TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA FURKAN SURESİ 1. VE 5. AYET-İ KERİMELER
FURKAN SURESİ
Furkan Suresi, yetmiş yedi âyettir. 68. 69. ve 70. âyetleri Medine’de diğerleri Mekke’de nazil olmuştur.
Bu sure-i celile, Cenab-ı Hakkın yüceliğini, herşeyin mülkünün ona ait olduğunu, onun hiçbir zaman çocuk edinmediğini ve herşeyi onun takdir ettiğini beyan ederek başlıyor.’
Devamla, kâfirlerin, Allah’ı bırakıp, hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri ilah edindikleri Kur’an’ı Hz. Muammed (s.a.v.)in uydurduğunu iddia ettikleri, Kur’an’a “Efsane” dedikleri beyan edilmekte ve Peygamber (s.a.v.)e Kur’an’ın, kendisine Allah tarafından indirildiğini söylemesi emredilmektedir.
Sure-i celilede bundan sonra, kâfirlerin, insanlardan birinin Peygamber olarak gönderilmesine şaştıkları ve ona bir hazine indirilmesi gerektiğini söyledikleri açıklanıyor.
Kâfirlerin kıyamet gününü yalanlamaları ve isyanları sebebiyle âhirette acıklı bir azaba uğratılacakları, muttakilere ise cennetin verileceği ve orada ebe-, di olarak kalacakları haber veriliyor.
Âhirette Allah’ın huzuruna çıkmayı ummayanlann, Melekleri gördükleri gün, Meleklerin onları müjdelemeyecekleri, onların amellerinin toz zerreleri haline geleceği, cennetliklerin ise güzel makamlara edirilecekleri beyan ediliyor.
Bundan sonra kıyamet ahvaline işaret olunarak o günde semanın, bulutlarla yanlarak Meleklerin bölük bölük inecekleri, o gün hakimiyetin yalnız Allah’a ait olacağı ve zalimlerin, pişmanlıktan ellerini ısırarak: “Keşke Peygamberle beraber hak yolu tutsaydım.” diyecekleri ve pişmanlıklarını beyan edecekleri bildiriliyor.
Kâfirlerin, lüzumsuz ve mânâsız bahanelerine işaretle, Kur’an’ın, Hz. Mu-hammed (s.a.v.)e toptan indirilmesi gerektiğini söyledikleri haber veriliyor.
Hz.Musa’ya Tevrat’ın verildiği ve Hz. Harun’un da Hz. Musa’ya yardımcı yapıldığı, onlann, Firavun’a gidip dini tebliğ ettikleri açıklanıyor.
Hz. Nuh’un, Âd ve Semud kavimlerinin ve Lut kavminin durumlarına kısa kısa temas ediliyor ve onlann başlarına gelen felaketlere dikkat çekiliyor.
Allah’ın varîîk ve kudretine delalet eden alametlerden bahisle, gölgenin nasıl yayıldığı, gecenin dinlenme, gündüzün ise çalışma zamanı yapıldığı, rahmetin önünde rüzgârların müjdeci olarak gönderildiği ve bulutlardan, hayat veren suyun indirildiği ve bütün bunlardan ibret alınması gerektiği açıklanıyor.
Hz. Muhammed (s.a.v.)in bir uyarıcı olarak gönderildiği, Peygamberlik vazifesini yaparken kimseden bir ücret istemediği ifade ediliyor.
Allah Teala’nın yüce kudretini gösteren birçok delillere işaret ediliyor. Kâfirlerin, hak ettikleri cezaya çarptırılacakları, müminlerin ise mükâfaatlandınlacaklan, müminlerin, boş ve çirkin bir sözle karşılaştıklarında vakarla geçip gittikleri ve rablerine dua ederek ondan, nimetler ve hayırlar talep ettikleri, ona tazarru ve niyazda bulundukları açıklanıyor ve sure-i celile bu âyetlerle son buluyor.[1][1]
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1- Âlemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammcd’c hakkı bâtıldan ayıran Kur’anı indiren Allah, yüceler yücesidir. [2][2]
2- O Allah ki göklerin ve yerin mülkü ancak onundur. O, hiçbir çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı yoktur. O, herşeyi yaratıp belli bîr nizama koymuş, geçmişini, geleceğini takdir etmiştir.
Allah Teala bu âyetlerde, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Muhammed (s.a.v.)e indirilme gayesini bildiriyor ve herşeyin kendisine ait okluğunu, hiçbir ortağı bulunmadığını ve herşeyi yaratıp bir düzene koyduğunu beyan ediyor. Tâ ki, Allah Teala’nın bu sıfatlarını bilenler, gönderdiği Kur’an’dan öğüt alsınlar. Herşeyin hükümranı olan Allah’a boyun eğip kulluk etsinler, ona karşı günah işlemesinler, Allah’a ortak koşmasınlar ve ona çocuk isnad etmesinler. [3][3]
3- Müminler, Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratamayan, üstelik yaratılmış olan, kendilerine hiçbir zarar ve hiçbir fayda veremeyen, öldürcmcyen, yaşatamayan ve tekrar diriltemeyen ilahlar edindiler.
Allah Teala bu âyet-i kerimede, cahil müşriklerin, herseyi yaratan, her-şeye hayat veren, vâdesi geldiğinde bütün insanları Öldürüp âhirette tekrar diriltecek olan Allah’ı bırakıp ta hiçbirşeye gücü yetmeyen putları ilah edinmelerini kınıyor ve onlann beyinsizliklerini ortaya koyuyor.
Evet, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. İbadet ancak ona yapılır. Onun ne çocuğu vardır, ne de babası. Ne dengi vardır, ne de yardımcısı. [4][4]
4- Kâfirler: “Bu Kur’an, Muhammcd’in uydurduğu iftiradan başka birşey değildir. Başka bir topluluk ta kendisine yardım etmiştir.” dediler. Böylece haksızlığa ve yalancılığa saptılar. [5][5]
5- “Kur’an, öncekilerin efsaneleridir, Muhammcd onu başkalarına yazdırmış ta, sabah akşam kendisine tekrarlanıp okunuyor.” dediler.
Bu âyetler, kâfirlerin beyinsiz olduklarını ortaya koyuyor ve iddia ettikleri gibi Hz. Muhammed (s.a.v.)in, Kur’an-ı Kerim1 i bir yerden almadığı onun, Allah katından olduğu ifade ediliyor. Kâfirler, bu’iddialannın tutarsız olduğunu ve söylediklerinin bir kısım hezeyandan başka bir şey olmadığını aslında çok iyi bilirler. Zira, hepsi de Resulullah’ın, okuyup yazma ile meşgul olmadığını, doğumu ânından kendisine Peygamberlik verilinceye kadar onlann arasında yaşadığını, dürüstlüğü, güvenilirliği, doğru sözlülüğü ve nezaheti ile meşhur olduğu için kendisine “Emin” denildiğini yine çok iyi biliyorlardı. Fakat kendisine Peygamberlik geline onu çekemediler, çeşitli iftiralarda bulundular. Resulullah’ı bu şekilde yıpratamayınca kaba kuvvete başvurdular. Fakat, Allah, Peygamberine yardım etti, kâfirler ise hüsrana uğradılar.
Bu ayetlerin, Nadr b.Hâris hakkında nazil olduğu rivayet oluştur. Bu Kişi, £i fanlar besliyordu. Bir zaman Hıyre ye gıtt.. ResuIullah bir dir.” dediler..” âyetim indirdi. [6][6]