VEHBE ZUHAYLİ’NİN (RH.A) BAKIŞ AÇISIYLA AL-İ İMRAN SURESİ 1. VE 6. AYETLER

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
ÂLİ İMRAN SURESİ
(Kur’an-ı Kerim’in üçüncü süresidir. Medine’de inmi$ olup, 200 ayet-i kerimedir. Enfal suresinden sonra nazil olmuştur.) [1][1]
Tevhid Ve Kitabın İndirilişi
1- Elif, Lâm, Mîm.
2- Allah; O’ndan başka ilâh yoktur. Hayy’dır, Kayyûm’dur.
3, 4- O sana Kitab’ı hakla, önündeküeri doğrulayıcı olarak indirdi. Bundan önce de insanlar için hidayet olarak Tevrat’ı ve İncil’i indirmişti. Furkan’ı da indirdi. Allah’ın ayetlerini inkâr edenler için nmıVmlrlrnk çetin bir azap var-dır. Allah Azîz’dir, intikam alıcıdır.
5- Şüphesiz Allah’a, yerde ve gökte hiç bir Şey gİZİİ lrnlırmtt-
6- Rahimlerde size nasıl dilerse öylece suret veren O’dur. Ondan başka hiç bir ilâh yoktur; Azîz’dir, Hakfm’dir.
Nüzul Sebebi
İbni Ebi Hâtûn, İbni Cerîr et-Taberî, İbni İshâk ve İbnül-Münzir’in[2][2] naklettiklerine göre bu ayet-i kerimeler, seksen küsuruncu ayete kadar, Necranlı Hıristiyanlar adına gelen heyet hakkında nazil olmuştur. Bu heyet Resulullah (s.a.)’ın huzuruna gelmişti. Yaklaşık altmış süvari idiler. Aralarında eşraftan on dört kişi vardı. Başlarında ise emirleri, vezirleri ve alimleri olan kişiler vardı. Bunlar Hz. Meryem’in oğlu Hz. İsa hakkında Hz. Peygamberle tartıştılar ve O’na, “Onun babası kimdir?” diye sordular. Onlardan üç kişi konuştu. Bazen, “Meryem oğlu İsa ilâhtır, çünkü o ölüleri diriltir” dediler, bazen de, “O Allah’ın oğludur, çünkü onun babası yoktur” dediler. Kimi zaman da, “O üçün üçüncü-südür, çünkü Yüce Allah, “Dedik, yaptık” diye buyurmaktadır. Eğer Allah bir ve tek olsaydı, dedim ve yaptım, demesi gerekirdi” dediler.
Allah hakkında yalan söylediler, iftirada bulundular. Peygamber (s.a.) onlara şöyle dedi: Çocuğun mutlaka babasına benzediğini bilmez misiniz? Onlar, biliyoruz dediler. Hz. Peygamber yine buyurdu: Rabbinizin ölmez olduğunu, İsa’nın ise fani olup hayatının son bulduğunu bilmez misiniz? Onlar yine, evet dediler. Hz. Peygamber tekrar sordu: Bizim Rabbimizin her şeyi koruyup gözettiğini ve ona rızık verdiğini bilmez siniz? Onlar, biliyoruz dediler. Hz. Peygamber sordu: Peki Hz. İsa bunların herhangi birisini yapabilir mi? Onlar yine, hayır dediler. Hz. Peygamber buyurdu ki: Bizim Rabbimiz rahimde nasıl dilerse öyle suret verir. Rabbimiz yemez, içmez ve def-i hacete çıkmaz. Onlar yine, evet dediler. Hz. Peygamber sordu: Bir kadın nasıl hamile kalıyorsa İsa’nın annesinin ona öyle hamile kaldığını, sonra bir kadın nasıl çocuğunu doğuruyorsa onu öylece doğurduğunu, daha sonra her küçük bebeğin beslendiği gibi onun da beslendiğini, sonra da yiyip içtiğini ve def-i hacete çıktığını bilmiyor musunuz? Onlar, biliyoruz deyince yine Hz. Peygamber şöyle sordu: Peki o takdirde İsa nasıl sizin ileri sürdüğünüz gibi olabilir? Verecek cevap bulamadılar, sustular. Yüce Allah da onlar hakkında Al-i İmran suresinin baş taraflarından itibaren seksen küsur ayetine kadar olan bölümünü indirdi. [3][3]
Açıklaması
Yüce Allah surenin başında teslis akidesini reddetmek üzere dinin esası olan tevhidi ispat ile başladı. Arkasından peygamberlere kitaplar indirdiğini,
Hz. İsa’nın da o peygamberler gibi bir peygamber olup ona da vahiy indirdiğini beyan etti. Yüce Allah’ın rahimlerde insanlara şekil veren mutlak kudret sahibi olduğunu açıkladı. Böylelikle Hz. İsa’nın babasız doğması dolayısıyla ileri sürülen kanaatleri reddetmiş oldu. Çünkü babasız doğmak ulûhiyyetin delili değildir. Hz. Adem de babasız ve annesiz olarak yaratılmıştır. Yaratan ise mutlak ilâhtır. Yaratılan ise nasıl yaratüırsa yaratılsın, yine kuldur.
