sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’NİN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 36. VE 38. AYETLER

TABERİ (RH.A)’NİN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 36. VE 38. AYETLER
02.04.2025
6
A+
A-

36- Şüphesiz ki ayların sayısı, Allanın, gökleri ve yeri yarattığı gün­den beri, kitabında tesbit olunduğu üzere, Allah katında on iki’dir. Bu ay­lardan dördü, mukaddes olan haram aylardır. İşte dosdoğru din budur.Bu aylarda kendinize zul t met mey in. Ey müminler, müşrikler sizinle nasıl top­luca savaşıyorlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. Bilin ki Allah, mutlaka müttakilerle beraberdir.

Şüphesiz ki Aîlah katında, bir yılın aylan on iki’dir. Allah, gökleri ve yeri yarattığı zamanda neleri meydana getireceğine hüküm verdiği ada, her şeyi yaz­dığı kitabında, yılın aylarının sayısının on ki olduğunu da yazmıştır. Bu on iki ay’dan dördü, haram aylarıdır. Size, ayların sayısını ve haram olanlarım haber veren bu din, dosdoğru bir dindir. Haram ayların kutsallığına uymayan veya on-lan yerinden kaydınp erteleyelerin yaptıkları ise bâtıldır. Sizler yılın bütün ayla­rında, özellikle bu aylarda Allah’a isyan etmeyin. Allanın bu aylarda haram kıl­dığı savaş gibi şeyleri kendinize helal saymayın. Müşrikler işbirliği yaparak, hep birlikte size karşı savaştıkları gibi sizler de aynlağa düşmeksizin hep birlik­te müşriklere karşı savaşın ve bilin ki sözler müşriklerle savaşır ve Aİlahın emir ve yasaklarına uyacak olursanız, düşmanlarınıza karşı Allah, sizinle beraber ola­caktır. Böylece kimse size galip gelmeyecektir.

Ayet-i Kerime’de zikredilen Haram aylar: “Peşpeşe gelen Zilkade, Zilhic­ce, Muharrem aylan ile Cemaziyelâhir ve Şaban aylan arasındaki Receb ayıdır. Cahiliye döneminde de bu dört aya saygı gösterilir ve bu aylarda savaş yapıl­mazdı.

Ebu bekra, Resulullahin, veda Haccını yaptığında bir hutbe irad ettiğini ve hutbesinde şunlan zikrettiğini söylemiştir.

“Şühesiz ki zaman, Aİlahın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, bulun­duğu şekliyle dönmektedir. Şüphesiz ki ayların sayısı, Aİlahın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri kitabında tesbit olunduğu üzere, Allah katında on iki’dir Bu aylardan dördü mukkades olan haram aylardır. Bunlar da, peşpeşe gelen zil­kade, Zilhicce ve Muharrem ayları ile ile Cemaziyelâhir ile Şaban ayı arasında bulunan ve Mudar kabilesinin takdis ettiği Recep ayı’dır[1][49]

Taberi, bu hadis-i şerifi, Abdullahb. Ömer ve Ebu Hureyre’den de rivayet etmiştir.

Ayet-i kerime’de geçen ve “Bu aylarda kendinize zulmetmeyin” diye ter­cüme edilen cümlesi, müfessirler tarafından farklı şe­killerde izah edilmiştir.

a- Abdullah b. Abbasa göre bu ifadeden maksat şudur: “Bütün aylarda günah işleyerek kendinize zulmetmeyin.” Bu izaha göre ‘deki zemir an iki ay’a aittir.

b- Katadeye göre ise bu ifadenin manası şöyledir “Haram aylannda gü­nah işleyerek kendinize zulmetmeyin. Zira bu aylar, kutsal ay olduğundan,bun-larda günah işlemenin cezası diğer aylardan daha ağırdır.

c- îbn-i îshak ve Hasan-ı Basriye göre ise bu ifadenin manası: “Dört adet olanharam aylarının haramlığını kaldınp onları helal aylar sayarak kendinize zulmetmeyin. Zira böyle yapmak, cahiliye döneminde yaptıkları gibi haram ay­larını başkalarıyla değiştirip yerlerinden kaydırmaktır.” demektir.

Taberi, bu son izah şeklinin tercihe şayan olduğunu söşlemiştir. Zira bu aylarda yasak kılman şeyleri helal sayarak işlemek, diğer aylarda aynı şeyi işle­mekten daha ağır cezayı gerektinnektedir. İnsanların bütün aylarda günah işle­memekle mükellef oldukları halde, özellikle bu dört ayda, yasaklanan şeyleri iş­lememekle emredil melerinin sebebi, bu ayların, kutsal olmalarındandır. Nitekim bir âyette “Namazlara özellikle orta namaza devam edin. [2][50]buyurulmuş ve orta namazın önemi özellikle belirtilmiştir. Bu âyette de duru böyledir, özellikle dört haram ayı’nın kutsallığı belirtilmiştir.

