sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

SÛ-İ HÂTİME

Mart 7, 2026 11:59
8
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

SÛ-İ HÂTİME

Hamd, gayemizin sadece rızası olduğu, elimizdeki nimetlerin hatta elimizin sahibi, yazmayı öğreten, Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc), Salat ve Selam da Müminlerin Önderi, yaşayan Kur’an, Kâinatın göbeğine İslam yazan Muhammed (sav)’e, tertemiz aline ve yiğit ashabına olsun.

 Kalp dediğimiz şey kuru bir et parçasından mı ibarettir, yoksa Tevhid güneşinin üzerinde ışıldadığı bir umman mıdır?

Râsulullah (sav): “Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.’’[1] Şeklinde dua ederdi. Aslında O (sav) burada bize kalbin manasını öğretmişti: “Kalp; imanın mahalli, iman ve küfrün karargâhıdır.”

Bu kalp; bazen imanın çiçekli bahçesi, tevhidin bir güneş gibi üzerinde ışıldadığı uçsuz bucaksız okyanusu olmaktan çıkıp, masivânın sevgisinde boğulacak kadar sığlaşır. Ne de olsa o kalptir ve “İnsan, kalbine neyi buyur ederse, son nefesinde onunla mühürlenir.”

Ve şimdi, masivânın esiri olan kalbin uğrayacağı kötü âkıbeti görüyoruz;

Hâtime; sözlükte “tamamlamak, bitirmek, sona erdirmek” anlamına gelen hatm (hitâm) mastarından türemiş bir isim olup “son, sonuç, nihayet” demektir. Sû-i hâtime ise, dünyadan imandan yoksun olarak gitmeye denilmiştir.[2]

Bunu okumak bile nefsimize ağır ve zor geliyorken, peki yaşamak?

Bu konuya misal olarak bir olay aktaralım: Şöyle denilmiştir: “Bir Müslüman, Hristiyan bir kıza delicesine âşık olmuştu. Kısa süre sonra ölümcül bir hastalığa yakalandı ve kendi kendine şöyle düşündü: ‘Bu kıza kalpten bağlandım, ama bu dünyada bir araya gelemedik. Eğer Müslüman olarak ölürsem, ahirette de onunla buluşamayacağım. Bunun sonucunda Hristiyanlığı kabul etti ve imanını kaybederek vefat etti.

Bir süre sonra o Hristiyan kız da ağır bir hastalığa yakalandı. O da kendi kendine şöyle düşündü: ‘O, beni tüm kalbiyle sevdi ama bu dünyada kavuşamadık. Eğer Hristiyan olarak ölürsem, ahirette de onunla buluşamayacağım. Bu düşüncelerinin etkisiyle İslam’ı kabul etti ve Müslüman olarak bu dünyadan göçtü.”

Hem dinini kaybetti, hem de istediğini. Evet! Kalp, bir fâninin değil, Allah’ın (cc) sevgisiyle dolmalıdır. Sonlu dünya hayatı, sonsuz olan cennete tercih edilmemelidir. Ölüm anı, insanın en savunmasız anıdır ve kişi hayatı boyunca neyi en çok sevdiyse, son nefesinde onu söyler. Ve insan için ne “vazgeçilmez” olursa, imtihanı oradan gelir. İşte bu ibretlik kıssa, bizlere sevginin aynı zamanda büyük bir imtihan olabileceğini gösteriyor. Çünkü insan kalbine kimi yerleştirirse, yerleştirdiği kişi veya nesne onun hem kurtuluşu hem de felaketi olabiliyor. Şimdi, bu kıssada yer alan kadın yerine aklımıza gelebilecek, bize değerli olan ana- baba- eş- evlat- kardeş- mal- mülkü koyalım. Eğer ki koyduğumuz bu sevgiler Allah(cc) ve Rasulü’nün sevgisinin önüne geçiyorsa, biz de böyle bir uçurumun kenarındayız demektir. Çünkü Allah (cc) Tevbe Suresi 24. Ayet-i Kerimede bu sevgi ve öncelik sırasını bizlere hatırlatıyor: ‘’ De ki: ‘Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.’’

