sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

İslam Mahkûmken Müminlerin Sabır, Sebat ve Tevhid Üzere Direnişi

Mart 23, 2026 11:59
24
A+
A-

İslam Mahkûmken Müminlerin Sabır, Sebat ve Tevhid Üzere Direnişi

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah(Celle Celaluhu)’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

Tarih boyunca İslam ümmeti bazı dönemlerde izzet ve hakimiyet yaşamış, bazı dönemlerde ise zayıflık, baskı ve mahkûmiyet süreçlerinden geçmiştir. Kur’ân ve sünnet bize yalnızca güçlü zamanlarda değil; İslam’ın kuşatıldığı, Müslümanların baskı altında kaldığı dönemlerde de nasıl davranmamız gerektiğini öğretmiştir. Bu nedenle Müslümanların en önemli görevi, şartlar ne olursa olsun tevhid akidesini korumak, sabretmek ve dinlerinden taviz vermemektir.

İslam’ın mahkûm olduğu dönemlerde en büyük tehlike, Müslümanların baskı ve korku sebebiyle dinlerinden taviz vermeleridir. Oysa Allah Teâlâ Müminlere açık bir şekilde tavizsiz bir duruş emretmiştir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Onlar isterler ki sen onlara yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.”

(Kalem 68/9)

Bu ayet, müşriklerin Peygamber’den tevhid konusunda taviz beklediğini ancak bunun kesin şekilde reddedildiğini göstermektedir.

Başka bir ayette Allah cc şöyle buyurur:

“De ki: Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam.”

(Kâfirûn 109/1)

Bu sure, İslam’ın baskı altında olduğu Mekke döneminde nazil olmuş ve Müminlere açık bir akide sınırı çizmiştir.

Bu nedenle Müslümanlar baskı dönemlerinde dinlerini korumalı, inançlarında hiçbir taviz vermemelidir.

İslam’ın mahkûm olduğu dönemlerin en önemli vasfı sabırdır. Çünkü peygamberlerin davet süreçleri de çoğunlukla sabırla geçmiştir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, sınırları koruyun ve Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.”

(Âl-i İmrân 3/200)

Peygamberlerin hayatı bu sabrın en büyük örnekleridir. Mekke döneminde Müslümanlar ağır işkencelere maruz kalmış, ancak imanlarından vazgeçmemişlerdir.

Habbab b. Eret şöyle anlatır:

“Rasulullah Kâbe’nin gölgesinde bir örtüye dayanmış haldeydi. Ona dedik ki:

‘Bizim için Allah’tan yardım istemez misin?’

Bunun üzerine Rasulullah şöyle buyurdu:

‘Sizden önceki ümmetlerde bir kişi yakalanır, yere çukur kazılır, içine konur ve testere ile ikiye bölünürdü ama bu onu dininden döndürmezdi.’”

(Buhârî, Menâkıb 25)

Bu hadis Müslümanların zorluk karşısında sabretmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.

İslam’ın zayıf olduğu dönemlerde Müslümanlar bazen güçlü olan kâfir toplumlara hayranlık duyabilir ve onları taklit edebilirler. Ancak Kur’ân bu konuda ciddi bir uyarı yapmaktadır.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur.”

(Hûd 11/113)

Bu ayet, Müslümanların kalben ve fiilen zalim sistemlere meyletmemesi gerektiğini ifade etmektedir.

Peygamber Efendimiz de şöyle buyurmuştur:

“Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.”

(Ebû Dâvûd, Libâs 4)

Dolayısıyla Müslümanlar kâfirleri taklit etmekten sakınmalıdır.

Baskı dönemlerinde Müslümanların ayakta kalmasının en önemli yolu birlik ve kardeşliktir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin.”

(Âl-i İmrân 3/103)

Medine’ye hicret eden Müslümanların ilk yaptığı şey, kardeşlik tesis etmek olmuştur. Peygamber Efendimiz Muhacirlerle Ensar arasında kardeşlik bağı kurmuştur.

Bu da zor zamanlarda Müslümanların birbirine destek olması gerektiğini göstermektedir.

İslam’ın mahkûm olduğu dönemlerde Müslümanların en önemli görevlerinden biri de tevhid davetini sürdürmektir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.”

(Nahl 16/125)

Peygamber Efendimiz Mekke’de güç sahibi olmadığı halde 13 yıl boyunca tevhid davetine devam etmiştir.

Bu nedenle Müslümanların görevi yalnızca sabretmek değil, aynı zamanda insanları Allah’ın dinine çağırmaya devam etmektir.

İslam’ın zayıf veya mahkûm olduğu dönemler Müslümanların imanlarının sınandığı zamanlardır. Bu dönemlerde Müminlerin Allah cc nun ipine sım sıkı sarılmaları gereklidir.

Kur’ân ve sünnet bize göstermektedir ki İslam’ın tarihindeki zorluk dönemleri geçicidir. Sabır ve sadakat gösteren Müminler sonunda Allah’ın yardımına kavuşacaktır.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Allah mutlaka kendisine yardım edenlere yardım eder.”

(Hac 22/40)

Bu nedenle Müslümanların görevi şartlara göre dinlerini değiştirmek değil, şartlar ne olursa olsun Allah’ın dinine sadık kalmaktır.

والحمدلله رب العالمين

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.