TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA LOKMAN SURESİ 11. VE 15. AYET-İ KERİMELER
11- İşte bunlar Allahın yarattıklarıdır. Gösterin bana, ondan başkaları ne yarattı? Doğrusu o zalimler, apaçık bir sapıklık içindedirler.
Ayet-i kerimede, Allah tealamn, gökleri, görülen bir direk olmadan yarattığı zikredilmektedir. Abdullah b. Abbas, Mücahid ve İkrimeye Bu ifadeden maksat, Allah tealanın, gökleri direkli olarak yarattığı bzim ise o direkleri göremediğimizi beyan etmektir.
Hasan-ı Basrî ve Katade ise; “Bu ifadeden maksat, Allah tealamn, gökleri direksiz olarak yarattığını beyan etmektir.” demişlerdir.
Allah teala bu âyetlerde, Alîahı bırakıp da put vb. şeylere tapanları ve ona bir kısım ortaklar koşanları ikaz ediyor, gökleri, yeri ve orada bulunanları kendisinin yarattığını beyan ediyor, müşrikler ve kâfirlere, Allahın dışındaki şeylerin neyi yarattıklarını sorarak onların akılsızlıklarını ortaya koyuyor ve bu zalimlerin apaçık bir sapıklık içinde olduklarını zikrediyor. [1][13]
12- Şüphesiz biz Lokman’a hikmet verdik ve “Allah şükret” diye emrettik. Kim şürkederse ancak kendisi içi şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah hiçbirşeye muhtaç değildir, övülmeye layık olandır.
Âyet-i kerimede Lokman (a.s.) zikredilmektedir Onun peygamber olup olmadığı hakkında âlimler arasında ihtilaf vardır. Âlimlerin çoğunluğuna göre Lokman peygamber değildir. O, salih bir kuldur. Onun-hakkında çeştli görüşler zikredilmiştir.
Mücahid, Katade, Abdullah b. Abbas, Halid er-Rebi, Amr b. Kays ve benzeri âlimlerden, Lokman’ın peygamber olmadığını ifade eden rivayetler nakledilmiştir.
İkrime’den nakledilen bir görüşe göre ise Lokman’ın peygamber olduğu zikredilmiştir.
Âyet-i kerimede, Lokman’a hikmet verildiği zikredimektedir. Bu hikmetten maksadın, anlayış, akıllılık, doğru sözlülük ve kendine güvenirlik oiduğu rivayet edilmiş, peygamber olduğunu söyleyenler ise buradaki hikmetten maksadın ise peygamberlik olduğunu söylemişlerdir.
Abdullah b. Abbas, Lokman (a.s.)ı anlatırken onun, Habeşistanlı, marangozluk yapan bir köle olduğunu zikretmiştir. Cabir b. Abdullah da Lokman’ın kısa boylu, çökük burunlu biri olduğunu ve Mısır’ın Sudan bölgesinden olduğunu söylemiştir. Said b. el-Müseyyeb de aynı şeyi söylemiştir.
Amr b. Kays diyor ki: “Lokman, dudakları kalın, ayakları geniş, siyah derli bir köle idi. Birgün o bir toplantıda konuşurken yanına bir adam geldi ve ona: “Sen falan ve Ulan yerde benimle koyun otlatan biri değil miydin? dedi. Lokman “Evet” dedi. Adam: “Seni, bu gördüğüm duruma getiren nedir?” dedi. Lokman: “Doğru sözlülük ve beni ilgilendirmeyen şeye karşı susmaktır.” dedi.
Halid er-Reb’î dedi ki: “Lokman, Habeşistanlı marangoz bir köle idi. Birgün ona efendisi: “Şu koyunu bize kes.” dedi. Lokman koyunu kesti! Efendisi “Koyundaki en güzel iki et parçasını çıkar.” dedi Lokman, koyunun dilini ve kalbini çıkardı. Sonra aradan Alİalıın dilediği kadar bir zaman geçti. Tekrar efendisi Lokman’a: “Şu koyunu bizim için kes.” dedi. Lokman, onu kesti. Efendisi ona: “Sen, koyundaki en kötü İki et parçasını çıkar.” dedi. Lokman yine dilini ve kalbini çıkardı. Efendisi ona: “Ben sana, koyundan en güzel iki et parçası çıkar demiştim sen bu iki parçayı çıkarmıştın. Şimdi de sana: “Koyundaki en kötü iki parçayı çıkar.” dedim, sen yine bu ikisini çıkardın.” dedi. Lokman ona şu cevabı verdi: “Bu iki parça güzel olduğu müddetçe bunlardan daha güzel bir-şey yoktur. Bu ikisi kötü olunca da bunlardan daha kötü birşey yoktur.” [2][14]
13- Hani bir zaman Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum, hiçbirşeyi Allaha ortak koşma. Çünkü Allaha ortak koşmak cl-hcllc büyük bir zulümdür.”
