TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA ŞUARA SURESİ 221. VE 227. AYET-İ KERİMELER
221- Ey müşrikler, şeytanların, kime inip vesvese verdiklerini, size haber vereyim mi? [1][201]
222- Onlar, her iftiracı günahkârın üzerine inerler.
Allah Teala bu âyetlerde, Kur’an-ı KeYim’i Resulullah’ın uydurduğunu ve şeytanın vesvesesi ile ortaya çıkardığını iddia eden müşriklere cevap veriyor. Şeytanların, ancak iftiracı ve yalancı kişilere vesvese verebileceklerini, zira Şeytanların, kendilerini dost edinenlere musallat olacaklarını beyan ediyor. Hz. Muhammed (s.a.v.) ise yalandan, iftiradan uzak tertemiz bir zattır. Ona inen vahiy de tertemiz bir Melek aracılığı ile Allah tarafından gönderilmiş hakkı açıklayan Kur’an’dir, [2][202]
223- İftiracı günahkârlar da onlara kulak verirler. Çokları yalancıdır.
Müfessirler bu âyet-i kerimeyi iki şekilde izah etmişlerdir. Bu izah şekillerinden biri, mealde verildiği gibidir. Diğer bir izah şekline göre ise âyetin mânâsı şöyledir:
“Şeytanlar, Meleklerin konuşmalarından çaldıkları bazı kelimeleri, kendilerini dost edinen yalancı ve günahkâr kimselere aktarırlar. Onlar da Şeytanın ağzıyla konuşurlar. Onların çoğu da yalancıdır. Zira şeytanlar, işittikleri bir doğru sözün yanına yüz de yalan katarak onlara söylerler. Onlar da hemen insanlara aktan rl ar.
Bu hususta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
“…Kulak hırsızı şeytanlar, yerden göğe kadar birbirlerinin üstünde, zincirleme dizilmiş ve kuîak hırsızlığına hazırlanmış bulunurlar. Şeytanlar bu vaziyette iken, Meleklerin konuşmasını işiten en üstteki Şeytan’a bir ateş parçası yetişip altındaki şeytana o haberi ulaştıramadan o şeytanı yakabilir. Bazı kere de ateş o şeytanı yakalamadan haberi bir sonraki şeytana ulaştırır. O da altındakine ulaştırır… Böylece haber yeryüzüne ulaşır, sihirbazların ve kâhinlerin ağzına düşer Onlar da bu haberin yanma yüz yalan katarak insanlara söylerler. (Nihayet o ilahi emir yeryüzünde meydana gelir) ve böylece de o sihirbaz veya kâhinin söylediği doğru çıkmış olur. Onlardan bu haberi işiten taraftarları da derler ki: “Nasıl bunlar vaktiyle şöyle şöyle olacak.” diye bize haber vermemişler miydi? Gördünüz ya, sihirbazların, gökten işiüldiğini söylediği sözün gerçek olduğu ortay. [3][203]
224- Şairlere azgınlar uyar. Âyet-i kerimede geçen “Şairler” ifadesinden maksat, Abdullah b.Ab-bas’a göre, müşrik şairlerdir.
Ebu Said el-Hudrî (r.a.) diyor ki:
“Biz bir gün Resulullah (s.a.v.) ile birlikte “Araç” denen yerde yürüyorduk. Orada karşımıza şiir okuyan bir şair çıktı. Resululhh, onun için şöyle buyurdu: “Bu şeytanı tutun”(Diger bir rivayette) “Bu şeytanı yakalayın.) bir kişinin içinin irinle dolması, şiirle dolmasından daha hayırlıdır. [4][204]
Âyet-i Kerimede geçen “Azgın” ifadesinden maksat ise İkrime’nin, Abdullah b.Abbas’tan rivayetine göre, şiirleri rivayet eden kimselerdir. Mücahid’e göre ise şeytanlardır. İkrime’ye göre de Cinlerin isyankârlarıdır.
Abdullah b.Abbas’dan nakledilen diğer bir rivayete göre ise, insanların beyinsizleridir. Abdullah b.Abbas’dun nakledilen diğer bir görüşe göre de “Azgınlardan maksat, Cin ve insanların sapıklarıdır.
Taberi bu âyet-i kerimeyi izah ederken şöyle diyor; “Müşrik şairlere, insanların azgınları, şeytanların azılıları ve Cinlerin de isyankârları uyar.” [5][205]
225-226- Onların, her sahaya dalıp çıktıklarını ve yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmez misin?
Ey Muhammed, sen şairlerin her vadiye, susuz devenin koşması gibi dalıp çıktıklarını, birtakım insanları haksız yere övüp, diğerlerini haklı oldukları halde yermelerini, kendilerinin yapmadıkları şeyleri söylemelerini görmez misin?
Allah Teala bu âyeî-i kerimelerde, şairlerin, söz ve davranışlarıyla, kendilerinin yapmadıktan şeyleri yapıyorlarmış gibi davrandıklarını, böylece yalan söyleyen kimseler olduklarını beyan etmektedir. [6][206]
227- Ancak îman edip salih amel işleyenler, Allah’ı çok zikredenler ve haksızlığa uğratıldıktan sonra haklarını alanlar böyle değildir. O zalimler yakında nasıl bir yıkılışla altüst edileceklerini bileceklerdir.
Bu âyet-i kerimenin, Resululahı savunan Hassan b.Sabit, Abdullah b.Revaha, Kâ’b, b.Mâlik gibi şairleri, yukarıda zikredilen şairlerden istisna ettiği rivayet edilmiştir.
Âyet-i kerimede, istisna edilen şairlerin, gerek konuşmalarında, gerekse şiirlerinde Allah’ı açıkça zikrettikleri ve zulme uğradıktan sonra haklarını aldıkları zikredilmektedir. Onların, haklanın almaları, Müslümanları kınayan kâfir şairlere cevap vermeleriyle gerçekleşmiş olur.
Kâ’b b.Mâlik’ten rivayet ediliyor ki, Allah Teala şairler hakkındaki âyetleri indirince o Resulullah’a gitmiş ve ona: “Allah Teala’nın şiir hakkında ne indirdiğini biliyorsun bu hususta ne buyurursunuz?” diye sormuş. Resulullah da: “Mümin hem kılıcıyla hem de lisanıyla cihad eder.” cevabını vermiştir.
Diğer bir rivayette ise:
“Hayatım, kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki sizler söylemiş olduğunuz şiirlerle sanki kâfirlere ok yağdırıyorsunuz.” buyurmuştur[7][207]
Âyeti kerimenin son bölümünde, zulmedenlerin akıbetlerinin korkunç olduğu beyan ediliyor. Zalimin, sonunda, yaptığı zulmün cezasını çekeceği açıklanıyor.
Peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerifi’nde şöyle buyuruyor:
‘Allah, zalime mühlet verir. Fakat onu bir de yakalayınca artık bırakmaz. [8][208]