TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA SECDE SURESİ 6. VE 16. AYET-İ KERİMELER
6- İşte o, görülmeyeni de görüleni de bilendir. Hcrşeye galiptir ve çok merhametti olandır.
İşte bütün işleri sevk ve idare eden rabbin, gözle görülmeyen gaybı da bilendir. Gözle görülenleri de. O, herşeye galiptir, kendisine ortak koşan ve peygamberlerini yalanlayanlardan intikam almada şiddetlidir. Sapıklığı bırakıp imana dönen ve salih amel işleyenlere karşı ise pek merhametlidir. [1][8]
7-9- Hcrşcyi en güzel şekilde yaratan, insanı önce balçıktan var eden sonra insan soyunu adi bir suyun özünden yaratan sonra şekil verip düzelten, ona kendi ruhundan üfleyen, sîze kulaklar, gözler ve gönüller veren de O’dur. Ne de az şükredersiniz.
Allah teala birinci âyette “Herşeyi en güzel şekilde yaratan” olduğunu zikretmektedir.
Abdullah b. Abbas’tan nakledilen bir görüşe göre bu ifadeden maksat, Allah tealanın, yarattığı herşeyi sapasağlam yaratmasıdır.
Katade ve Mücahid’den nakledilen diğer bir görüşe göre ise bu ifadeden maksat, Allanın yarattığı herşeye verdiği şeklin o şey için en güzel şekil olduğunu ifade etmektir.
Diğer bir görüşe göre ise bu ifadeden maksat, herşeye, yaratılışına göre davranma kabiliyetinin verildiğini beyan etmektir.
Âyet-i kerimede zikredilen “Adi su”dan maksat, menidir. İnsanın atası olan Âdem balçıktan yaratılmış ondan sonra insanlığın üremesi bu meni vasıtasıyla devam etmiştir. [2][9]
10- “Biz, toprağa karışıp kaybolduktan sonra mı biz mi yeniden yaratılacağız?” derler. Doğrusu onlar, rablcrine kavuşmayı inkar ederler.
Allaha ortak koşan ve öldükten sonra dirilmeyi yalanlayanlar şöyle dediler: “Et ve kemiklerimiz çürüyüp toprak olduktan sonra mı? Bizler mi yeniden diriltilip ortaya çıkarılacağız? Doğrusu bu müşrikler, rablerinin huzuruna çıkmayı inkar ederler. Çünkü onlar, ağır bir hesap vereceklerinden ve şiddetli bir cezaya çarptırılacaklarından korkarlar. [3][10]
11- Ey Muhammcd, sen onlara şöyle de: “Canınızı almaya vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak sonra da rabibnizc döndürüleceksiniz.
Ey Muhammed, sen, Allaha ortak koşan ve öldükten sonra dirileceklerini kabul etmeyen o müşriklere de ki: “Sizin canınızı ölüm meleği alacaktır. O, sizin canınızı almaya vekil kılınmıştır. Sonra da hepinizi diriltilip rabbinizin huzuruna sevkedileceksiniz ve orada ona hesap vereceksiniz.”
Âyette geçen “Ölüm meleği”nin, “Azrail” isimli melek olduğu ve onun, canlan alma işinde yardımcıları bulunduğu çeşitli rivayetlerde belirtilmiştir. [4][11]
12- Suçluların, rablerinin huzurunda başlarını eğerek: “Rabbimiz, gördük işittik. Bizi tekrar dünyaya gönder de salih ameller işleyelim. Artık kesin olarak iman ettik.” dediklerini bir görsen.
Ey Muhammed, sen, “Bizler yeryüzünde çürüyüp kaybolduktan sonra , bizler mi yeniden diriltileceğiz?” diyen o suçluların, rablerinin huzurunda başlanm nasıl eğdiklerini ve Allaha: “Rabbimiz, biz, dünyada yalanladığımız azabı gözümüzle gördük ve peygamberlerinin bize tebliğ ettiklerinin doğru olduklarını kulaklarımızla işittik. Sen bizi, tekrar dünyaya döndür de orada sana itaat ederek salih ameller işleyelim. Çünkü bizler, herşeyi kesin olarak öğrendik.” diyerek yal vardıklarını bir görsen.
*Âyet-i kerimede, kâfirlerin, âhirette gerçekleri anlayınca, kendilerini savunacakları birşey bulamayacakları, tekrar dünyaya döndürülmeyi istemekten başka bir çareleri olmayacağı beyan ediliyor. [5][12]
13- Eğer biz, dilescydik, mutlaka herkese hidayet verirdik. Fakat benden sadır olan “Cehennemi tamamen cinler ve insanlarla dolduracağım.” sözü haktır.
Ey Muhammed, eğer biz dilemiş olsaydık kavminden, Allaha ortak koşan bu müşrikleri ve diğer kâfirleri Allaha iman etmeye muvafaak kılardık. Ancak benim şu sözüm mutlaka gerçekleşecektir: “Cehennemi bütün cin ve insanlarla dolduracağım.” [6][13]
14- Cehenneme girenlere şöyle denir: “Bugününüzle karşılaşmayı unutmanızın cezasını tadın bakalım. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karşılığı olarak ebedi azabı tadın.”
Cehenneme giren müşrik ve kâfirlere şöyle denir: “Dünyada iken bugünle karşılaşacağınızı unutmanızın cezası olarak Allahm azabını tadın. Biz de bugün sizi azapla başbaşa bırakıyoruz. Dünyada işlediğiniz günahlarınızdan dolayı ebedi olarak içinde kalacağınız azabı tadm.” [7][14]
15-16- Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine âyetlerimiz hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamadan rablcrini ha m d ile teşbih edenler, çok ibadet etmekten vücutları yataklardan uzak kalanlar, r a İllerine korku ve ümitle dua edenler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak edenler iman eder.
