın meydana geldiği kasaba, Mekke halkı gibi zulmetmekte onlara benzeyen kimselerden uzak değildir. Bundan maksat Cenab-ı Hak onlara da bu şekilde azap edebilir, demektir.

Enes b. Malik (r.a.) diyor ki: Rasulullah (s.a.) bu ayeti Cebrail’e sordu. O da “Yani senin ümmetinin zalimlerinden uzak değildir. Onlardan hiçbir zalim yoktur ki, bugün-yann üzerine düşecek taş ile azaba maruz olmasın” dedi.

Bu ifadede her zaman ve her yerde zalimler için alınacak ders ve ibret var­dır. “Baîd” kelimesinin müzekker olarak gelmesi “uzak bir yer” manasına da kullanıldığı içindir.

Bu ayetin bir benzeri de şu ayettir: “Şüphesiz sizler sabah-akşam onların memleketlerinden geçiyorsunuz. Hiç düşünmez misiniz1?” (Sâffât, 37/137-138) Sizler sabah akşam yolculuk yaparken onların kasabasından geçiyorsunuz. Onlara inen bu belâyı hiç düşünmez, ibret almaz mısınız?.. [1][19]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.