sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

ALLAH NEDEN BİZE KISSALAR ANLATIYOR?

Haziran 28, 2026 11:59
33
A+
A-

ALLAH NEDEN BİZE KISSALAR ANLATIYOR?

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd, kalpleri hidayetle dirilten, kullarını rahmetiyle kuşatan Allah Azze ve Celle’ye mahsustur. Salat ve selam, âlemlere rahmet olarak gönderilen, güzel ahlakın en mükemmel örneği olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, aline, ashabına ve onun yolunu izleyen tüm mü’minlerin üzerine olsun.

Kur’an okumaya başlayan herkesin dikkatini çeken şeylerden biri, içinde pek çok kıssanın yer almasıdır. Hz. Âdem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Yusuf ve daha birçok peygamberin hayatından kesitler anlatılır. Bunun yanında Firavun, Karun, Ashab-ı Kehf, Ashab-ı Uhdûd gibi topluluklar da Kur’an’da yer alır.

Peki Allah bize neden bu kadar çok kıssa anlatıyor?

Bu sorunun cevabını anlamak aslında Kur’an’ı daha doğru okumamıza da yardımcı olur. Çünkü Kur’an’ın amacı bize sadece geçmişte yaşanmış olayları öğretmek değildir. O, bizi eğitmek, düşündürmek, uyarmak ve kalplerimizi diri tutmak için konuşur.

Kur’an’da kıssaların amacı açıkça ifade edilir:

“Ant olsun ki onların kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır.”

(Yusuf, 12/111)

Demek ki kıssaların asıl amacı bilgi vermek değil, ibret vermektir.

Kur’an’daki kıssaları okurken bazen onları yalnızca geçmişte yaşamış insanların hikâyeleri gibi görürüz. Oysa dikkatli bakıldığında her kıssanın içinde biraz da kendimizi buluruz.

Mesela Hz. Yusuf’un kardeşlerini okurken kıskançlığın insanı ne kadar ileri götürebileceğini görürüz.

Firavun’u okurken kibir ve gücün insanı nasıl körleştirdiğini fark ederiz.

Karun’u okurken malın ve servetin insanı nasıl şımartabileceğini öğreniriz.

Hz. İbrahim’i okurken teslimiyetin ne demek olduğunu anlarız.

Hz. Nuh’u okurken yıllarca sonuç alamasa bile vazgeçmeyen bir sabırla karşılaşırız.

Bu yüzden Kur’an kıssaları sadece geçmiş insanların hikâyesi değil, insanlığın ortak hikâyesidir.

    Kur’an’da bazı kıssalar farklı surelerde tekrar edilir. İlk bakışta bunun sebebi merak edilebilir.

Aslında insan unutkan bir varlıktır. Aynı hakikate hayatının farklı dönemlerinde tekrar ihtiyaç duyar. Bu yüzden Allah bize aynı mesajları farklı örneklerle yeniden hatırlatır.

Kimi zaman sabra ihtiyacımız olur ve Hz. Eyyûb’un kıssası karşımıza çıkar.

Kimi zaman yalnız hissederiz ve Hz. Musa’nın hayatını okuruz.

Kimi zaman haksızlığa uğrarız ve Hz. Yusuf’un yıllar sonra gelen adaletini görürüz.

Allah insanı en iyi bilendir. Bu yüzden kalbimizin ihtiyaç duyduğu dersleri farklı kıssalarla tekrar tekrar önümüze koyar.

Ashab-ı Uhdûd: İmanın Bedeli

Kur’an’da anlatılan en sarsıcı kıssalardan biri Ashab-ı Uhdûd kıssasıdır.

Burûc Suresi’nde anlatıldığı üzere, Allah’a iman eden insanlar sırf inançlarından dolayı hendeklere atılarak yakılmışlardır. Onların suçu yalnızca Rabblerine iman etmeleriydi.

Kur’an bu olayı anlatırken şöyle buyurur:

“Onlar müminlerden yalnızca, Aziz ve Hamîd olan Allah’a iman etmelerinden dolayı intikam alıyorlardı.”

(Burûc, 85/8)

Bu kıssa bize önemli bir hakikati öğretir: İman her zaman kolay bir yol değildir. Bazen insanın inandığı değerler uğruna bedel ödemesi gerekebilir.