Benim âyet ve delillerime ancak şu insanlar iman ederler ki, onlara âyetlerimiz hatırlatılıp öğüt verildiğinde rablerinin azameti karşısında secdeye kapanırlar. Rablerini överek teşbih ederler. Onlar, hakka karşı boyun eğmeye asla böbürlenmezler. Onlar, geceleyin çokça namaz kıldıklarından vücutları yataktan uzak kalır. Onlar, rablerinin azabından korkarak ve mükafaatmı ümidede-rek ona yalvarırlar ve onlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar.
Âyet-i kerimede, Allaha iman eden kulların, ibadet etmekten dolayı yataklardan uzak kaldıkları beyan edilmektedir. Bazı müfessirlere göre bu ibadetten maksat, akşam namazı ile yatsı namazı arasında yapılan nafile ibadetlerdir. Enes b. Mâlik ve Katade bu âyeti bu şekilde izah etmişlerdir. Bazılarına göre de-bu âyet, akşam namazından sonra uyumayarak yatsı namazım beklemeyi kas-detmektedir.
Hasan-ı Basrî ve İbn-i Zeyd’e göre ise bu âyette zikredilen ibadetten maksat, geceleyin yapılan nafile ibadettir.
Dehhak ve İbn-i Abbas’tan nakledilen diğer bir görüşe göre ise âyette zikredilen ibaetten maksat, Allahı devamlı olarak anmaktır. Onu anmak, namazda, namaz dışında, uykudan önce, uykudan sonra ve her zaman olabilir.
Taberi ise insanın yatağından uzak oluşunun ancak geceleyin meydana geleceğini bu itibarla âyette zikredilen ibadetten maksadın, geceleyin yapılan bir ibadet olduğunu söylemekte ve bu ibadetin, namaz kılma, Allahı anma ve benzeri ibadetleri kapsadığım, aynca gecenin başlangıcında başlayıp sonuna kadar yapılabilecek her türlü ibadeti de içine aldığım ifade etmektedir
Gece namazının fazileti hakkında çeşitli hadis-i şerifler rivayet edilmiştir. Bu hadislerden bazıları şunlardır:
Abdullah b. Mes’ud’dan, Resulullahın şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:
“Aziz ve Celil olan rabbimiz şu iki adama hayret etmektedir. (Onlan takdir etmektedir) Bunlardan biri, yatak ve yorganından sıçrayıp kalkar ailesi ve sevdiklerinden aynlarak namaz kılar. Rabbimiz şöyle der: “Ey Meleklerim, benim kuluma bakın. O, benim nezdimdeki sevabı isteyerek ve azabımdan çekinerek yatağından ve yerinden sıçrayıp kalktı. Sevdiğinden ve ailesinden ayrılıp namaza durdu. Diğer bir kişi de Aziz ve Celil olan Allah yolunda cihad etti. Onlar mağlup oldular. Bu kişi ise savaştan kaçmanın kendi aleyhine neler getireceğini, savaşa devam etmesinin ise kendisine neler kazandıracağını anladı. Nezdimdeki sevabı isteyerek ve azabımdan çekinerek dönüp kanı akıncaya kadar savaştı. İşte o zaman, aziz ve Celil olan Allah, meleklerine şöyle der: “Benim kuluma bakın. Nezdimdeki sevabı isteyerek ve azabımdan çekinerek tekrar cihad etmeye döndü ve kam akıtıhncaya kadar savaştı. [8][15]
Muaz b. Cebel diyor ki:
“Ben Resulullah ile beraber bir seferde bulunuyordum. Birgün ona çok yakın idim.Birlikte yürüyorduk. Dedim ki: “Ey Allanın Resulü, sen bana, beni cennete koyacak ve cehennem ateşinden uzaklaştıracak bir amel bildir.” Resu-1 lullah buyurdu ki: “Sen bana, büyük bir §ey sordun. Fakat o, Ailahın kolaylaştırdığı kimseye pek kolaydır. Sen, Allaha kulluk et. Hiçbirşeyi ona ortak koşma. Namazı kıl, zekatı ver, Ramazan orucunu tut ve Hac yap.” Sonra Resulullah şöyle buyurdu: “Sana hayinn kapılarını göstereyim mi? Oruç bir kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları söndürür. Bir de kişinin, gecenin yansında namaz kılması.” Sonra Resulullah: “Bizim âyetlerimize, çok ibadet etmekten vücutları yataktan uzak kalanlar, rablerine korku ve ümitle dua edenler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak edenler İman eder.” “Hiçbir kimse onlar için dünyada yaptıklarının karşılığı olarak, saklanmış, memnun edici nimetlerin ne olduğunu bilemez.” âyetlerini okudu. Daha sonra şöyle buyurdu: “Ben sana, bütün işlerin başını, direğini ve zirvesini bildireyim mi?” “Evet,ya Resulullah.” dedim. O, şöyle buyurdu: “İşin başı İslam, direği namaz, zirvesi ise cihattır.” Sonra şöyle dedi: “Ben sana, bütün bunları kazandıracak vasıtayı bildireyim mi?” “Evet ya Resulullah.” dedim. Bunun üzerine Resulullah dilini tuttu ve “İşte buna sahip ol.” dedi. Dedim ki; “Ey Ailahın Resulü, bizler, konuştuklarımızdan hesaba çekilecek miyiz? Resulullah: “Ey Muaz, ey annesi kaybedesi, insanları yüzleri veya burunları üzerine ataşe atacak şey, dillerinin kazandığından başka nedir?” dedi. [9][16]