Âyet-i kerimede geçen ve “Müşrikler sizinle nasıl topluca savaşıyorlarsa siz de onlarla topluca savaşın” ifadesinden maksat şudur: “Nasıl ki müşrikler, birlik ve bareberiik içinde, ihtilaf etmeksizin toplu oiarak sizinle savaşıyorlarsa sizler de onlara karşı ihtilaf etmeksizin hep birlikte savaşın. [3][51]

 

37- Bu ayların yerlerini değiştirerek geri bırakmak,inkârda ileri get-mekten başka bir şey değildir. Kâfirler böyle yapmakla doğru yoldansaptı-rılırlar. Allahin haram kıldığı ayların sayısına uygun yapmak için bir yıl haram ayı helal, diğer bir yılı onu haram sayarlar. Böylece Allahın haram kıldığını helal kabul ederler. Yaptıkları kötü ameller kendilerine hoş göste­rildi. Allah, kafirler güruhunu doğru yola iletmez.

Savaş ve benzeri davranışların yasak olduğu Haram ayların yerlerini de­ğiştirip onların bu kutsallığını geri bırakarak başka ay’a kaydırmak, inkarcılıkta ileri gitmekten başka bir şey değildir. Allah, kâfirleri işte bu davranışlarıyla sap­tırır, onlar, haram olan ay’ı bazı yıl helal bazı yıl da haram sayarlar. Böylece gü­ya, Allahın haram kılmış olduğu dört ay’ı tamamlamış olurlar. Halbuki onlar bu davranışlarıyla, Allahın haram kılmış olduğu bir şeyi helal kalmış olurlar. Şey­tan onlara, yapmış oldukları çirkin amellerini güzel gösterdi. Allah, kâfir olan bir topluluğu doğru yola iletmez, onlan iyi ameller işlemeye muvaffak kılmaz.

Araplar bibirleriyle devamlı olarak savaşırlardı. Adı geçen haram aylar gelince, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail zamanından beri kendilerine hürmet gösteri­len bu aylarda savaşmama mecburiyetine uyarladı. Fakat bu iş onların zoruna giderdi. Bü sebeple Haram olan ayları başka aylarla değiştirerek savaşı devam ettirirlerdi. Meselâ: Haram ay olan Muharrem ay’i geldiğinde, devam ettirmek istedikleri bir savaş varsa, onu, ikinci ay olan Safer ay’ı olarak kabul eder ve sa­vaşa devam ederlerdi. Safer ayını ise Muharrem ay’ı olarak kabul eder ve savaş-mazlardı. Böylece Allahın haram kıldığını hela, helaî kıldığını ise Haram kılmış olurlardı. îşte âyet-i Kerime, onların bu hallerine işaret etmektedir.

Müfessirler, müşriklerin haram aylar olan, Zilkade, Zülhicce, Muharrem ve Recep aylarını ne şekilde değiştirerek helal aylar yaptıkları ve başka aylan da bunların yerine koyup haram ayları saydıkları hususunda çeşitli izahlarda bu­lunmuşlardır.

a- Abdullah b. Abbas, Ebu Vâil, Dehhak ve Katadeye göre, müşriklerden, lider kabul edilen biri ortaya çıkar, bir yıl Muharrem ayını haram ilan eder, erte­si yıl ise Safer ayını haram ilan eder, insanlar da ona uyarlardı. Böylece bir yıl Muharrem ay’ı haram ay k abul edilir ertesi yıl da Safer ay’ı haram ay kabul edi­lirdi. Bu şekilde hem haram ay olan Muharrem ay’ı ertelenmiş kabul edilir hem de haram aylarına bir ay daha katarak Safer ayım da haram aylarından saymış olurlardı.

Ali b. Ebi Talha, Abduüah b. Abbasm bu hususta şunları söylediğini nak­letmektedir. “Haram ayların haramlığını terketmek şöyle olmuştur. “Ebu Suma-me” diye adlandırılan “Cünadeb. Avf b. Ümeyye” her yıl, mevsim başında gelir’1 ve şöyle seslenirdi. “Dikkat edin. Ebu Sümameye karşılık verilmez. O, kınana­maz, dikkat edin. Geçen yılın Safer ayı bu yıl helal ay’dır.” Böylece bu ay’ı in­sanlara helal yapardı. Bir yıl Safer ayını, ertesi yıİ da Muharrem ayını haram ay yapardı.