Ancak Allah, isimleri bile bilinmeyen bu müminleri Kur’an’da kıyamete kadar yaşayacak bir şerefle anmıştır.

Belki dünya onları tanımıyordu ama Allah onları biliyordu.

Hz. Âsiye: Sarayın İçindeki İman

Kur’an’da adı açıkça geçmeyen ama örnek gösterilen kadınlardan biri de Firavun’un eşi Hz. Âsiye’dir.

Düşünün; dünyanın en zalim yöneticilerinden birinin sarayında yaşıyor. Güç, servet ve makam elinin altında. Fakat o bütün bunlardan daha değerli bir şey buluyor: İman.

Kur’an onun duasını şöyle aktarır:

“Rabbim! Bana katında cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar.”

(Tahrîm, 66/11)

Hz. Âsiye’nin kıssası bize şunu öğretir: İnsan bulunduğu şartların mahkûmu değildir.

Firavun’un sarayında yaşayıp Allah’ın dostu olmak da mümkündür.

Bu yüzden Kur’an kıssaları bize sürekli mazeretlerimizin arkasına sığınmamamız gerektiğini hatırlatır.

Peygamberler Neden Bu Kadar Çok Zorluk Yaşadı?

Kur’an’daki peygamber kıssalarını okuduğumuzda dikkat çeken bir başka nokta da şudur: Allah’ın en sevdiği kullar bile ağır imtihanlardan geçmiştir.

Hz. Nuh yıllarca tebliğ etti.

Hz. İbrahim ateşe atıldı.

Hz. Yusuf kuyuya atıldı ve hapse girdi.

Hz. Musa sürgün hayatı yaşadı.

Peygamber Efendimiz (sav) ise yurdundan çıkarıldı, hakaretlere uğradı ve büyük sıkıntılar yaşadı.

Allah bunları bize anlatarak aslında şu mesajı veriyor:

Zorluk yaşamanız, Allah’ın sizi terk ettiği anlamına gelmez.

Tam aksine, bazen en büyük imtihanlar en değerli kulların hayatında görülür.

Nitekim Allah şöyle buyurur:

“Andolsun, peygamberlerin haberlerinden senin kalbini sağlamlaştıracak olanları sana anlatıyoruz.”

(Hûd, 11/120)

Kur’an kıssalarını okurken ilk sorumuz şu olmalıdır:

“Bu olay bana ne anlatıyor?”

Çünkü Kur’an çoğu zaman olayların ayrıntılarıyla ilgilenmez. Kişilerin kaç yaşında olduğu, olayın tam olarak nerede gerçekleştiği veya başka tarihî ayrıntılar çoğu zaman verilmez.

Buna karşılık verilmek istenen ders çok açıktır.

Kur’an bizden tarih uzmanı olmamızı değil, ibret alan insanlar olmamızı ister.

Bir kıssa okuduğumuzda kendimize şu soruları sormalıyız:

– Ben bu olayın hangi tarafına benziyorum?

– Bu kıssadan hayatım için ne öğrenebilirim?

– Allah burada hangi davranışı övüyor, hangisini eleştiriyor?

İşte o zaman kıssalar sadece okunan metinler olmaktan çıkar ve hayatımıza yön veren rehberlere dönüşür.

Kur’an’daki kıssalar geçmişe ait hatıralar değildir. Onlar insan ruhunu eğiten, kalbi uyandıran ve insana yol gösteren ilahi derslerdir.

Firavun’u okurken kibirden sakınmayı, Hz. Yusuf’u okurken sabretmeyi, Hz. İbrahim’i okurken teslim olmayı, Ashab-ı Uhdûd’u okurken inancın değerini, Hz. Âsiye’yi okurken şartlar ne olursa olsun Allah’a bağlı kalmayı öğreniriz.

Bu yüzden Kur’an kıssalarını okurken “Ne olmuş?” sorusundan önce “Bana ne söylüyor?” sorusunu sormalıyız ki kendimize dersler çıkartabilelim .

ELHAMDÜLİLLAHİRABBİLALEMİN

Yazarın Diğer Yazıları
Haziran 5, 2026 11:59
Mayıs 5, 2026 11:59
Mart 24, 2026 11:59
Şubat 18, 2026 11:59
Ocak 13, 2026 11:59
Kasım 20, 2025 11:59
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.