TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ŞUARA SURESİ 211. VE 220. AYET-İ KERİMELER
211- Bu onlara yaraşmaz. Zaten güç te yetiremezler. [1][189]
212- Hem de onlar, vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.
Allah Teala bu âyet-i ke rimel erci e, hiçbir yerine hiçbirşey sokuşturula-mayan Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Muhammed (s.a.v.)e Cebrail vasısatıyla indirildiğini, Şeytanların bunu indirmelerinin mümkün olmadığını beyan ediyor ve bu imkânsızlık için üç sebep bildiriyor.
Kur’anı indirmek Şeytanlara yaraşmaz. Zira Kur’an, iyiliği emreden, kötülüğü yasaklayan, insanlara doğru yolu gösteren, onları cehaletin karanlıklarından çıkarıp hakkın aydınlığına götüren bir kitaptır. Şeytanlar ise kullan saptıran, fitne ve fesat yayan yaratıklardır. Kur’an gibi bir kitabı getirme onlara yaraşmaz.
Şeytanların, Kur’anı getirmeye güçleri yetmez. Zira Kur’an bir dağa indirilecek olsa onun ağırlığına dağ bile tahammül edemez. Bu hususta diğer bir ayette de şöyle buyuruluyor: “Eğer biz bu Kur’anı bir dağa indirseydik Allah’ın korkusundan o dağın, huşu ile boyun eğdiğini ve parça parça olduğunu görürdün. Biz bu misalleri insanlara, düşünmeleri için veriyoruz. [2][190]
Diğer yandan, Şeytanlar, ilahi kelamı işitmekten uzak tutulmuşlardır. Onlar, Kur’anı dinlemeye yaklaştıkça ateşlerle uzaklaştırılmışlarıdır.
İşte bu üç Cihetten, Kur’an’ın, Şeytanlar tarafından indirilmesi imkansızdır. [3][191]
213- Sakın, Allah’ın yanında bir başka ilah edinme. Yoksa azaba uğrayanlardan olursun.
Allah Teala bu âyet-i kerimede, Resülullah’ın şahsında bütün kullarına seslenerek kendisine ortak koşmamalarını emrediyor. Aksi takdirde azaba uğratılanlardan olacaklarını beyan ediyor. [4][192]
214- Ey Muhammed, ünce en yakın akrabalarını uyar. [5][193]
215- Sana uyan müminlere, merhamet kanatlarını indir. [6][194]
216- Eğer sana karşı gelirlerse: “Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım.” de. [7][195]
217- Sen, herşeyc galip ve çok merhametli olan Allah’a güven. [8][196]
218-219- O, senin namaza kalkmanı da, secde edenler arasındaki hareketlerini de görüyor. [9][197]
220- Şüphesiz ki, o herseyi çok iyi işitendir, çok iyi bilendir.
Abdullah b.Abbas diyor ki:
“Ey Muhammed, önce en yakın akrabalarını uyar.” âyeti inince Resulul-lah (s.a.v.) Safa tepesine çıktı ve oradan Kureyş kabilesinin kollarına şöyle seslendi. “Ey Fihr oğulları, Ey Adiy oğullan,” onlar da bunun üzerine toplandılar. Öyle ki oraya şahsen gidemeyenler de -Ne olduğunu öğrenmek için- yerlerine başkasını gönderiyorlardı. Ebu Leheb dahil Kureyşliler oraya gittiler. Resulul-lah onlara: “Ben size, “Şu vadiden süvariler geliyor size baskın yapacak” desem bana inanır mısmiz?” dedi. Kureyşliler: “Evet inanırız. Çünkü senin hiç yalan söylediğini işitmedik.” dediler. Bunun üzerine Resulullah: “Ben sizi, şiddetli bir azapla uyarıyorum.” dedi. Ebu Leheb ise şöyle cevap verdi: “Bugün sona ermeden kahrolasın. Bunun için mi bizi buraya topladın?” Bunun üzerine Tebbet Suresi indi. [10][198]
Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki:
“Allah Teala “En yakın akrabanı uyar” âyetini indirince Resuluhıh ayağa kalktı ve “Ey Kureyş topluluğu (veya buna benzer bir sözle) kendinizi kurtarın. Benim, Allah’a karşı size hiçbir faydam olmayacaktır. Ey Abd-i Menaf oğullan, Allah’a karşı benim size hiçbir faydam olmayacaktır. Ey Abdul Muttalib’in oğlu Abbas, Allah’a karşı benim sana hiçbir faydam dokunmayacaktır. Ey Resuhıl-lah’ın halası Safiyye, Allah’a karşı benim sana hiçbir faydam olamayacaktır. Ey Muhammed’in kızı patıma, malımdan dilediğini iste, ancak Allah’a karşı sana hiçbir faydam dokunmayacaktır.” buyurdu. [11][199]
Görüldüğü gibi Resulullah, kendisine vahiy gelince, bütün akrabalarını İslâm’a davet etmiş ve İslâm’ı kabul etmedikleri takdirde, onlara, akraba olarak herhangi bir fayda temin edemeyeceğini beyan etmiştir. Ona iman edenler, dünya ve âhiret saadetine kavuşmuş, iman etmeyen Ebu Leheb gibileri ise hem dünyada hem de âhirette hüsrana uğramışlardır. [12][200]