Allah (cc)’ın bizleri uyardığı bu gerçek, kalpteki sevgi durumunun ne kadar mühim olduğunu gösteriyor. Öyleyse Mümin, her daim kalbi ve hayatındaki önceliklerini düşünüp yaşamalıdır ki son nefesinde hidayet üzere olabilsin. Buna binaen Rasulullah(sav) Abdullah b. Mes’ud (ra)’dan rivayet edilen bir Hadis-i Şeriflerinde;

 

فَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الجَنَّةِ حَتَّى لاَ يَكُونُ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ إِلَّا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ، فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُ النَّارَ، وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ إِلَّا ذِرَاعٌ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الكِتَابُ، فَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا

‘’Sizden biri, cennetliklerin yaptığı işleri yapar ve kendisi ile Cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır da sonra kitabın hükmü öne geçer, cehennemliklerin yaptığı işleri yapar ve Cehenneme girer. Yine sizden biri cehennemliklerin yaptığı işleri yapar ve kendisi ile Cehennem arasında bir arşın mesafe kalır; sonra kitabın hükmü öne geçer ve o kişi cennetliklerin yaptığı işleri yapar ve neticede Cennet’e girer.’’ buyurmuştur.[3]

Ayakları kaydıran o ‘bir arşınlık mesafe’, aslında ömür boyu biriktirilen gizli niyetlerin, kalpte saklanan sahte ilahların ve başka varlıkların fazla sevgisinin bir sonucudur. Kim kalbinde neyi gizlediyse, ölüm perdesi kalktığında o aşikâr olur. Buna misal olarak;

Sehl b. Sa’d es-Sâidî (r.a.)’dan: “Rasûlüllah (s.a.v.) müşriklerle karşılaşıp savaştı. Bu arada Rasûlüllah (s.a.v.)’in ashabının içerisinde bir kimse vardı ki Rasûlüllah (s.a.v.) karargahına çekilip karşı taraf da kendi karargahlarına çekildiğinde köşede bucakta düşmandan geri kalan ne varsa kılıçtan geçirmeden bırakmazdı. Bu yüzden kendisi hakkında: “Bugün falancanın çalıştığı gibi hiçbirimiz çalışamamıştır.” denildi. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.v.): “Bakın, bu adam cehennemliktir” buyurdu. Ordudan bir kimse de: “Ben sürekli onun yanında olacağım” dedi ve kendisiyle birlikte savaş meydanına çıktı. Durduğunda onunla durdu, koştuğunda onunla koştu. Sonunda bu adam ağır bir şekilde yaralandı (dayanamayıp) ölümünü çabuklaştırdı. Sivri ucu göğsüne gelecek şekilde kılıcını yere koydu, üzerine yüklenerek canına kıydı. Bunun arkasından kendisini takip eden kimse Rasûlüllah (s.a.v.)’in yanına çıktı: “Senin Allah’ın Rasûlü olduğuna şahitlik ederim” dedi Rasûlüllah (s.a.v.): “Ne oldu?” buyurdu: “Az önce cehennemlik olduğunu söylediğin adam… Halk bu sözü garipsedi, ben de: “Ben sizin için bu adamı takip edeceğim” dedim ve onun peşinde savaş meydanına çıktım sonra ağır bir şekilde yaralandı (dayanamayıp) ölümünü çabuklaştırdı. Sivri ucunu göğsüne gelecek şekilde kılıcını yere koydu, üzerine yüklenerek canına kıydı” dedi. Rasûlüllah (s.a.v.) bu adam hakkında: “Bir kimse, insanlara göründüğü şekliyle cennetliklerin amelini işler, halbuki o cehennemliktir. Yine bir kimse, insanlara göründüğü şekliyle cehennemliklerin amelini işler, halbuki o cennetliktir.” buyurdu. [4]

Tüm bunları okuduktan sonra Rasulullah (sav)’ın duasının kıymetini anlayabiliyor muyuz? ‘’Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım.. Kalbimi dinin üzere sabit kıl..’’ Unutmayalım ki ‘’Ne için yaşarsak, kalbimiz onunla mühürlenir.’’

 

Allah(cc) İçin Yaşayanlara Selam Olsun!

Velhamdulillahirrabbilalemin.

 

[1] Tirmizi, Deavat 124

[2] İslam Ansiklopedisi, Hatime Maddesi

[3] Sahih Hadis, Muttefekun aleyh, Sahih-i Buhari 7454

[4] Buhari

Yazarın Diğer Yazıları
Şubat 8, 2026 11:59
Ocak 7, 2026 11:59
Aralık 7, 2025 11:59
Ekim 31, 2025 11:59
Ekim 11, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.