TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ŞUARA SURESİ 170. VE 180. AYET-İ KERİMELER
170-171- Bunun üzerine biz de, geride kalıp helak olanlardan bir yaşlı kadın dışında Lut’u ve bütün ailesini kurtardık. [1][154]
172- Sonra diğerlerini helak ettik. [2][155]
173- Üzerlerine öyle bir çeşit yağmur yağdırdık ki, uyarılıp ta yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötüdür. [3][156]
174- Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Ne var ki çokları yine de iman etmediler. [4][157]
175- Şüphesiz ki senin rabbin, herşeye galiptir, çok merhametlidir.
Burada zikredilen “Geride kalan yaşlı kadın.” Lut (a.s.)ın karışıdır. Bu husus diğer âyetlerde açıklarım aktadır, Allah Teala, Lut (a.s.)a ve ona tabi olanlara, sabahleyin erkenden giderken, çığlık sesi işittiklerinde geri dönüp bakmamalarını emretmiş, Lut ve ona iman edenler bu emre uyarak yollarına devam etmiş, geri dönüp bakmamışlar. Fakat Lut (a.s.)ın karısı geri dönüp bakmış bu sebeple ilahi azaba o da yakalanmıştır. Allah Teaîa bu kavmin üzerine öyle bir yağmur yağdırmıştır ki, bu yağmur başka âyetlerde şöyle beyan edilmiştir, “Azap emrimiz gelince, yaşadıkları ülkenin üstünü altına çevirdik. Üzerine, rab-bin tarafından işaretlenmiş kızgın taşlan sağanak halinde yağdırdık. Bu azap, zalimlerden hiçbir zaman uzak değildir. [5][158]
176- Eyke halkı da gönderilen peygamberleri yalanladı. [6][159]
177- Bir zaman Şuayb onlara şöyle derpişti: “Allah’tan korkmaz mısınız?” [7][160]
178- Şüphesiz ben size gönderilen emin bir Peygamberim. [8][161]
179- Allah’tan korkun ve bana itaat edin. [9][162]
180- Ben, davetime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak, âlemlerin rabbinc aittir.
Allah Teala Şuayb (a.s.)ı da Medyen şehrinde yaşayan “Eyke” halkına
Peygamber olarak göndermiştir.
“Eyke” kelimesi “sık ormanlık” anlamına gelmektedir. Bunlara bu adın verilmesi, ya ağaca tapmalarından veya ağaçlık bölgede yaşamalanndandir.
Şuayb (a.s.) bu kavmi Allah’tan korkmaya davet etmiş ve kendisinin onlara Peygamber olarak gönderildiğini bildirmiştir. O kavimde görülen en açık günahın, ölçü ve tartılan eksik yapmaları ve bu yolla insanların haklarını yemeleridir. Şuayb (a.s.) bu kavmi uyararak şöyle demektedir: [10][163]