sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 86. VE 90. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 86. VE 90. AYET-İ KERİMELER
Ocak 31, 2026 09:57
4
A+
A-

Münafıkların Önde Gelenlerinin Cihada Gitmeyip Geri Kalmak İçin İzin İstemeleri

 

86-  “Allah’a iman edin, Resulü ile birlikte cihad edin” diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden servet sahibi olanlar (cihada kudreti yetenler) sen­den izin istediler ve: “Bizi bırak da oturanlarla (cihaddan geri kalanlarla) birlikte olalım” dediler.

87-  Onlar, geri duranlarla birlikte ol­maya razı oldular. Kalblerine de mü­hür vuruldu. Onlar iyice anlamazlar.

88-  Fakat o peygamber ve onunla bir­likte olan müminler mallarıyla ve can­larıyla cihad ettiler. İşte onlar için ha­yırlar vardır. Onlar kurtuluşa erenle­rin tâ kendileridir.

89-  Allah onlar için, altından nehirler akan cennetler hazırlamıştır. Orada ebediyyen kalıcıdırlar. İşte en büyük kurtuluş budur.

 

Açıklaması

 

Allahü Teâlâ bu ayetlerde, bir grubu kınıyor, başka bir grubu da övüyor. Kudretleri, servet ve zenginlikleri olduğu halde, cihaddan geri kalan ve gitme­mek için Hz. Peygamberden izin isteyenleri kınıyor. Ne zaman, içinde imanı emreden ve Resulullah (s.a.)’la birlikte cihada davette bulunan bir sûre -sûre­den amaç, ya tamamı veya bir kısmıdır. Nitekim, Kur”ân ve kitap kelimeleri de hepsi veya bir kısmı için kullanılır- indirilse mal ve canla cihada gücü yeten­ler, servet sahibi ve zengin olanlar cihada gitmemek için: “Bizi evlerinde otu­ran, kadınlarla, çocuklarla, ihtiyar ve zayıflarla birlikte bırak” diyerek senden izin isterler. Allahü Teâlâ’nın: “İman edin…” sözü, müminlerden imanlarını de­vam ettirmelerini, münafıklardan yeniden iman etmelerini isteyen bir emirdir. Şu ayet de bunun benzeridir: “îman edenler der ki: “Bir sûre indirilmeli değil miydi1?” Muhkem bir sûre indirilip içinde kıtal zikrolununca, kalblerinde hasta­lık bulunanların, üzerlerine ölüm öaygınZığı gelmiş gibi sana baktıklarını gö­rürsün. O, onlara yakın ola!” (Muhammed, 47/20).

Bu, münafıkların korkutma, zillet ve rüsvaylıklarma bir delildir. Özellikle “servet sahipleri” diye zikredilmesinde iki fayda vardır: Birincisi, sefere ve ci­hada güçleri yettiği halde çıkmadıkları için, onlar daha çok kınanmaya lâyık­tır. İkincisi, sefer için malı ve kudreti olmayan kimsenin izin almasına gerek yoktur. Çünkü o. özür sahibidir.

Bunlar kendilerinin, cihada çıkmayıp geriye kalan kadınlarla birlikte ol­malarına razı oldular Bunda, onların erkeklerine yönelik bir kınama ve küçümseme vardır ve onları kadınlara benzetmektir.

Bunun sebebi, cıhaddan ve Peygamberle birlikte Allah yolunda çıkmaktan geri kalmaları. ılım ve hidayet nurunu kabul etmemeleri, bu yüzden Allah’ın kalblerini mühurlemesıdır. Yararlarına olanı anlayıp da yapmadılar, zararları­na olandan da kaçınmadılar, Allah’ın cihad emrindeki hikmetinin sırlarını kav­ramadılar.

Sonra Allahü Teâlâ, onların durumlarını müminlerin durumlarıyla karşı­laştırdı. Onlara övgüsünü ve âhiretteki durumlarını açıkladı: “Fakat o peygam­ber ve onunla birlikte olan müminler mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar için hayırla- vardır Onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.” Münafık­ların aksine onlar. :rir_v3 ve âhiret saadetine nail olacaklardır.

Cenâb-ı Haki :r_ ‘Or’.z’- için cennetler hazırladı” sözü, ya ayette geçen “hayrat” (hayıriar ve “fe.ir/ kurtuluş) kelimelerini tefsirdir, ya da hayrat ve felah; izzet, kerime*, zafer ve servet gibi dünya menfaatlarıdır. “Cennetler” de. âhiret sevabı ve yuks-ek derecedir. [1][65]

 

Bedevilerin Münafıklığı Ve Cihad’a Gitmemek İçin İzin İstemeleri

 

90- Bedevilerden özür beyan edenler,  kendilerine izin verilsin diye geldiler.  Allah’a ve Resulüne yalan söyleyenler  de oturup kaldılar. İçlerinden kâfir  olanlara pek acıklı bir azab çarpacak­tır.

 

Açıklaması

 

Bedeviler, Tebük Gazvesine gitmemek için Peygamber (s.a.)’den izin iste­mek üzere geldiler. Resulullah (s.a.) onlara: “Allah bana, sizin durumunuzu haber verdi. Allah beni size muhtaç etmeyecek” buyurdu.

İman iddiasında, Allah’a ve Resulüne yalan söyleyenler, cihaddan geri kal­dı. Onlar, gelen ve özür beyan etmeyen bedevi münafıklardır. Bununla, onların yalan söyledikleri ortaya çıktı.

Sonra Allah, onları azabla tehdit etti ve şöyle dedi: Onlardan kâfir olanla­ra, dünyada öldürülmek suretiyle, ahirette de ateşle, elem verici bir azap gele­cek. Çünkü birinciler, haksız yere özür dilediler, diğerleri de Allah ve Resulüne yalan söyleyerek savaştan ve özür dilemekten geri durdular. Ayet, iki bölümüy­le de bâtıl yolla özür dileyen, dilemeyen ve cihaddan geri kalan, kendilerine dünyada öldürülme, ahirette ateşle ceza verilecek bedevi münafıklar hakkında­dır.

“Onlardan” sözü, ba’ziyet için olup bir kısmına delâlet eder; çünkü Allahü Teâlâ, onlardan bir kısmının, iman edip bu cezadan kurtulacağını biliyordu.

Müfessirlerden bazılarına göre birinci kısım, gerçekten mazereti olan kim­seler olup bunlar Medine çevresindeki küçük arap kabileleri yahut Resulullah(s.a.)’a gelip zayıflıklarını ve güçsüzlüklerini ileri sürerek özür dile­yen Esed ve Gatafanlılardır. Delilleri şudur: Cenâb-ı Hak onları zikrettikten sonra: “Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar” buyurdu, böy­lece onları, yalan söyleyenlerden ayırdı. Bu onların yalan söylemediklerine işa­ret etmektedir. İbni Kesir, bu görüşü benimsemiştir. Razî ve Zemahşerî ise, sö­zün gelişine bakarak birinci görüşü benimsemişlerdir. Çünkü onlar, kendileri­ne izin verilmesi için geldiler. Eğer gerçekten özürlü olsalardı, izin istemeye ih­tiyaç duymazlardı. [2][66]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.