TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ŞUARA SURESİ 16. VE 23. AYET-İ KERİMELER
16-17- Doğruca Firavun’a varın. Ona, “Biz, âlemlerin rabbi olan Allanın Peygamberiyiz. İsrailoğullarim bizimle serbest bırak” deyin.
Allah şöyle dedi: “Hayır korkma. Firavun kavmi seni öldüremeyecektir. Sen ve kardeşin, sana verdiğimiz delil ve mucizelerle ona gidin. Biz de sizinle birlikte Firavun ve kavminin size ne söyleyeceklerini dinlemekteyiz. Sen ve kardeşin Harun, Firavun’a gidin ve ona: “Biz, sana âlemlerin rabbi olan AHahın gönderdiği Peygamberiyiz. İsrailoğullannı bizimle serbest bırak.” deyin. [1][17]
18-19- (Firavun’a varınca) o Musa’ya: “Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Ömrünün birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Üstelik sonunda o yapacağını da yaptın. Sen, nankörlerden birisin.” dedi.
Musa ve Harun Firavun’a vardılar. Rablerinin, Firavun’a tebliğ edilmesini emrettiği şeyi ona tebliğ ettiler. Firavun ise onlara şu cevabı verdi: “Ey Musa, sen küçükken biz seni büyütmedik mi? Ömrünün bir kısmını yanımızda geçir-medin mi? Sonra, Kiptîlerden bir kişiyi öldürerek yapacağını yaptın. Şimdi de sen, kendine yapılan iyiliklere karşı nankörlük ediyorsun veya benim fabl iği mı inkâr ediyorsun. [2][18]
20-22- Musa: “Ben o suçu işlediğim zaman cahillerden bîriydim. Sizden korkunca da aranızdan kaçtım. Nihayet rabbi m bana hikmet lütfetti ve beni Peygamberlerden kıldı. İsrailoğuliarını köleleştirmen karşısında, o başıma kaktığın da bir nimet midir?” ddi.
Musa Firavun’a şu cevabı verdi: “Evet sizden bir adamı öldürdüm. Fakat ben o zaman cahillerdendim. Henüz bana, cana kıymanın haram olduğunu bildiren bir vahiy gelmemişti. Ey Firavun topluluğu, o adamın karşılığında beni öldüreceğinizden korkarak sizin aranızdan kaçtım gittim. Sonra rabbim bana, bir hikmet olan Peygamberliği verdi ve beni, yaratıklarına gönderdiği Peygamberlerden biri kıldı.”
Yirmi ikinci âyet-i kerimede: “tsrailoğullarmı köleleştirmen karşısında o başıma kaktığın da bir nimet midir?” ifadesi zikredilmektedir. Bu âyet, müfessirler tarafında çeşitli şekillerde izah edilmiştir. Bunlardan biri, mealde zikredilendir.
Diğer bir izah şekline göre, âyetin mânâsı şöyledir: “Başıma kakmış olduğun beni büyütme nimetinin sebebi, İsrailoğuliarını köleleştinnendir. Zira sen onları köleleştirmemiş olsaydın beni ailem büyütecek, suya atma zorunda kalmayacaktı, O halde bu bir nimet değil yaptığın zulmün bir neticesidir.”
Diğer bir izah şekli de şöyledir: “O başıma kaktığın beni büyütme nimetini İsrailoğullanm köleleştinnen karşılığında elde etmiştin. Zira sen, onlardan aldığın mallan bana harcayarak beni büyüttün. Aynca benim bebeklik dönemimdeki bakımımı da annem yaptı. O halde senin, benim üzerimde herhangi bir hakkın yoktur.
Başka bir izah şekli de şöyledir; “Senin başıma kakmış olduğun beni büyütme ve bana iyilikte bulunma nimetin, bütün İsrailoğuliarını köleleştirmen ve onları hizmetçiler yapman karşısında önemli bir nimet değildir. Bütün bir kavme kötülük edip te içlerinden sadece birine iyi davranman nimet midir?”
Taberi ise bu âyet-i kerimenin şu şekilde izah edilmesini tercih etmiştir: “Hz. Musa, Firavun’a şöyle demiştir: “Evet, senin beni büyütmen, bütün İsrailoğullanm köleleştirdiğin halde beni köleleştinnemen, senden bana bir nimettir. Sen bunu haklı olarak başıma kakıyorsun ancak ben sana, hak olan bir din getirdim. Ona boyun eğmelisin”[3][19]
23- Firavun: ” Âlemlerin rabbi de nedir?” dedi.
Firavun’un bu sorusu, onun, inkârının, cahillikten kaynaklanabileceğini göstermektedir. [4][20]