HIRSIZ KARAKTER
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Peygamberimize âline , ashabına ve bütün inanan, tabii olan şüphesizlerin üzerine olsun İNŞALLAH
Bir kişi ya da topluluğun öne çıkan özelliklerine karakter denir. Karakter sözcüğüyle eş anlamlı kelimeler şu şekilde sıralanabilir: Haslet, seciye ve özyapı. Kişinin karakteri onun kimliğini ve davranışlarını belirler. Kişi seçimlerini , davranışlarını, tavırlarını bu yörüngede yapar. Allah’u Teala ayeti celilesinde şöyle buyurmaktadır;
“De ki herkes kendi mizaç ve karakterine göre iş yapar. Rabbiniz kimin doğru bir yol tuttuğunu çok iyi bilmektedir.” (İsra 84)
اَلشَّاكِلَةُ (şâkile), “tabiat, fıtrat, âdet, din, ahlâk, seciye, karakter, niyet, mizaç” gibi mânalara gelen şumüllü bir kelimedir. Herkes kendi aslına, fıtrat ve mizacına, seciye ve karakterine, alışageldiği din ve ahlâkına, gönlünde yer eden duygu ve düşüncelerine uygun düşeni yapar.
Bu açıklamada yönelişin ve yapılan işin akıbetine ilişkin gizli bir tehdit vardır. Bu tehdit ile herkesin bir endişe taşıması doğru yolda yürümeye çalışması ve kendisini Allah’a götürecek yolu bulmaya çabalaması gerektiği kavratılmak isteniyor. (Seyyid Kutub Tefsiri)
İnsanların yapıları , ahlakları, düşünce ve davranış tarzları değişebilen düzeltilebilen vahye uygun hale getirilebilen şeylerdir.
‘’Huylu huyundan vazgeçmez’’
‘’Bir insan 7’sinde neyse 77’inde de odur’’
‘’Can çıkar huy çıkmaz’’ vb kalıplar vahiyle düzelmeyen ahlakını Kuran ve Sünnete göre şekillendirmeyen insanlar için geçerlidir . Bu konuda İmam Gazali (rahimullah) şöyle demiştir ;
“Eğer ahlak değişemeyecek olsaydı, o zaman nasihatlerin, öğütlerin ve edeplendirici şeylerin bir anlamı kalmazdı.” Ve yine Resulullah (as) ‘Ahlakınızı güzelleştirin’ demezdi. Hayvanların bile huylarının değişmesi mümkün iken Ademoğlu hakkında bunun olması nasıl inkar edilebilir ki ? “ ( İhya-i Ulumiddin)
Peki ahlak, huy, karakter, mizaç nasıl değişir ? Neye göre şekillenir? İşte HIRSIZ KARAKTER bu sözle tarif edilmektedir;
[ “Müminler için yanlış kişilerle oturup kalkmaktan daha zararlı bir şey görmedim. Muhakkak ki KARAKTERLER HIRSIZLIK YAPAR.” İbnu’l Cevzi ]
> İmam Gazali bu konuda şöyle söylüyor ; “Kiminle oturup kalkarsan , onun sıfatı sana sirayet eder ve senin bundan asla haberin olmaz. Gafil kimselerle oturup arkadaşlık eden kimselerin tabiatı, farkında olmadan onların tabiatından birçok günahların tohumunu alır.”
>Ömer Nasuhi Bilmen de şöyle söylemekte;
“Bir demir parçasının mıknatısa yapışınca onun özelliklerini kazandığı gibi, insanda kim ile oturup kalkarsa onun ahlakını kazanır.”
>İmam Rabbani de şöyle der; “ Kiminle oturur kalkarsan kalbinde onunla beraber oturur kalkar, sonra bir bakmışsın onlardansın “
Çünkü Üzüm Üzüme Baka Baka Kararır ..
“Kişi arkadaşının dini üzeredir” diyen Resulullah kişi karısının, eşinin, akrabasının vs dini üzeredir dememiş bilakis ‘Arkadaş’ demiştir. Burda arkadaşın kişinin ahlakında, imanında, seciyesinde, hasletlerinde ne kadar yönlendirici ve etkileyici bir faktör olduğunu görmekteyiz. Ve bu tohumlar zamanla filizlenmeye kişide kök salmaya günahlar ve haramlar ormanında kişiyi ağaç olmaya götürür.
İşte bu yüzden İmam Gazali müslümanlara şöyle nasihat etmiştir; “Sana Allah’ı hatırlatacak bir arkadaş bulunca ona sımsıkı sarıl, ondan ayrılma ,onu küçümseme, onu kendin için bir devlet bil.”
Unutulmamalıdır ki kötü zanlı dostluklar insanı helake götürür. Ve kötü zan ancak kötü niyet neticesinde ortaya çıkmıştır. Ahirette bu kötü dostlar şu kelimelerle birbirlerine yakınacaklardır;
“Sonunda Bize gelince arkadaşına: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!” der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.” (Zuhruf 38-39)
>Ebu Tayyib Mütenebbinin şu şiirini de paylaşıp nasihatimizi noktalayalım İNŞALLAH.
Bir kimsenin fiilleri kötüyse zanları da kötü olur,
Tevehhümü (kuruntuları) neticesinde alıştığı fikirleri doğrular.
Artık düşmanlarının sözleriyle sevdiklerine zulmeder.
Sonunda karanlık gecelerde şüphe içinde kalır.
(Ta’limü’l Müteallim)
ESSELAMÜNALEYKÜM VE RAHMETULLAH