TABERİ (RH.A)’NİN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 11. VE 15. AYETLER

11- Eğer onlar tevbe eder, namazı gereği gibi kılar ve zckâiı verirlerse artık dinde kardeşleriniz olurlar. Biz, âyetleri, bilen bir kavim için geniş olarak açıklarız.
Bütün bunlara rağmen, şayet onlar, inkarcılıktan vaz geçer, üzerlerine farz kılınan namazları hakkıyla kılar ve zekâtlarını lâyık olanlara verirlerse artık onlar sizin din kardeşleriniz olurlar, sizin haklarınıza sahip olur, sorumlu olduğunuz şeylerle yükümlü olurlar. Biz, âyet ve delilerinizi, anlamayan canilere de-ğiî, onlan idrak edebilen bir topluluğa geniş bir şekilde açıklarız. [1][13]
12- Eğer onlar, antlaşma yaptıktan sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, küfrün önderleriyle savaşın. Çünkü onlarda yemine sadakat yoktur. Gerekir ki bundan vaz geçerler.
Sizinle antlaşma yapan kâfirler, şayet verdikleri sözden sonra bu sözlerini bozar, dininiz İslama dil uzatır, onu küçümser ve ayıplarlarsa, inkarcılığın önderleriyle savaşın. Çünkü onlar, verdikleri sözde durmazlar. Onlarla savaşırsanız belki îslaâm’a dil uzatmaktan sakınırlar.
Bu âyette zikredilen “küfrün önderlerine” Kureyşin ileri gelenlerinin de girip girmediği hususunda iki görüş zikredilmiştir.
Katadeye göre, küfrün önderleri, Ebu Cehil, Utbe b. Rebia, Ebu Süfyan, Ümeye b. Halef ve Süheyl b. Ümeyr’tlir. Çünkü Resulullah’ı Mekke’den çıkarmayı onlar istemişlerdir.
Mücahid, Ebu Süfyanın, küfrün önderlerinden sayıldığını, Süddi ise bunların, Kureyş’lüer olduğunun, Dehhak da bunların, Mekke müşrikleri olduklarını, Abdullah b. Abbas ise bunların, müslümaniarla muahede yapan müşrikler oluklarını söylemişlerdir.
Huzeyfetül Yeman ise burada zikredilen, küfrün önderlerinin, henüz ortaya çıkarmadıklarını ve kendileriyle savaşılmadığını zikretmiştir.
Taberi bunların, Allahı inkar eden bütün kafirlerin Önderleri olduklarını söylemiştir. [2][14]
13- Ey müminler, yeminlerini bozan ve Peygamberi yerinden çıkarmayı kasteden bir kavimle savaşmaz mısınız? Halbuki size karşı ilk önce onlarbaşladılar. Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçekten mümin, iseniz, korkmanıza Allah daha lâyıktır.
Ey müminler topluluğu, verdikleri sözü bozan, dininize dil uzatan, sizin aleyhinize düşmanlarınıza yardım eden ve Peygamberi yurdundan çıkarmaya azmeden şu müşrikler topluluğu ile savaşmaz mısınız? Sizinle anıtlaşması olan Huzaa kabilesine savaş açarak sizinle savaşı da önce onlar başlatmıştır. O halde onlarla savaşmanıza mâni olan nedir? Yoksa onlardan korkuyor da mı savaşmıyorsunuz? Eğer gerçekten iman edenlerdenseniz, kendisinden korkmanıza Allah daha lâyıktır. [3][15]
14- Onlarla savaşın ki Allah, sizin elinizle onlara azap etsin. Onları rezil ve rüsvay etsin. Onlara karşı size zafer versin. Ve mümin kavmin gönlünü huzura kavuştursun.
Ey müminler topluluğu, o müşriklere karşı savaşın ki sizin vasıtanızla Allah onların bir kısmım öldürsün, bir kısmım esir düşürerek zelil kılsın, bir kısmım da mağlup ederek sizi onlara karşı muzaffer kılsın ki böylece müminler topluluğunun görmüş olduğu işkence, hakaret ve eityetlerfe olmış oldukları maddi ve manevi yaralan şifaya kavuşturmuş olsun. [4][16]
15- Kalblcrindcn öfkeyi gidersin. Allah, dilediği kimselerin te vb esini kubal eder.AUah, her şeyi çok iyi bitendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ey müminler, kâfirlerle savaşın ki Allah, daha önce gördüğünü* eziyet sebebiyle kalbinizde yerleşen Öfkeyi gidersin. Allah, kullarından dilediğine lö-tufta bulunarak tevbesini kabul eder ve İslama girmesini nasibeder. Allah, kutlarının gizlediklerini çok iyi bilendir, yaptıklarında hüküm ve hikmet sahibidir. [5][17]