VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 5. VE 6. AYET-İ KERİMELER
Kainatta Güneş Ve Ay İle Gece Gündüzün Birbiri Ardınca Gelmesindeki İlâhî Kudret
5- Güneşi ışıklı, Ay’ı nurlu kılan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona menziller takdir eden O’dur (Allah’tır). Allah bunları yerli yerince yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için (kudretinin) ayetlerini birer birer
açıklar.
6- Şüphesiz ki gece gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın yeryüzünde ve göklerde yarattıklarında Allah’tan korkan bir topluluk için nice ibretler vardır.
Açıklaması
Rabbiniz olan Allah yeryüzünü ve gökleri yaratan; Güneş’i gündüz kâinatı aydınlatan bir ışık, bitkiler ve hayvanlar için, insan hayatı için zorunlu ısı kaynağı kılan; Ay’ı geceleyin karanlıkları dağıtan bir nur kılan, Ay’ın yörüngesinde her gece indiği menziller, Araplarca bilinen ve Ay’ın gözle görülebildiği 28 menzil takdir eden O’dur. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Ay’a menziller takdir ettik.” (Yasin, 36/39).
(Kadderahu) kelimesindeki zamir (kamer= Ay) kelimesine raci ise ayın hızlı seyretmesi, menzillerinin görünmesi ve şeriatın pek çok hükmünün kameri aya bağlı olması sebebiyle ayın menzilleri özellikle zikredilmiştir.
Bu sebeple “Yılların sayısını ve hesabını bilmek için…” denilmiştir. Yani vakitlerin hesabı, aylar, günler, geceler dört mevsim bununla bilinmektedir. Her çeşit muamele ve sözleşmeler için ve namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetlerin vaktinin tesbitinde hesaba riayet edilmektedir.
Menzillerin takdiri hem Güneş’e ve hem Ay’a ait ise vakitlerin hesabı bu ikisiyle bilinir, demektir. Güneşle günler bilinir, ayın hareketiyle aylar ve yıllar bilinir. “Güneş de ay da mutlaka bir hesaba göre hareket ederler.” (Rahman, 55/5) ayeti ve “Biz gece ve gündüzü (varlığımızı gösteren) iki delil kıldık. Bir delil olan geceyi karanlık, öbür delil olan gündüzü aydınlık kıldık. Böylece Rabbi-nizin lütfundan rızık arayasınız, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz.” (İsra, 17/12) gibi ayetlerle şeriat güneşle yapılacak hesaplardan yararlanmayı teşvik etmektedir.
Güneş hesabında da ay hesabında da faydalar vardır. Güneş hesabı sabittir. Ay hesabı ise bedeviler ve şehirliler için daha kolaydır. Bu sebeple şer’î hükümler ay hesabına bağlı kılınmıştır.
Allah’ın hak olarak yarattığı bu Güneş ve Ay’ı büyük bir hikmete binaen yerli yerince yaratmış ve bunu akıl sahiplerine birer yüce delil kılmıştır.
“Biz yeri, göğü ve her ikisi arasındaki şeyleri boşu boşuna yaratmadık.” (Sad, 38/27).
“Sizi boşuna yarattığımızı ve huzurumuza çıkarılmayacağınızı mı sandınız?” (Müminun, 23/115).
“Allah bilen bir topluluk için kudretinin ayetlerini birer birer açıklar.” (Yunus, 10/5) Yani O’nun azametine ve kudretine delâlet eden kâinattaki ayetleri, Kur’an ayetlerini yaratıcıya ve hayattaki faydalı hususlara delâlet etme yollarını bilen ve hak ile batılı ayırd eden topluluğa tam anlamıyla açıklar.
Şüphesiz gece ve gündüzün birbiri ardınca hiç gecikmeden gelmesinde yeryüzünde Güneş’e olan yeri itibariyle gece ile gündüzün uzayıp kısalmalarında buradaki ince sistemde, gece ile gündüzün sıcaklık ve soğukluk ayarlamalarında, gecenin örtü ve sükûnet, gündüzün geçim vakti oluşunda nice ibretler vardır.
Allah’ın yerde ve göklerde yarattığı cansız varlıklar, bitki ve hayvanlar, gök gürültüleri, şimşekler bulutlar ve yağmurlar, denizlerdeki med-cezir olayları madenlerin özellikleri ve bileşikler ve benzeri durumları… Bütün bunlarda Allah’ın kâinattaki sünnetlerine (fitrî kanunlara) ve şeriattaki kanunlarına aykırı hareket etmekten sakınan bir topluluk için, Allah’ın varlığı, birliği, kudreti, hikmeti, azameti ve kâmil olan ilmine delâlet eden nice işaretler, ibretler vardır.
Kâinatın sünneti (“fıtrî kanun” veya yaygın yanlış ismiyle “tabiat kanunu”) sağlığın korunmasını esas alır. Kim bu sünnete aykırı davranırsa hasta olur. Günlük hayatın sünneti doğru yol üzerinde olmaktır. Kim bu yoldan çıkar veya aykırı davranırsa kendine kötülük etmiş olur.
Kim Allah’ın cezasından, gazabından ve azabından korkmaz günah işler, Allah’ın koyduğu esaslara muhalif gelirse dünya ve ahirette bunun cezasını görür. [1][4]