TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA SEBE SURESİ 6. VE 10. AYET-İ KERİMELER
6- Kcndilcrinc ilim verilenler, rabbinden sana indirilen Kıır’anırı hak olduğunu “Aziz” ve “Hamia*” olan Allahın yoluna sevkettiğini bilirler.
Âyette zikredilen: “Kendilerine ilim verilenlerden maksat, Fihl-i Kitaptan olan ve iman eden Abdullah b. Selam gibi miislümanlar veya Resulullahın diğer sahabileridir. Bunlar, Allah tarafından Resulullalıa indirilen Kur’anın hak bir kitap olduğunu ve herşeye galip olan Allahın doğru yoluna ilettiğini görürler ve anlarlar. Kâfirler ise Kur’ana karşı kördürler ve kıyametin kopmasıyia alay ederek şöyle derler: [1][8]
7- Kâfirler birbirlerine şöyle dediler: “Vücudunuz parça parça ayrılıp toprak olduktan sonra, yeniden yaratılışla dirileceğinizi haber veren bir adam gösterelim.mi size? [2][9]
8- Acaba o, Allaha karşı yalan mı uyduruyor? Yoksa onda bir delilik mi var?” Hayır, âhirde inanmayanlar, azap ve büyük bir sapıklık içindedirler.
Allah ve peygamberi Muhammed’i inkar eden ve Muhammed’in, öldükten sonra dirilmeyi haber vermesini garip karşılayan kâfirler, Muhammed’i kas-dederek birbirlerine şöyle derler: “Ey insanlar, biz size, sizler ölüp parça parça olduktan sonra tekrar yepyeni bir şekilde dirileceğinizi size bildiren bir adamı gösterelim mi? Muhammet!, bu iddialarıyla ya Allaha karşı yalan uyduruyor ve insanların ölüp toprak okluktan sonra tekrar dirileceklerini söylüyor veya onda bir delilik var da abuk sabuk konuşuyor. “Hayır, durum bu kâfirlerin iddia ettikleri gibi değildir. Âhirete iman etmeyen bu kâfirler azaba uğratılacaklardır. Bunlar, haktan uzak bir sapıklık içindedirler. Bu sebeple böyle iddialar ileri sürerler. [3][10]
9- Onlar, gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya üzerlerine gökten parçalar düşürürüz. Şüphesiz ki bunda, rabbinc yönelen her kul için elbet bir ibret vardır.
Öldükten sonra dirilmeyi yalanlayan ve Muhammed’i yalancılık ve delilikle suçlayan bu kâfirler, kendilerini önlerinden ve arkalarından kuşatan göğü ve yeri görmüyorlar mı ki cehaletlerinden vazgeçip yalanlamayı terketsinler. Onlar hiç korkmuyorlar mı ki yere emredip onları yerin içine gömeriz veya göğe emreder oradan bir parça düşürüp onları helak ederiz. Şüphesiz ki göğün ve yerin, Allahın kullarını kuşatmasında, yaptıklarından vazgeçip rabbîne yönelen her kul için, Allahın varlığını ve kudretini gösteren büyük bir delil vardır. Bunları yaratan, dilerse herşeyi yapar. [4][11]
10- Şüphesiz ki biz, Davud’a nezdimizden bir üstünlük verdik. Jağlar ve kuşlar Davud’la birlikte teşbih edin.” dedik. Ona demiri yu
“Ey dağlar ve kuşlar Davud’la birlikte teşbih edin.” dedik. Ona demiri yumuşak kıldık.
Allah tcala bu âyet-i kerimede, Hz. Davud’a bir lütuf olarak vermiş olduğu nimetleri zikrediyor. Allah teala onu hem peygamber seçmiş hem de dağların, taşların ve kuşların, kendisiyle birlikte Allahi zikredeceği güzel bir ses vermiştir.
Resulullah (s.a.v.) birgiin Ebu Musa el-Eş’ari’nin Kur’an okuduğunu işitmiş ve ona:
“Ey Ebu Musa, şüphesiz ki sana, Davud ailesine verilen güze! nağmelerden bir nağme verilmiştir.” buyurmuştur. [5][12] Ayrıca Hz. Davud’a, demiri İşleme sanatı .verilmiştir. Uz. Davud, demiri ateşte kızdırmadan ve dövmeden işleyebilme gücüne sahip itli. Bu sebeple âyette: “Biz demiri ona yumuşak kıldık.” ifadesi zikredilmiştir. [6][13]