sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

CENNET’E ÖZLEM DUYAN YİĞİTLER

Nisan 7, 2026 11:59
24
A+
A-

CENNET’E ÖZLEM DUYAN YİĞİTLER

Hamd, gayemizin sadece rızası olduğu, elimizdeki nimetlerin hatta elimizin sahibi, yazmayı öğreten, Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc), Salat ve Selam da Müminlerin Önderi, yaşayan Kur’an, Kâinatın göbeğine İslam yazan Muhammed (sav)’e, tertemiz aline ve yiğit ashabına olsun.

Adı duyulduğu an içimizi huzur ve sükûnetin kapladığı; ayrılık, acı, hüzün, keder ve kıskançlığın olmadığı ebedi saadet yurdu. Dünyayı ona kavuşma arzusuyla yaşanılır kılan, aşıkların hasretiyle yanıp tutuştuğu yurt. Müminlerin amellerini arttırıp kavuşmayı beklediği, en güzel tasvirini Rasulullah (sav)’ın yaptığı yurt;

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir gün Ashab-ı Kiramına: “İçinizde cennet için gayret edecek kimse yok mu? Zira cennetin eşi yoktur. Kâ’be’nin Rabbine yemin ederim ki, cennet, parıl parıl parlayan nurları, güzel kokulu üğrünen (hafif hafif sallanan) yeşillikleri, sağlam yüksek köşkleri, devamlı akan nehirleri, çok çeşitli olgun meyveleri, güzel genç zevceleri, pek çok takım elbiseleri ile yüksek, sağlam ve güzel saraylarda saadet ve yüz parlaklığı içinde yaşanan ebedi mekandır” buyurdu.1

Cennete giden öyle bir yol var ki; onu özleyenlerin özlemini saadete çeviren, dünya defterini en şerefli mühürle kapatan bir yol. Bu; ‘’Şehitlerin’’ yoludur. Rasulullah (sav)’ın buyurduğu gibi: ‘’ (…) bilin ki cennet kılıçların gölgesindedir.” 2

Hadiste “Cennet kılıçların gölgesi altındadır” denmektedir. İbnu’l-Cevzî: “Bundan murâd, cennetin kılıçla kazanılacağını belirtmektir” der. Hadisin bazı vecihlerinde ise: إنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ بَارِقَةِ السُّيُوفِ  “Cenet kılıçların parıltısı altındadır” denmiştir.3

Demek ki Cennete özlem duyanlar, özlemlerini Allah (cc) yolunda çarpışmakla ispatlamışlar. Öyleyse biz, Cennet’e Özlem Duyan bu Yiğit İnsanlara; nasıl çarpışıp Şehid olduklarına bakalım;

Hz. Şeddad İbnu’l Hadd’dan rivayetle; ‘’Bir bedevi gelerek Rasulullah (sav)’e iman etti. Sonra da sordu: “Seninle hicret edeyim mi?” Rasulullah (sav) onu ashabından birine teslim edip meşgul olmasını söyledi. Sonra yapılan gazvede Rasulullah (sav), bir miktar ganimet elde etmişti. Bunu taksim etti ve bedeviye de bir pay ayırdı. Bedevi: “Bu nedir?” diye sordu. Rasulullah (sav): “Bu payı sana ayırdım” dedi. Adam: “Ben bunun için sana tabi olmuş değilim, ben -eli ile boğazını göstererek- şuraya bir ok atılıp ölmem ve cennete gitmem için sana tabi oldum” dedi. Rasulullah (sav) da: “Sen Allah’a (cc) sadık oldun mu O (cc) da sana sadık olur (dilediğini verir)” dedi. Askerler bir müddet durdular. Sonra düşmanla mukatele etmek üzere kalktılar. Adamcağızı, az sonra sırtlayıp Hazreti Peygamber (sav)’e getirdiler. Tam gösterdiği yere bir ok isabet etmiş ve ölmüştü. Rasulullah (sav): “Bu, o adam mı?” diye sordu: “Evet, odur!” dediler. “Öyleyse o Allah’a (cc) doğru söyleyip sadakat gösterdi, Allah (cc) da ona sadakat gösterdi” dedi. Adam, Rasulullah (sav)’ın cübbesi ile kefenlendi. Rasulullah (sav) cenazeyi öne çıkardı, üzerine namaz kıldı. Okuduğu duadan işitilenler arasında şu da vardı: “Ey Allahım, bu senin bir kulundur. Senin yolunda hicret etmek üzere memleketinden ayrıldı. Şehid olarak öldürüldü. Ben buna şahidlik ediyorum.”4

*

Hz.Yahya İbnu’l Said’den rivayetle; ‘’Rasulullah (sav) (Bedir’de bizleri) cihada teşvik etti, cenneti hatırlattı. Bu sırada Ensar’dan biri, elindeki hurmalardan yemekte idi. Birden: “Ben şunları bitirinceye kadar oturacak olursam dünyaya fazla hırs göstermiş olacağım” dedi ve ellerindeki hurmaları fırlatarak kılıcını çekip öldürülünceye kadar savaştı.’’ 5

Hâdise, Bedir Savaşı sırasında cereyan eder. Hazreti Peygamber (sav) savaşa başlamadan önce, askerleri cesaret ve metanet verici bir konuşma yapmıştı. İbnu İshak’ın kaydettiği üzere şöyle hitap etmişti:

  “Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, bugün her kim, şu müşriklerle sabrederek, Allah’ın sevabını umarak ve geri dönmeden hep ilerleyerek savaşır ve öldürülürse Allah (cc) onu mutlaka cennetine koyacaktır.”