“Elif, Lâm, Mim” şeklindeki mukatta harfler, Kur*an’ın benzeri bir şeyi getirsinler diye Araplara meydan okumak içindir. Kur’an onların dillerindeki kelimelerden ve yine konuştukları harflerden oluşmaktadır ve onların kullandıkları kelimeler de bu harflerin birleşmesiyle yapılmaktadır.
Allah varlık aleminde kendisinden başka hak mabud olmayandır. Çünkü kâinata ve nefislere egemen olan yaratıcı O’dur. Hayır O’ndandır, zararı önleyen de O’dur. Başı ve sonu olmayan daimî hayat sahibi olan Hayy’dır. İşlerini çekip çeviren, onları yöneten ve yarattıklarını görüp gözetendir. Kayyûm’dur. Gökleri ve yeri de İsa’yı yaratmadan önce yaratan O’dur. Peki (Eğer yaratmada bir payı varsa) İsa’nın var olmasından önce de vefatından sonra da gökler ve yer nasıl bu şekilde var olabildiler?
Ya Muhammed, herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmaksızın hak ile Kur’an’ı sana indiren Allah’tır. Bu Kur’an daha önceki peygamberlere indirilen kitapları doğrulayıcı ve destekleyicidir. O tafsili değil de vahyin aslına ve mutlak ilâhın tevhidine, üstün ahlâkî değerlere çağıran, haber ve müjdeler veren risaletin aslını topluca (icmalen) tasdik etmektedir. Önceki kitaplar önceden haber ve müjdelerle bu kitabı doğrulamaktadır, o da onları doğrulamaktadır. Çünkü Allah tarafından Muhammed (s.a.)’in peygamber olarak gönderileceği Kur’an-ı Kerim’in de onun üzerine indirileceği şeklindeki vaad ve müjdelerine verdikleri haberlere uygun gelmiştir.
Yüce Allah Tevrat’ı Musa’ya, İncil’i de İsa’ya Kur’an-ı Kerim’den önce kendi dönemlerindeki insanlara hidayet ve irşat olmak üzere indirmiştir. İsa’nın varlığından önce de sonra da vahiy ve şeriatleri indiren Allah’tır. Vahyin kaynağı İsa değildir. O kendisinden başka diğer peygamberler gibi vahiy alan bir peygamberdir. Nasıl ilâh olabilir?
Allah Furkan’ı da indirmiştir. Furkan, hak ile batılı, doğruluğu ve sapıklığı apaçık delil ve belgelerle kat’î olarak ayıran demektir.
Allah’ın vahdeniyetine, ona yakışmayan şeylerden onu tenzihe delâlet eden, Allah’ın apaçık ayetlerini inkâr edenler, yani batıla saparak bunları reddedenler için bu küfür ve inkârları sebebiyle kıyamet gününde oldukça çetin bir azap vardır. Allah’ın ise hakimiyeti, egemenliği pek büyük, gücü kuvveti pek çoktur. Ayetlerini yalanlayan, şerefli rasullerine muhalefet edenlerden intikam alandır. O izzetiyle (güç ve kudretiyle) dilediğini gerçekleştirir, vahyine muhalefet edenlerden de intikam alır.
Kâinatta Yüce Allah’a hiçbir şey gizli kalmaz. O imanında samimi olanın da, kâfirin, münafikın, kalbi iman ve huzur ile dopdolu olduğu halde küfre yol alan kimsenin durumunu da bilir. İsa ve başkaları ise bunların herhangi birisini bilemez. Peki nasıl ilâh olabilir.
Dilediği şekilde erkek ya da dişi, güzel ya da çirkin ve bunun dışında kalan istediği karakter, renk ve ölçülerde sağlam veya sakat olarak rahimde insanı yaratan Allah’tır. İsa ve başkaları ise, hiç bir kimseye rahimde suret veremez, hiç bir şey yaratamaz. Aksine ona suret verilir, annesinin rahminde o, Allah tarafındn yaratılır ve o rahimden çıkarak dünyaya gelir. Peki, bu nasıl ilâh olabilir?
Ondan başka ilâh yoktur, O Azîz’dir, Hakîm’dir. Yani yoktan var eden yaratıcı, ulûhiyyet hakkına ortaksız ve yalnız basma sahip, vahid, ehad, ferd ve samed, baba ve çocuk edinmekten münezzeh, her şeyi hikmete uygun olarak yerli yerince koyan, abes işlemekten münezzeh, hikmeti sonsuz, hakimdir. İşte bu Hz. İsa’nın Allah tarafından yaratılmış bir kul olduğunun apaçık delilidir. Allah diğer insanları nasıl yarattıysa İsa da Allah tarafından yaratılmıştır. Çünkü Allah İsa’ya da annesinin rahminde şekil vermiş, dilediği şekilde onu yaratmıştır. Peki o Hristiyanlann ileri sürdüğü gibi nasıl ilâh olabilir? Ayrıca onun yaratılışı da (diğer insanlar gibi) basamak basamak ilerlemiş, gelişmiştir. Bir durumdan bir duruma geçiş yapmıştır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizi analarınızın karnında üç karanlık içinde bir yaratılıştan sonra öbür yaratılışa geçirerek yaratıyor.” (Zümer, 39/6). [4][4]