sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 34. VE 36. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 34. VE 36. AYET-İ KERİMELER
Şubat 25, 2026 09:57
12
A+
A-

Öldükten Sonra Dirilmenin İspatı

 

34- De ki: “(Allah’a) ortak koştuklarınız arasında yaratıkları yoktan var edecek, öldükten sonra da tekrar diriltecek biri var mıdır? De ki: “Ancak Allah yaratıklan yoktan var eder, öldükten sonra da tekrar diriltir. öyle ise nasıl (haktan) döndürülüyorsunuz?”

35-De ki: “(Allah’a) ortak koştuklarınız  P arasında hakkı gösterecek biri var mı- dır?1 De ki: “hakkı gösterecek ve ona ile- tecek olan AUahtır- ° halde tekkn Ueten  m*’ y°^sa hidayet verilmedikçe kendi  kendine doğru yolu bulamayan mı, kendisine uyulmaya daha lâyıktır. O halde ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz.”

36- Onların çoğu ancak zanna uyarlar. Zan ise hakka karşı hiçbir şey ifade et­mez. Şüphesiz Allah onların yaptıkları­nı çok iyi bilir.

 

Açıklaması

 

Ey Peygamber! Müşriklere de ki: Yer ve gökleri ilk defa yoktan var eden, sonra yer ve göklerdeki mahlûkatı yaratan kimdir? Allah’tan başka ister put, heykel, melek ve cin olsun isterse peygamber olsun buna kimin gücü yetebilir? Kim bütün yaratıkları öldükten sonra tekrar yeni bir şekilde yaratabilir?

Onları düşmanlıkları ve kibirleri sebebiyle öldükten sonra dirilmeye inan­madıkları içindir ki, daha önce geçen beş soruya cevap verdikleri halde bu so­rulara cevap vermediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak “De ki: Allah’tır…” ayetiy-le bu sorulara cevap verdi.

Yani Ey Rasulüm! mahlûkatı ilk defa yaratmaya, sonra da tekrar diriltme­ye muktedir olan Allah’tır. Çünkü ilk defa yaratmaya kadir olan tekrar dirilt­meye de kadirdir. Bunu yapacak, hiçbir eşe ve ortağa, yardımcıya muhtaç ol­madan sadece kendisi yerine getirecek olan Cenab-ı Haktır.

Ancak müşrikler yaz mevsiminde yağmurla bitkilerin ortaya çıkmaları, kış mevsiminde kuruyup gitmeleri ve gelecek yaz mevsiminde tekrar ortaya çıkmaları gibi gözleriyle gördükleri gerçekler sebebiyle bitkileri ilk defa yarata­nın ve sonra da tekrar diriltenin Allah olduğunu itiraf ediyorlar ama insan ve diğer canlıların tekrar dirileceğini inkâr etmektedirler.

“Öyle ise nasıl oluyor da hak’tan döndürülüyorsunuz?” Nasıl hidayet yo­lundan batıla, tevhid yolu olan hak yoldan şirk ve puta tapma yolu olan dalâlet yoluna sapıyorsunuz?

Eğer siz yaratılışınız, akıllarınız, görüşleriniz ve mütalaalarınıza göre bit­kilere tekrar hayat verenin Allah olduğunu kabul ediyorsanız, peki ne diye Onun kudretiyle insana tekrar hayat vereceğini itiraf etmiyorsunuz? Bu, sizin öldükten sonra dirilmeye ve kıyamet günü hesap vermeye iman etmenize sebep olur diye mi?

Bundan sonra Allah Tealâ rububiyet (rab olma) vasıflarından birine ait bir soru sordu: “De ki: Allah’a ortak koştuklarınız arasında…” “Ey Habibim! Onla­ra, şöyle söyle: Ya fıtrat ve içgüdüsüyle veya göz kulak gibi organlarla, yahut akıl ve fikirle, veyahut semavî kitaplar ve peygamberlerin hidayeti ile sizin Al­lah’a ortak koştuğunuz putlar arasında sapık ve şaşkın bir kimseyi hidayete erdirecek biri var mıdır? Yoksa onlar bütün bu hususlardan aciz midirler?

Bu “hidayet” meselesi tamamen yaratma ve var etme gibidir. Nitekim Ce-nab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Rabbimiz her şeye takdir ettiği şekli verip son­ra da doğru yolu gösterendir, dedi.” (Tâ-Hâ, 20/50).

Müşrikler Allah’a ortak koştukları şeylerin yaratma ve hak yola iletme gi­bi şeyleri yapamayacaklarını tamamen idrak edipte verecek cevap bulamayın­ca onların yerine Allah cevap verdi:

“De ki: Hakkı gösterecek olan ve hakka iletecek olan Allah’tır.” Yani Ey Ra-sulüm! Onlara şunu söyle: Meydana getirdiği delil ve hüccetlerle, gönderdiği peygamberlerle, indirdiği kitaplarla, akıl ve beş duyu vasıtasıyla insana bah­şettiği ilim, bilgi ve imanla hakkı gösteren ve hakka ileten yalnızca Allah’tır.

Hakka, doğru yola ve imana hidayet etmeye muktedir olan Allah mı, yok­sa başkası (yani Allah) kendisine hidayet vermedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan kimse mi? Hangisi sözüne uyulmaya ve emrine itaat edilmeye daha lâyıktır?

Bu ifadeler Allah’a ortak koşulan melekler, Mesih ve Üzeyr gibi kimseleri de içine almaktadır.

O halde ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz? Size ne oldu da, Allah ile yarattığı mahlûkatını bir tutuyorsunuz, Allah’tan başkasına tapmanın ve onla­rın şefaatlerini beklemenin caiz olduğuna hükmediyorsunuz?

Bu ifade onların Allah’a ibadet etme ile her şeyden aciz Allah’a ortak koş­tukları şeylere tapmayı bir tutmak gibi haddi aşan hükümlerinden son derece hayret etme ifadesidir.

Bundan sonra Cenab-ı Hak müşriklerin bu şekilde inanmak, şirk koşmak ve Allah’tan başkalarına tapınma hususunda hiçbir delil ve burhana uymadık­larını ancak hepsinin boş kuruntu ve hayal görme şeklindeki zayıf kanaatları-na ve, zanna uyduklarını açıklamaktadır. Bu zannın ise onlara hiçbir şekilde faydası olmayacaktır. Çünkü eli boş olan kişi değişmez hakkın -yani kesin bilgi ve doğru inancın- istendiği noktada hiçbir şey veremez.

Şüphesiz Allah onların davranışlarını gayet iyi bilir. Bütün kesin deliller Rasulullah (s.a.)’ın doğruluğunu gösterdiği halde O’nu yalanlamak gibi, hüccet ve delil olmaksızın babaları ve ataları körükörüne taklit etmek gibi her davra­nışa karşı Allah onların cezalarını verecektir.

Bu onlara karşı bir tehdit ve cehennem azabıyla yapılan şiddetli bir uyan­dır. Çünkü Allah onlara bu yaptıklarına karşılık tam bir ceza vereceğini bildir­miştir.

Kısacası, geçen ayetler Allah’ın varlığına delil olarak üç şeyi ihtiva etmek­tedir.

1- O, rızık veren, gözü ve kulağı var eden, ölümü ve hayatı yaratandır.

2- O, insanı, yeryüzünü, gökleri ve ikisi arasındaki varlıkları yaratandır.

3- O, hidayet etmeye kadir olandır. Allah’ın varlığına önce yaratıcı olması, ikinci olarak da hidayet vermesinin delil getirilmesi Kur’an’da pek sık görülen bir ifade tarzıdır. [1][19]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.