 Müslim’in rivayetinde Rasûlullah (sav): “Haydi kalkın, genişliği semâvât ve arz olan cennete buyurun!” Dedi.

 Bunun üzerine Umeyr İbnu’l-Humâm atılarak:

“- Ey Allah’ın Resûlü! Genişliği semâvât ve arz olan cennet mi?” der. Rasûlullah (sav)’ın “Evet”i üzerine: “Vay! Vay!” çeker. Rasûllulah: “Niye vay! vay! dedin?” diye sorunca:

 “- Cennetlik olmayı arzu ettim de onun için böyle söyledim, Ey Allah’ın Rasûlü!” der.

 Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm): “Sen cennetliksin!” müjdesini verir. Umeyr, hurmasını çıkararak yemeye başlar. Sonra: “Ben bu hurmaları tüketinceye kadar yaşayacak olursam bu uzun bir hayat olacak, cennete girmekte gecikeceğim!” der. Yanındaki bütün hurmaları yere atar, sonra ölünceye kadar savaşmak üzere müşriklere saldırır ve şehid düşer. Bir rivayete göre Bedir Savaşı’nda ilk şehid düşen bu zattır (radıyallahu anh).6

*

Uhud günü sabahleyin, Abdullâh bin Cahş, Sa’d bin Ebi Vakkas’a: “-Biraz benimle gelmez misin? Allâh’a dua edelim de birbirimizin dileklerine âmin diyelim?”dedi.

Uhud’un tenhâ bir köşesinde oturdular. Sa’d bin Ebi Vakkas:

          “-Yâ Rab! Sabahleyin düşmanla karşılaşınca, beni son derece kinli, kızğın, harbci bir adamla karşılaştır. Senin yolunda onunla çarpışayım. O da benimle çarpışsın. Sonra Sen, ona karşı bana zafer nasip et, onu öldüreyim. Elbisesini (zırhını) soyup alayım!” diyerek dua etti. Abdullâh bin Cahş, Sa’d bin Ebi Vakkas’ın duasına: “Âmin!”dedikten sonra, kıbleye döndü. Ellerini, semâya kaldırdı:

“-Allâh’ım! Bana, sabahleyin, son derece kinli, kızgın ve harpçi bir adamla karşılaşmayı nasib et. Senin yolunda onunla çarpışayım. O da benimle çarpışsın ve beni şehid etsin. Elbisemi soysun. Sonra da burnumu, kulağımı kessinler.Sana kavuştuğum zaman:

“-Ey Abdullâh! Burnun, kulağın nerede, ne diye kesildi? diye bana sor. Bende:

          “-Yâ Rab! Senin ve Resûlü’nün yolunda kesildi! Diyeyim!” Sen de: “-Doğru söyledin! Diyerek beni tasdik edesin!”

          “-Ey Sa’d! Âmin desene!”dedi. Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a)“-Âmin!”dedi.

Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a) der ki:

          “-Vallâhi, Abdullâh bin Cahş’ın duası, benim dûamdan hayırlı idi. Gündüzün sonuna doğru, onun kulak ve burnunu bir ipe dizili olarak gördüm. Ben de müşriklerden filân kişi ile karşılaştım ve onu vurup öldürdüm. Elbisesini (zırhını) soydum!”

*

Hazreti Enes İbnu Mâlik Radıyallahu Anh anlatıyor: “Ben bir harbe katıldım. Abdullah İbnu Ravâha şöyle demişti: “Ey nefsim! Seni cennet(e sokacak olan mukâtele)den hoşlanmıyor görüyorum. Allah’a yemin ederim ki sen istesen de istemesen de savaşacaksın!” 7

İzzet ve şeref, Allah (cc) ve Rasulu’ne (sav) itaattedir. Bu itaatin ispatının en şerefli yollarından biri de hiç şüphesiz Şehadettir. Rabbim bizleri Şehid olan kullarının içine katsın. Dünyanın dört bir yanından şehadete yürüyen kardeşlerimizin de şehadetini kabul buyursun.

Velhamdulillahirabbilalemin.

Yazarın Diğer Yazıları
Mart 7, 2026 11:59
Şubat 8, 2026 11:59
Ocak 7, 2026 11:59
Aralık 7, 2025 11:59
Ekim 31, 2025 11:59
Ekim 11, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.