sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NEML SURESİ 16. VE 25. AYET-İ KERİMELER

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NEML SURESİ 16. VE 25. AYET-İ KERİMELER
Nisan 9, 2026 09:56
7
A+
A-

16- Süleyman Davud’a vâris oldu. “Ey insanlar, bize kuşların dili öğ­retildi, bize herşeyden bol bol verildi. Şüphesiz ki bu, apaçık bir lütuftur.” dedi.

Süleyman, Davud’a, iktidar ve Peygamberlikte mirasçı oldu ve kavmine: “Ey insanlar, bize kuşların dilinden anlama ilmi verildi. Bize her hayrıh şeyden de verildi. Şüphesiz ki bunlar, Allah tarafından bize verilmiş apaçık lütuflardır.” dedi. [1][16]

 

17- Sülcymanm cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen askerleri toplandı. Hepsi bir arada sevkediliyordu. [2][17]

 

18- Nihayet karınca vadisine geldiklerinde bir dişi karınca: “Ey ka­rıncalar, yuvalarınıza girin, aman Süleyman ve askerleri farkında olmaya­rak sizi ezmesinler.” dedi. [3][18]

 

19- Süleyman, karıncanın sözüne hafifçe güldü ve şöyle dedi: “Rab-bim, bana ve anne babama lütfuttiğin nimete şükretmemi, razı olacağın sa­lih amel işlememi bana ilham et. Rahmetinle beni salih kullarının arasına kat.”

Allah Teala, bu âyeti kerimelerde, Hz. Süleyman’a verilen iktidarın bü­yüklüğünü ve güçlülüğünü beyan ediyor. Onun ordusunun sadece insanlardan değil, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana geldiğini beyan ediyor.

Hz. Süleyman’ın, karıncanın şikâyetini dahi anlayıp onun çiğnenmesini önlediğini açıklıyor. Böylece Hz. Süleyman’a verilen nimetlerin ne kadar büyük olduğu ortaya çıkıyor.

Hz. Süleyman ve ordusunun gelmekte olduğunu diğer karıncalara haber veren dişi karıncanın, kanatlı bir karınca loduğu rivayet edilmektedir.

Süleyman (a.s.) karıncanın konuştuklarını duyunca gülümsedi ve Allah’a yalvararak: “Ey rabbim, bana ve anne babama lütfettiğin nimetlere karşı şükret-meyi ve senin razı olacağın salih amelleri işlemeyi bana nasip et ve beni rahme­tinle salih kullarının içine kat.” dedi. Hz. Süleyman, salih kulların içine katılma­nın, yapılan amellerle değil, ancak Allah’ın rahmetiyle olacağını söylemiş böy­lece kulun, yaptığı ameller sebebiyle şımarmaması gerektiğini ortaya koymuş­tur. [4][19]

 

20- Süleyman kuşlar, teftiş etti ye şöyle dedi: “Neden Hüdüdü göre-miyorum, yoksa kayıplara mı karıştı?” [5][20]

 

21-  Onu mutlaka şiddetli bir azaba uğratacağım veya keseceğim ya­hut da bana, mazereti için apaçık bir delil getirmelidir.

Hz Süleyman’ın, “Hüdhüd” denen kuşu araştı mı as inin sebebi, bu ku­şun, Hz. Süleyman’a yeraltı sularını haber vermesidir. Rivayete göre Hz. Suleyman, yolculuğu esnasında çöllerde bulunduğu sırada bu kuşu çağırır suyun nere­de ve ne kadar derinde bulunduğunu ona sorar o da suyun yerini haber verirdi. Hz. Süleyman da cinlerin yardımıyla o suyu çıkarırdı.

Bazı âlimlere göre İse, Hz. Süleyman’ın, Hüdhüd’ü aramasının sebebi, kuşlara nöbet tuttunnasıdır. Hüdhüd nöbetine gelmediği için aranmıştır.

Âyet-i kerimede Hz. Süleyman’ın, Hüdhüd’ü mutlaka şiddetli bir azaba uğratacağı zikredilmektedir. Buradaki azaptan maksadın, kuşun kanatlarının yo­lunması olduğu rivayet edilmektedir. [6][21]

 

22- Çok beklemeden Hüdhüd geldi ve Süleyman’a şöyle dedi: “Malu­munuz olmayan bir hususu öğrendim. Size Seba’dan kesin bir haber getir­dim.

Süleyman Hüdhüd’ün nerede olduğunu sorduktan kısa bir süre sonra Hüd­hüd çıkıp geldi. O, Hüdhüd’e nerede olduğunu sordu. Hüdhüd ise ona: “Ey Sü­leyman ben senin bilmediğin şeyleri öğrendim. Ben sana “Seba” ülkesinden ke­sin bir haber getirdim.” dedi.

“Seba” Yemen civarındaki bir yerin adıdır. Aslında bu “Himyer” kabile­sine verilen bir isimdir. Bu ad daha .sonra onların hakim oldukları topraklara ve­rilmiştir. [7][22]

 

23- Ben, Seba halkına hükümdarlık eden bir kadın buldum. Hcrşey onun emrine verilmiş, kendisinin büyük bir tahtı da var.

Hüdhüd, sözlerine devamla şöyle dedi: “Ben, Seba halkına hükmeden bir kadın buldum. Ona, dünyadaki her türlü imkân verilmiş. Onun, çok azametli bir tahtı da var.”

Hz. Süleyman, Hüdhüd’ün bu sözlerini onun kaybolmasına bir mazeret olarak kabul etmiştir. Zira o, yeryüzünde kendisinden başka bir hükümdar bu­lunduğunu bilmiyor ayrıca Allah yolunda eihad etmeyi de çok seviyordu. Hüdhüd’ün, Seba ülkesinde, Allah1! bırakıp güneşe tapan bir kavmin bulunduğunu, bu kavmin hükümdarının da bir kadın olduğunu haber vermesi, Hz.SuleymaıVın cihad etmesine ve orayı kendi ülkesine bağlamasına bir zemin hazırlamıştı. Bu sebeple bu olay, Hz.Süleyman için büyük bir olaydı ve bunun haber verilmesi de Hüdhüd’ün affedilmesi için yeterli bir sebepti. [8][23]

 

24- Kendisini ve kavmini de Allah’ı bırakıp güneşe secde eder bul­dum. Şeytan, yaptıkları amelleri süsleyip kendilerine güzel göstermiş ve on­ları doğru yoldan alıkoymuş. Bu yüzden hidayete crcmiyorlar.

Hüdhüd sözlerine devamla şöyle dedi: “Ben, Seba Kraliçesi’ni de halkını da, Allah’ı bırakmış güneşe tapıyorlar buldum. Güneşe tapmalarını Şeytan onla­ra süslü göstermiş, kalblerine sevdinniş. Böylece onları hak yoldan uzaklaştır-mış ta onlar, doğru yolu bulamaz olmuşlar.”

Burada adı geçen Kraliçe’nin isminin “Belkıs” babasının isminin de “Şerahil” veya “Ziserh” olduğu rivayet edilmektedir. Belkis’ın, Yemen’in “San’a” şehrine üç mil uzaklıkta bulunan “Me’rib” şehrinde yaşadığı, üçyüz on kişilik bir Şûr’a heyetinin bulunduğu, altın ve mücevheratla işlenmiş büyük bir tahtı bulun­duğu rivayet edilmektedir. [9][24]

 

25- Göklerde ve yerde gizli olan şeyleri açığa çıkaran, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah’a secde etmemeleri için şeytan onlara böyle yaptı. [10][25]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.