b- Mücahidden nakledilen başka bir görüşe göre, müşrikler, iki yıl Zilh-cce ayında iki yılda Muharrem ayında Hac yapıyorlar. Hac yaptıkları yıllarda Muharrem ayını da “Zilhicce” diye isimlendiriyorlar, böylece Allahın mukaddes kıldığı Zilhicce ayını yerinden oynatıyorlar,bazi yıllar Recep ayına, Cemaziyelâhir ayı diyorlar, Şaban ayına Ramazan diyorlar. Şevval ayına Rama­zan diyorlar, Zilkade ayına Şevval diyorlar, Zilhicce ayına Zilkade diyorlar, Muharrem ayma Zilhicce diyorlar ve böylece aylann yerlerini değiştiriyorlardı.

c- İbn-i Zeyd’den nakledilen diğer bir rivayete göre ise haram aylann yer­lerinin değiştirilmesi şöyle olurdu. Bir yıi, Muharrem ayına da “Safer” adı verip, onu helal ay kabul ederlerdi. Böylece haram aylar üç ay olurdu. Ertesi yılda ise Safer ayma da “Muharrem” adı verirler, onun da haram ay olduğunu kabul eder­lerdi. Böylece o yılda haram aylannın sayısı beş olurdu.

Bu hususta İbn-i Zeyd diyor ki: “Araplar cahiliye döneminde, haram ay­larında birbirlerine kızmaz ve dokunmazlardı. Öyle ki kişi babasını öldüren kimseyle karşnaşsa ona elini kaldırmazdı. Kinane oğullarından “Kalmez” isimli bir kimse bu duruma düştü. “Suçluyu bize getirin.” dedi. Onlar da “Bu ay Mu­harrem ayı’dır.” dediler. O da: “Bu yıl Muharrem ayı’m erteleriz. Her iki ay da Safer ayı olur. Gelecek yılda ise onu kaza ederiz. Her iki ay da Muharrem ay’ı olur” dedi. Onlar da söylediklerini yaptılar. Ertesi yıl olunca dedi ki: “Safer ayında savaş yapmayın. Onu Muharrem ayı ile birlikte haram ay, sayın. Bunlar iki haram ay’dır. Geçen yıl, muharrem ayını ertelemiştik. Bu yi! onu kaza ediyo­ruz…” İşte bunun üzerine bu âyet nazil oldu. [4][52]

 

38- Ey iman edenler, size ne oldu ki “Allah yolunda cihada çıkın” de­nildiğinde ağırdan alarak bulunduğunuz yerden kımıldamak istemediniz? Yoksa siz, âhireti bırakıp, sadece dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimliği âhiret yanında pek azdır.

Ey iman edenler, size ne oldu ki, Allahın Peygamberi sizlere “Allahın düşmanları Rumlara karşı cihad etmek üzere hep birlikte savaşa çıkın” dediği zaman olduğunuz yerde yığılıp kaldınız? Yoksa sizler âhiret saadeti karşılığın­da, geçici dünya zevklerine mi razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimlik ve lezzetleri, âhiret nimetleri yamda çok değersiz şeylerdi.

Bu âyet-i Kerime Hicrî onuncu yılda meydana gelen Tebük seferi hak­kında nazil olmuştur. Tebük Seferi İslâm tarihinde önemli bir hadisedir.

Resulullah (s.a.v.) Taif muhasarasından dönüp Medine’de birkaç gün kal­dıktan sonra, müslümanlara, Bizans İmparatorluğu ile savaşmak üzere cihad emretmiştir. Resulullah, yaptığı bütün savaşlarda çıkacağı asıl ciheti belirtmez, başka bir tarafı hedef alırmiş gibi gösterirdi. Fakat Tebük seferinde böyle yap­madı. Müslümanlar iyi bir şekilde hazırlansınlar diye, savaşa gideceği yeri daha Önceden ilan etti. Yapılacak olan bu sefer, müsiümaniara zor geldi. Çünkü yaz mevsimiydi ve sıcak çok şiddetliydi, kıtlık yılları yaşanıyordu, düşman uzak bir mesafede idi ve Müslümanlar, Bizans ordusuyla savaşmaktan çekiniiyorlardı. Savaş için uzun bir hazırlık gerekiyordu. Ayrıca Medine’de hurmalar yetişmiş, toplama zamanı yakalamıştı. Bütün bu sebeplerden dolayi.Tebük seferi, müslü-manlann tamamına değilse de bir kısmına ağır ve zor gelmişti. Âyet-i Kerime Müslümanların bu haline işaret etmekte onları Cihada teşvik etmekte, daha son­ra gelen âyetler ise cihada çıkmadıkları takdirde cezalandırılacaklarını bildir­mektedir. [5][53]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.