TABERİ (RH.A)’NİN BAKIŞ AÇISIYLA ARAF SURESİ 181. VE 185. AYETLER

181- Yarattıklarımızdan, hak ile doğruyu gösteren ve hak ile adaleti sağlayan bir topluluk da vardır.
Burda zikredilen topluluğun,Muhammed ümmeti olduğu, Hadis-i Şeriflerde zikredilmektedir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
“Ümmetimden bir taife, Allah’ın emrini yerine getirmeye devam edecektir. Karşı çıkanlar onlara zarar vermeyecektir. Allah’ın emri gelinceye kadar böyle olmaya devam edeceklerdir[1][235]
Diğer bir rivayette ise:
“Allah, kim için hayır dilerse onu dinde fakih (anlayışlı) kılar. Müslümanlardan bir topluluk, kıyamet gününe kadar hak uğrunda savaşacaklar ve kendilerine karşı çıkanlara galip geleceklerdir. [2][236] buyurmaktadır. [3][237]
182-183- Âyetlerimizi yalanlayanları, bilemeyecekleri bir yerden, yavaş yavaş helake yaklaştıracağız.
“Onlara mühlet veririm. Şüphesiz ki benim tedbirim çok kuvvetlidir.
Ayet ve delillerimizi yalanlayanlara,belli bir zamana kadar fırsat veririz. Onlar şımanrlar ve haklı olduklarım zannederler. Fakat cezalandırma zamanımız gelince, kötülüklerine karşı onları cezalandırırız. Ben, bu yalanlayanların cezalarını ertelerim. Onlan hemen cezalandırmam. Zira benim tedbir ve tuzağım pek çetindir.
Ayet-i Kerime’de de işaret edildiği gibi, Allah Teâlâ, kendisini tanımayan kullarını hemen cezaiandirmayabilir. Allah’ın hemen ceza vermemesi, onu tanımayan insanların, doğru yolda oldukları anlamına gelmez. Zira Allah Teâlâ bazan mühlet verir. Sonra da çetin bir azaba uğratır. Nitekim şu âyet-i Keri-me’ler de bunu beyan etmektedir.
“Kendilerine hatırlatıl ani an unuttuklarında onlara herşeyin kapısın açtık. Nihayet, kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevk’e dalınca onlan, azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliğe kapılıp şaşkına döndüler.” “Böyelce zulmeden kavmin kökü kesildi. Âlemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun[4][238]
184- Onlar, arkadaşları olan Peygamberde delilikten bir eser olmadığı hiç düşünmediler mi? O, ancak, apaçık bir uyarıcıdır.
Âyetlerimizi yalanlayan bu insanlar, kendilerine Peygamber olarak gönderdiğimiz bu arkadaşları Muhammedde delilikten ve akıl eksikliğinden bir eser bulunmadığını ve onları davet ettiği şeyin, sağlam bir din ve açık bir gerçek olduğunu hiç düşünmüyorlar mı? O Peygamber, onlar için apaçık bir uyarıcıdır. Onlan, iman etmedikleri müddetçe Allah’ın azabiyla korkutur.
Bu âyetin nüzul sebebi hakkında Katade diyorki: “Resulullah, safa tepesinin üzerine çıkıp Kureyş’lileri aile aile, “Ey filan oğullan,” “Ey falan oğulları” şeklinde İslama davet edip onian Allah’ın azabından ve başlarına gelebilecek felaketlerden sakındırınca Kureyş’İllerden biri, “Şüphesiz ki sizin bu adamınız delirmiş. Gece sabaha kadar buradan bağırdı.” demiş işte bunun üzerine de Al-İah Teâlâ bu âyet-i kerimeyi indinniş ve buyurmuştur ki: “Arkadaşlarında delilikten hiçbir eser olmadığım düşünmediler mi? O, sadece apaçık bir uyarıcıdır.” [5][239]
185- Allah’ın, yer ve göklerdeki büyük mülküne ve orada yarattığı her şeye, kendi ecellerinin yakın olması ihtimaline hiç bakmadılar mı? Artık bundan sonra hangi söze iman edecekler?
Âyetlerimizi yalanlayan bu insanlar, Allah’ın mülküne, göklerde ve yerdeki geniş saltanatına ve oralarda yarattığı varlıklara hiç bakmazlar mı ki, ibret alsınlar ve bunlan, Allah’ın yarattığını bilsinler. Bunlar, ecellerinin pek yakın olacağından ve khaftr olarak ölüp, ebedî olarak cehennemde kalacaklarından korkmazlar mı? Şayet onlara Kur’ân-ı tasdik etmiyorlarsa, artık hangi söze, hangi uyarı ve ikaza inancaklar? [6][240]