sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

ASHAB-I UHDUD

A+
A-

BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHİM

ASHAB-I UHDUD

 

Hamd Alemlerin Rabb’i Allah cc ya,  Salat ve Selâm alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed sav e olsun inşallah.

Zulüm ve işkence şüphesiz bir dereceye kadar caydırıcı olabilir. Ama gerçekten iman eden kimseler için caydırıcı olmaz. Müminler Allah’ın cc. azabının daha şiddetli olduğunu bilir ve öyle inanırlar.

Buruc Suresi 4 ile 10. Ayetlerin tefsirinde hadisle sabit olan bir kıssayı günümüze ışık tutması kalplerin harekete geçmesi, amellerimize yön vermesi,  ibret alınabilmesi açısından hatırlatmak isterim.

Müslim, Suhayb İbn Sinan er-Rumi’den Hz.Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: Sizden  öncekiler arasında bir kral vardı,  onun da bir büyücüsü vardı. Büyücü yaşlanınca, krala şöyle dedi: Ben yaşlandım, kendisine büyü öğretmek için bana bir çocuk gönder. O da öğretmek için kendisine bir çocuk gönderdi. Çocuk yolda gelip giderken bir rahibe rastladı.Yanına oturarak konuşmasını dinledi ve söylediklerini beğendi. Artık ne zaman büyücünün yanma giderse rahibe uğrar, yanında   otururdu.   Büyücüye   geldiğinde   de,   büyücü kendisini döverdi. Çocuk bunu rahibe şikâyet etti. Rahip şöyle dedi:

“Büyücüden  korktuğun  vakit,  beni  ailem  salmadı, ailenden korktuğun vakit de beni büyücü salmadı, deyiver.

Çocuk yolda giderken, büyük bir hayvana rasl adı. Bu hayvan insanların yolunu kapatmıştı. Kendi kendine “Büyücü mü üstün, yoksa rahip mi? bugün anlayacağım” dedi. Bir taş alarak “Allahım! Eğer rahibin işi senin yanında büyücünün işinden daha makbul ise, bu hayvanı öldür de isanlar işlerine gitsinler, dedi ve taşı attı. Hayvanı öldürdü. insanlar da işlerine gittiler. Arkasından rahibe gelerek olayı anlattı.

Rahip ona: Ey oğul, bugün sen benden daha üstünsün. Senin durumun gördüğüm aşamaya ulaşmıştır. Sen kesinlikle imtihan olunacaksın. Şayet imtihan olunursan, benim nerede olduğumu kimseye söyleme. Çocuk körleri ve cüzzamlıları iyileştiriyor, diğer insanları tedavi ediyordu. Derken kralın yakınlarından kör olmuş birisi bunu işitti ve kendisine birçok hediyeler getirerek “Beni iyileştirirsen, şu şeylerin hepsi senin olsun”dedi.

Çocuk “Ben hiç kimseyi iyileştiremem. Şifayı ancak Allah verir. Sen Allah’a inanırsan, ben ona dua ederim, o seni iyileştirir” dedi. Adam Allah’a iman etti. Allah da onu iyileştirdi. Daha sonra kralın yanma gelerek eskiden oturduğu gibi oturdu.

Hükümdar ona: Senin gözünü kim geri getirdi? diye sordu.Adam, Rabbim, diye cevap verdi.

Kral: Senin benden başka rabbin mi var? dedi.

Adam: Benim rabbim de, senin rabbin de Allahtır, dedi. Bunun üzerine kral adamı hapsettirdi ve işkenceye başladı. Sonunda   adam, çocuğun yerini söyiedi. Çocuğu da getirdiler. Kral ona “Ey oğulcuğum! Büyücülüğün, körleri ve cüzzamlıları iyileştirecek ve şöyle şöyle yapacağın seviyeye gelmiştir” dedi.