Ey Muhammed, bir zaman Lokman, oğluna nasihat ederek: “Yavrucuğum. Allaha ortak koşma, şüphesiz ki Alîaha ortak koşmak, zulümlerin en büyüğüdür.” dediğini hatırla. [3][15]
14- Biz insana, ana babasına karşı iyi davranmasını emrettik. Annesi onu kat kat meşakkat içinde karnında taşımıştır. Çocuğun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. Biz insana: “Bana ve anne babana şükret.” dedik. Kıyamet günü dönüş ancak banadır.
Ayet-i kerimede, annenin, kat kat zorluklar içinde çocuğunu karnında taşıdığı ifade ediliyor. Zira çocuk annesinin kamında bulunduğu zaman anne iki yük taşımaktadır. Aynca her iki vücut da annenin bedeninden beslenmektedir.
Mücahid bu âyeti kerimeyi izah ederken şöyle demiştir: “Annesi çocuğu taşırken hem çocuk zayıf bir durumdadır hem de annesi. Böylece iki zayıf varlık bir arada bulunmaktadır.
Ayet-i kerimede çocuğun annesinden ayrılıp emmeyi bırakmasının iki yıl içinde olacağı beyan edilmektedir Bundan maksat, çocuğun doğumundan sonra iki yıl içinde memeden kesilmesidir.
Allah teala bu âyette annenin, çocuğu için nasıl yorulduğunu, geceleri uykusunu terkederek onu yetiştirmeye çalıştığını evlatlara hatırlatıyor ve anne babalarına saygılı olmalarını emrediyor.. Bu itibarla birçok âyette olduğu gibi bu âyette de kulların, Allanın kendilerine vermiş olduğu nimetlerine karşılık ona şükretmeleri yanında anne ve babanın yaptığı iyiliklere karşı da onlara saygılı davranmalarını emrediyor ve buyuruyor ki: “Bana ve anne babana şükret. Kıyamet gününde dönüş ancak banadır. Verdiği nimetlere karşı şükredip etmediğinin hesabını görecek olan benim. Anne ve babanın iyiliklerine karşı onlara saygılı davranıp davranmadığının hesabını da ben göreceğim. [4][16]
15- (Ey insan) eğer anne ve baban seni, birşeyi bana ortak koşmaya zorlarsa onlara itaat etme. Dünyada onlara iyilikte yardımcı ol. Bana yönelenin yolunu tut. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. Ben de size dünyada neler yaptığınızı bildireceğim.
Bu âyet-i kerimenin, Sa’d b. Ebi Vakkas ve annesi Hamne Bint-i Ebi Süfyan hakkında nazil olduğu rivayet edilmektedir.
Simak b. Harb diyo ki: “Sa’d b. Ebi Vakkas dedi ki: “Bu âyet benim hakkımda nazil oldu. Ben müslman olunca annem, ben dinimden dönmedikçe hiçbir şey yeyip içmeyeceğine dair yemin etti. Ben ilk gün ona ısrar ettim o yeyip içmedi. İkinci gün olunca ona yine ısrar ettim o yine diretti. Üçüncü gün olunca ona yine ısrar ettim yine diretti. Bunun üzerine dedim ki: “Allaha yemin olsun ki senin yüz canın bulunsa ve ben dinimden dönmedikçe oların hepsi çıkacak olsa ben yine dinimden dömem.” Annem bunu duyunca dinimden ayrılmayacağımı anladı ve yeyip içti.”
Allah teala, Lokman (a.s.)ın, oğluna nasihatini keserek bu iki âyeti zikrettikten sonra tekrar onun vasiyetine dönmüştür. Bunun hikmeti, çocukların, anne ve babalarının itaatlerine önemini belirtmek bir de Lokman’m, oğluna yaptığı vasiyetin birinci maddesi olan “Allaha ortak koşmama” emrini pekiştirmektir. Öyle ki anne babaya itaat, iyiliklerde söz konusudur. Allaha itaat edilmeyen yerde kula itaat yoktur. Nitekim Resulullah efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:
“Allaha isyanda hiçbir kimseye itaat yoktur. İtaat ancak iyiliktedir. [5][17]