sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 56. VE 59. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 56. VE 59. AYET-İ KERİMELER
Ocak 21, 2026 09:57
13
A+
A-

Münafıkların Yalan Yeminler Etmeleri Peygambere Tan Etmek İçin Fırsat Kollamaları

 

56- Onlar muhakkak, sizden (mümin­lerden) olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki onlar sizden değildir. Fakat onlar korkan toplulukturlar.

57- Eğer sığınacak bir yer, yahut mağa­ralar veya bir delik bulsalardı, yüzleri­ni hızla o tarafa çevirirlerdi.

58-  İçlerinden bazıları, sadakalar hu­susunda seni ayıplarlar. Çünkü eğer kendilerine onlardan verilirse hoşnut olurlar. Kendilerine pay verilmezse he­men kızarlar.

59- Onlar, Allah’ın ve Rasûlünün ken­dilerine verdiğine razı olup: “Bize Al­lah yeter. Yakında bize kereminden Al­lah da verir, Rasûlü de. Biz ancak Al­lah’tan umarız” deselerdi.

 

Açıklaması

 

Allahü Teâlâ, münafıkların korku ve telaşlarından dolayı, Allah’a yemin ettiklerini, biz de sizdeniz dediklerini, oysa aslında öyle olmadıklarını, şek ve nifak içinde olduklarını, korktukları için yemin ettiklerini haber veriyor. Onlar öldürülme korkusuyla yeminler ettiler, nifaklarını gizleyip mümin olduklarını açıkladılar. Şu ayet de aynı manadadır: “Onlar müminlerle karşılaştıkları za­man: “iman ettik” derler. Ama şeytanlarıyla yalnız kaldıklarında: “Muhakkak biz sizinle beraberiz. Ancak alay edicileriz” (Bakara, 2/14).

Onlar korkularından sizden kaçmak ve uzak yaşamak istiyorlar. Sığınıp kendilerini emniyette hissedebilecekleri bir sığınak bulsalar, oraya kaçarlar ve sizden ayrılırlar.

Dağlarda bir mağara, yahut yer altında kuyu, kanal gibi girilecek bir yer bulsalar, bunlar kötü yerler de olsa, çok hızlı bir şekilde oralara giderler. Çün­kü onlar, sizinle, sevgi içinde isteyerek yaşamazlar. Onun için hep gam, keder ve hüzün içindedirler. Çünkü İslâm ve müslümanlar ilerlemede, yücelmede, iz­zet ve zaferde. Bütün bunlar, onları üzer.

Ey Muhammedi Münafıklardan bazıları sadakalar -ganimetler-, yahut zenginlerden sadaka alma -farz olan zekât malları- hususunda seni eleştirirler. Eleştirenlerin, Peygamber (s.a.)’in İslâm’a ısındırmak için sadaka verdiği mü-ellefe-i kulub olduğu söylendiği gibi, Haricîlerin lideri İbn Zi’1-Huvaysıra oldu­ğu da söylenmiştir. Nitekim o, Resulullah (s.a.)’in Huneyn ganimetlerini tak­sim ettiği bir sırada gelmiş: “Adaletli ol ya Resulullah!” demişti. Bunun üzerine Resulullah (s.a.) da ona: “Yazıklar olsun sana. Ben adil olmazsam, kim olur?!” demişti. Peygambere ta’n edenin münafıklardan Ebû’l-Cevvad olduğu da söy­lenmiştir. Nitekim o, şöyle demişti: “Arkadaşınızı görmüyor musunuz? Size ve­receği sadakaları, adil olduğunu zannederek, koyun çobanlarına dağıtıyor.” Bu­nun üzerine Resulullah (s.a.): “Hey be adam! Musa çoban değil miydi, Davud çoban değil miydi?” dedi. Ebu’l-Cevvat gidince, Resulullah (s.a.): “Bu adamdan ve arkadaşlarından sakının, çünkü onlar münafık” buyurdu.

Sonra Allahü Teâlâ, onların hoşnutluklarının ve kızgınlıklarının din için değil, kendileri için olduğunu belirtiyor. Çünkü Resulullah (s.a.), o günkü Mek-kelilere çok ganimet vererek, kalplerini kazanmak istemiş, münafıklar da bun­dan rahatsız olmuşlardı. Nitekim Cenab-ı Hak: “Eğer kendilerine onlardan ve­rilirse hoşnut olurlar. Kendilerine pay verilmezse hemen kızarlar” buyuruyor. Yani onlara zekâttan, yahut ganimetlerden haksız da olsa verilse, memnun olurlar. Kendilerine verilmezse, verilmeyi hak etmeseler bile, sana kızgınlıkla gelirler. Onlar genelin yararına değil, kendileri ve kendi menfaatları için kızar­lar. Onların eleştirisi masumane değil, özel bir amaç içindir.

Onlar Hz. Peygamber(s.a.)’in kendilerine verdiği ganimetlerden hoşnut ol­salar ve nasiplerini alıp az da olsa memnun kalsalar, “Allah’ın fazlı ve lütfü bi­ze yeter, elimize geçen bize kafi, Allah bizi başka ganimetlerle rızıklandırır, Resulullah (s.a.) bize bugün verdiğinden daha çoğunu verir, biz başkasından değil, Allah’ın fazlından isteriz” deselerdi daha iyi olurdu.

Bu ayet, büyük bir edebi de içine almaktadır. Şöyle ki: O, Allah ve Rasülü-nün verdiğine razı olmayı, sadece Allah’a tevekkül etmeyi öğretiyor: “Biz ancak Allah’tan umarız, deselerdi…”

Maksat, Allah’ın nimetine, Peygamberin taksimine razı olmalarını öğret­mektir. Çünkü peygamber, adaletli davranır. İslâm’ın ve müslümanların yara­rına olanı yapar. Mümine düşen Allah’ın kendisine taksim ettiğine razı olmak, ondan fazlasına tame etmemektir. [1][39]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.