TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NEML SURESİ 26. VE 35. AYET-İ KERİMELER
26- O Allah ki, ondan başka ilah yoktur. Yüce “Arş’ın” rabbidir.
Âyet-i kerimede, Allah Teaİa’mn, göklerin ve yerin gizliliklerini ortaya çıkardığı beyan edilmektedir. Burada ifade edilen “Göklerin gizliliği”nden maksat, göklerden inen yağmurlar ve orada bulunan varlıkların sırlan, yerlerden biten bitkiler ve orada yaşayan varlıkların gizlilikleridir.
Göklerle yer daha önce bitişikken Allah Teala onları birbirinden ayırmış, gökleri yağmur yağdırır, yerleri de bitkiler bitirir hale getirmiş böylece onlann gizliliklerini açığa çıkarmıştır.
Bu âyet-i kerimelerde, Hiidhüd kuşunun, Allah’ı bırakıp ta güneşe îapan isanlan kınadığı ve ibadete layık olanın ancak Allah Teala olduğunu zikrettiği beyan edilmektedir. Bu da Hüdhiid kuşunun kıymetini ifade eder.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerifinde, Hüdhüd’ün öldürül-. meşini yasaklamıştır, Abdullah b.Abbas diyor ki:
“Resulullah (s.a.v.) dört hayvanın öldürülmesini yasaklamıştır. Bunlar, Karınca, An, Hüdhüd Kuşu (Çavuş Kuşu) veGöçeğen kuşudur.[1][26]
27- Süleyman Hüdhüd’e şöyle dedi: “Bakacağız, doğru mu söylüyorsun yoksa yalancılardan mısın? [2][27]
28- Bu mektubu götür onlara at. Sonra da onlardan uzaklaş ve neye başvuruyorlar bak.”
Süleyman Hüdhüd’e: “Bizden uzaklaşmam mazur göstemıeye çalıştığın şeye bakacağız. Bakalım sen, verdiğin haberde doğru musun? Yoksa yalancılardan mısın? Şimdi Çu mektubumu götür ve onlara at. Sonra da durup ne yaptıklarına bak ve dönüp tekrar bana gel.” dedi.
Hüdhüd, Süleyman (a.s.)uı emri gereğince mektubu götürüp Belkıs’ın oturduğu sarayın penceresinden içeriye attı. Sonra saygıyla geri döndü. Seba Melikesi kuşun bu davranışına şaştı. Mektubu alıp açtı ve yazılı olanlan gordu ve şöyle dedi: [3][28]
29- Seba Melikesi şöyle dedi: “Ey ileri gelenler, bana çok önemli bir mektup bırakıldı. [4][29]
30-31- Mektup Süleyman’dan geliyor ve orada: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum. Bana karşı büyüklük taslamayın, bana, Müslümanlar olarak gelin.” diye yazıyor. [5][30]
32- Seba Melikesi: “Ey ileri gelenler, bu işim hakkında bana fikirlerinizi bildirin. Şimdiye kadar hiçbir mevzuda, sizinle müşavere edip görüşlerinizi almadan kesin karar vermedim.” dedi.
Seba melikesi Belkıs, Hz. Süleyman tarafından kendisine gönderilen mektubun çok önemli oduğunu zikretmiştir. Bunun sebebi ise, mektubun bir hükümdar tarafında gönderilmesi veya farklı bir mühürle mühürlenmiş olması yahut bir kuş tarafından getirilmiş olması ya da çok veciz bir mektup olmasıdır.
Hz. Süleyman, Seba Kraliçesi’ne ve halkına, kendisine karşı üstünlük tas-lamamalannı, güneşe tapmayı bırakıp Allah’a ibadet etmelerini ve kendisine teslim olmalarını bildirmişti. Bu da, Hz. Süleyman’ın, büyük bir iktidar sahibi ve Allah’ın emirlerim tebliğ eden bir Peygamber olduğunu gösteriyordu. Bu sebeple Seba Melikesi bütün müşavirlerini toplayarak işin ciddî olduğunu onlara bildirdi ve bu hususta görüşlerini beyan etmelerini istedi. [6][31]
33- İleri gelenler: “Bizler, güçlü kuvvetli kimseler ve cesur savaşçılarız. Fakat, emir senindir. Artık bak, ne emredeceksin.” dediler.
Seba Melikesinin etrafında bulunun ileri gelenler, Hz. Süleyman ile savaşmaya hazır olduklarını, zira savaş için gereken güç ve cesarete sahib olduklarını bildirdikten sonra kesin kararın Melike’ye ait olduğunu, o ne emir verirse ona uymaya hazır olduklarını bildirmişlerdir. [7][32]
34- Melike şöyle dedi: “Hükümdarlar bir ülkeye girdiler mi, orayı bozup perişan ederler, halkının şereflilerini zelil kılarlar. Hep böyle yaparlar. [8][33]
35- Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçiler ne ile dönecekler bakayım.”
Seba Melikesi Belkis, kendileriyle istişare ettiği adamlarına şöyle dedi: “Hükümdarlar bir ülkeye zorla girince orayı harabeye çevirirler. Oranın şerefli insanlarım köieleştirerek zelil kılarlar. Hükümdarlar hep böyle yaparlar. Ben, Süleyman’a ve taraftarlarına bir hediye göndereceğim ve elçilerin nasıl bir intiba ile döneceklerine bakacağım.”
Rivayete göre Seba Melikesi Belkis Hz.Süleyman’a hediyeleri gönderirken kendi adamlarına şöyle demiş: “Biz ona hediyeler göndererek onun bir Kral mı yoksa Peygamber mi olduğunu öğrenmiş oluruz. Eğer bir Kral ise hediyeleri alıp kabul eder. Böylece şerrinden de emin oluruz. Şayet bir Peygamber ise he-. diyeler için dâvasından vazgeçmez.”
Belkıs’ın göntlerdği hediyelerin neler olüuğu hakkında çeşitli rivayetler zikredilmiştir. Bazı rivayetlere göre bu hediyeler, erkek elbisesi giydirilmiş cariyeler ve kadın elbisesi giydirilmiş kölelerdir. Rivayete göre Hz. Süleyman’ın, bunları birbirinden ayırdetmesi halinde Peygamber olduğu ortaya çıkacakmış.
Bazı rivayetlere göre ise bu hediyler, ipek torbalar içerisine konmuş altın külçeleridir. Elçiler bu altın külçelerle Hz. Süleyman’ın ülkesine vardıklarında bütün yol kenarlarında altın külçeler bulunduğunu ve kimsenin bunlara değer vermediğini görmüşler, böylece götürdükleri hediyelerinin çok basit şeyler olduğunu sanmışlardır. Zira Hz. Süleyman, Cinler vasıtasıyla kerpiçleri altın suyuyla yaldızlatmış ve yolların kenarlarına attı rm ıştır.
Diğer bazı rivayetlere göre de bu hediye, bir kerpiç büyüklüğünde olan altın külçeydi. Yine buşka bir rivayete göre de bu hediyeler, Krallara yaraşan birtakım eşyalardı. [9][34]