Çocuk “Ben hiçbir kimseyi iyileştiremem. İyileştiren ancak Allahtır” dedi. Bunun üzerine hükümdar onu da hapsetti ve işkenceye başladı. Sonunda çocuk rahibin yerini söyledi. Rahibi de getirdiler. Kendisine “Dininden dön!” dediler. O kabul etmedi. Derken kral bir testere istedi ve onu başının ortasından ikiye böldü, iki parçası yere düştü. Sonra kralın adamlarından olan adam getirildi ve kendisine:

“Dininden dön ”denildi. O da kabul etmedi. Hemen testereyi başının ortasına koyarak yardı ve iki parçası yere düştü. Sonra çocuk getirildi. Ona da: “Dininden dön” denildi.Fakat o da kabul etmedi. Bunun üzerine çocuğu yanındakilerden bazı kişilere vererek “Bunu filan dağa götürün. Dağın üzerine çıkarın, zirveye ulaştığınızda dininden dönerse, ne ala, dönmezse, aşağı atın, dedi. Çocuğu götürdüler ve dağa çıkardılar.

Çocuk “Allahım! Dilediğin şekilde benim adıma bunların hakkından gel!” dedi. Bunun üzerine dağ onları saü adı ve aşağı düştüler. Derken çocuk yürüyerek krala geldi. Kral ona “arkadaşların sana ne yaptılar?” dedi. Çocuk “Onlar hakkında Allah bana kafi geîdi” dedi. Kral onu yine yanındakilerden birkaç kişiye vererek “Bunu götürün, bir gemiye bindirerek denizin ortasına vann. Eğer dininden dönerse, ne ala, dönmezse, denize atın”dedi.

Çocuğu götürdüler. O yine “Allahım! Benim adıma dilediğin şekilde sen bunların hakkından gel!” diye dua etti.Hemen gemileri alabora oldu ve boğuldular. Çocuk yine yürüyerek krala geldi. Hükümdar ona “arkadaşların sana ne yaptılar?” diye sordu. Çocuk “benim adıma Allah onların hakkından geldi1′ dedi ve şunu ekledi: “Sana emredeceğim şeyi yapmadıkça, sen beni öldüremezsin”. Hükümdar, Nedir o? dedi. Çocuk şöyle dedi:

Halkı bir yere toplarsın ve beni bir ağaca asarsın. Sonra dağarcığımdan bir ok alırsın. Bu oku yayın ortasına yerleştirir ve ” bu çocuğun rabbi olan Allah’ın adıyla” diyerek bana atarsın. Bunu yaparsan, beni öldürürsün, dedi.

Kral hemen halkı bir yere topl adı ve çocuğu bir ağaca astı. Sonra dağarcığından bir ok aldı ve oku yayın ortasına koydu.Sonra “Bu çocuğun rabbi adıyla” diyerek çocuğa attı. Ok çocuğun şakağına isabet etti. Çocuk elini şakağına, okun vurduğu yere koydu ve öldü. Bunun üzerine halk “Çocuğun rabbine iman ettik! Çocuğun rabbine iman ettik! Çocuğun rabbine iman ettik!” dediler. Hemen krala gidilerek “Ne buyurursun, vAllahi korktuğun başına geldi.Halk iman etti” denildi. Bunun üzerine kral yolların başlarına hendekler kazılmasını emretti ve kazıldı.Ateşler de yakıldı ve “Kim dininden dönmezse buraya atın” dedi yahut krala sen at, denildi. Bunu da yaptılar. Nihayet yanında bir çocuğu olan bir kadın geldi, kadın oraya düşmekten çekindi. Bunun üzerine çocuk ona “Anneciğim! Sabret! Çünkü sen hak üzeresin” dedi.”

Bu Kıssadan şu sonuçları çıkarabiliriz:

1-Baskı ve işkencelerle fikirler sindirilemez, inançlar söndürülemez.

2-Kendini davaya adamış ilim elinden bir tek kişinin hakkı haykırması bir kitlenin dirilişine vesile olabilir.

3-Gerçek iman davasını, dünya hayatından mukaddes  bilmemiz  gerekir.

4-Hiçbir mümin “Bütün toplum hakka karşı iken ben tek başına ne yapabilirim” deme hakkına sahip değildir.

5-Hakiki mümin tek başına bütün küfür dünyasına meydan okuma cesaretine sahiptir.

6-Kur’an’ı Kerim ve Sünnet’le  sabit olan kısalar sadece yaşadıkları zamanlara has değil, kıyamete kadar gelecek bütün insanlara dersi ibrettir.

*Kaynak: Şahı Merdan Sarı /İslâm Akaidi 3.Cild/ Sayfa 129,130,131,132.sayfa.

Rabbimiz ibret almayı, bu doğrultuda hayatımıza yön vermeyi nasip etsin.

 

Velhamdülillahi Rabbil Alemin

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.