BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Allah’a hamd, mücahitlerin lideri ve müttakilerin imamı efendimiz Muhammed (s.a.v)’e, âl ve ashabına, kıyamete dek onun şeriatı yolunda cihad edenlere salat ve selâm olsun.
Velâ ve Berâ (الولاء والبراء), İslam’da sevgi ve dostlukta Allah için olmak (velâ) ve düşmanlıkta da Allah için olmak (berâ) anlamına gelen çok önemli bir AKÎDE konusudur. Temelde bir müminin kime dost olacağına ve kimden uzak duracağına dair imani bir duruşu ifade eder.
Velâ, kelime anlamı olarak “yakınlık, dostluk, bağlılık” demektir. İslamî anlamda ise, Allah’a, Resulüne ve müminlere dost olmak, onları sevmek ve desteklemek anlamındadır. Kurandan şu ayeti kerime ile örnek verebiliriz;
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisidirler (dostudurlar). İyiliği emreder, kötülükten men ederler…” (Tevbe 71)
Müminler birbirlerine vela ilişkisi (sevgi ve dostluk) ile bağlıdırlar
“Sizin veliniz ancak Allah, O’nun Resulü ve namaz kılan, zekât veren ve rükû eden müminlerdir.” (Maide 55)
Allah açıkça, gerçek dostların ancak Kendisi, Peygamberi ve salih müminler olduğunu bildirmektedir.
Berâ, “uzak durmak, ilgiyi kesmek, karşı olmak” demektir. Akidevi olarak, küfür, şirk, batıl inançlar ve Allah düşmanlarına karşı gönülden bir kopuş anlamına gelir.
“İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani kavimlerine şöyle demişlerdi: ‘Biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi inkâr ettik. Sizinle bizim aramızda, Allah’a bir olarak iman edinceye kadar ebedî bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” (Mümtehine 4)
Bu ayet, berânın ne kadar ciddi bir duruş olduğunu gösterir.
“Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’tan hiçbir şeyi yoktur…” (Ali İmran 28)
Bu ayet ise imanla çelişen dostlukların tehlikesine dikkat çeker.
} Bera, kalbî olarak ise şu şekilde özetlenebilir ;
- Kalbin, gaflet ehlinden soğuması,
- Günaha, zulme, batıla meyli terk etmesi,
- Kalben küfre, nifaka, dünya tutkularına karşı nefret duyması
} Vela kalbî ise şu şekilde özetlenebilir ;
- Allah’ı, Resulünü ve salih kulları içten bir muhabbetle sever.
- Müminleri kalpten dost edinir, onların derdiyle dertlenir.
* Zikri, Kur’an’ı, secdeyi ve ibadet ortamlarını sever.
İmam Ahmed bin Hanbel bu konuda şöyle der:
“Kim sevgi ve buğzunu Allah için yapmazsa, onun imanı tam değildir.”
Gerçek olgunluk; neyi seveceğini bilmek kadar, neye mesafe koyacağını da idrak etmektir. Bu ikili, inanan bir insanın sosyal ve ruhsal kimliğini inşa eder. Biz kimiz? Kimlerin yanındayız ve kimlerin uzağındayız? Bu soruların cevabı, bizim vela ve bera dengemizde saklıdır.
*Asıl anlaşılması gereken şudur ki; Kalb tamamen Allah’a yönelmelidir. Bu yöneliş gerçekleştikçe kalpte Allah sevgisinden başka sevgiye yer kalmaz. İşte bu hâl, velânın zirvesidir.