TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YASİN SURESİ 11. VE 15. AYET-İ KERİMELER
11- Sen ancak Kur’ana uyan ve görmediği halde rahman olan Allah-tan korkan kimseyi uyarırsın. Sen o kimseyi mağfiret ve güzel bir mükafa-atla müjdele.
Ey Muhammed, senin uyarman ancak Kur’ana iman edip ondaki hükümlere uyana ve kimsenin görmediği yerde rahman olan Allahtan korkana fayda verir. Kâfirlerle beraber olduğunda Allahın dinini alaya aîan ve müminler içinde bulunduğu zaman da müslüman olduğunu söyleyen münafığa ve kalbi mühürlenmiş olan müşrike fayda vermez. Ey Muhammed, sen, Kur’anın hükümlerine uyan ve herhangi bir kimsenin olmadığı yerde rahman olan Allahtan korkanı, günahlarının affedileceği ile ve güzel bir mükafaat olan cennetle müjdele. [1][13]
12- Şüphesiz ölüleri biz diriltiriz ve insanların dünyada yaptıklarını ve geride bıraktıkları eserlerini biz kaydederiz. Biz, herşeyi apaçık bir kitapta sayıp tesbit etmişizdir.
Şüphesiz ki yarattıklarımızdan Öldürdüklerimizi diriltecek olan ve onlann dünyadayken işledikleri hayır ve serleri ve geriye bıraktıkları eserleri zaptettiren biziz. Olmuş ve olacak herşeyi biz Ümmül Kifap olan Levh-i Mahfuzda sayıp tesbit etmişizdir.
Âyet-i kerimede geçen “Öldürülenlerin diriltilmesi”nden maksat, ölenlerin kıyamet gününde diriltilerek hesaba çekilmesidir. Bazı müfessirler ise bu diriltmenin, ölü durumunda olan kâfirlerin kalblerine iman vermek suretiyle diriltmek manasına geldiğini söylemişlerdir.
Yine âyet-i kerimede geçen “Eserler” ifadesinden maksat, müminlerin, öldükten sonra geriye bıraktıkları eserlerdir.
Bu hususta Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:
“Cerir b. Abdullah diyor ki: “Resulullaha üzerlerinde kaba yün elbiseler bulunan bazı Bedeviler geldi. Resulullah onlann hallerinin perişan olduğunu anladı. Fakir düşmüşlerdi. Resulullah, halkı bunlara sadaka vermeye teşvik etti. Fakat insanlar biraz ağırdan aldılar. Resulullahin yüzünde memnuniyetsizlik belirtileri görüldü. Bunun üzerine Ensar’dan bir kişi bir kese gümüş getirdi. Ondan sonra bir başkası daha getirdi. Bunu diğerleri takibetti. Resulullahın yüzünde sevinç belirtileri görüldü ve şöyle buyurdu: “Her kim İslamda güzel bir iş yapar da kendisinden sonra aynı iş yapılacak olursa o işi her yapanın sevabı kadar bir sevap o işi ilk önce yapan kişiye de yazılır. Ve bunun yazılması o işi yapanların
mükafatlarından birşey eksiltmez. Her kim de İslamda kötü bir iş yapar d,a kendisinden sonra aynı iş yapılacak olursa o işi yapanın günahı kadar bir günah o işi ilk Önce yapan kişiye de yazılır. Ve bunun yazılması o işi yapanların günahından bir şey eksiltmez. [2][14]
Diğer bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
“İnsanoğlu öldüğünde ameli kesilir ancak üç şey hariç. Bunlar, devam eden sadaka, kendisinden faydalanılan ilim ve ölene arkasından dua edecek olan salih evlattır. [3][15]
Diğer bir görüşe göre âyet-i kerimede geçen “Eserler”den maksat, insanların hayır veya şer işlerken bıraktıkları ayak izleridir.
Bu hususta Cabir b. Abdullah diyor ki:
“Mescid-i Nebevi’nin çevresindeki “Bika”‘ denen yer boşaldı. Seleme oğullan mescide yaklaşmak için oraya taşınmak istediler. Bu haber Resulullaha ulaştı. Resulullah onlara: “Mescide yakın bir yere taşınmak istediğinizi duydum.” dedi onlar da: “Evet ya Resulullah biz öyle istedik.” dediler. Resulullah: “Fy Seleme oğullan, yerinizde kalın, izleriniz yazılmaktadır. Yerlerinizde kalın izleriniz yazılmaktadır.” buyurdu. [4][16]
.Abdullah b. Abbas, Cabir b. Abdulah, Ebu Said el-Hudri ve Hasan-ı Basrî bu âyet-i kerimenin, Seleme oğulları hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Taberi de bu görüştedir. [5][17]
13- Ey Muhammcd, sen insanlara o kasaba halkının kıssasını misal ver. Bir zaman onlara elçiler gelmişti. [6][18]
14- Biz onlara iki elçi göndermiştik de onlar o elçileri yalanlamışlardı. Bunun üzerine biz de onları bir üçüncüsüylc desteklemiştik. Onlar kavimlerine: “Şüphesiz bizler size gönderilen elçileriz.” demişlerdi.
Âyet-i kerimede zikredilen kasaba ve oraya gönderilen elçiler hakkında iki görüş zikredilmiştir. Bir görüşe göre bu kasabadan maksat, Antakya şehridir. Hz. İsa bu şehre, halkının iman etmesi için Havarilerden iki kişi göndermiş sonra da bir kişi daha göndererek onlan güçlendirmiştir. Katade ve îkrime bu görüştedirler.
Diğer bir görüşe göre ise bu kasabadan maksat yine Antakya şehridir. Bu şehirin kralı Allaha ortak koşan ve putlara tapan bir kimsedir. Allah teala bu şehir halkına iki peygamber göndermiştir. Kasaba halkı bunları yalanlayınca Allah üçüncü bir peygamberle onlan desteklemiştir. Buna rağmen kasaba halkı o peygamberlere iman etmemiş ve gelecek âyetlerde beyan edildiği gibi davranmışlardır. Bu görüş Abdullah b. Abbas, Kâ’bul Ahbar ve Vehb b. Mühebbih’ten nakledilmiştir. [7][19]
15- Onlar da şöyle cevap vermişlerdi: “Siz de ancak bizim gibi bir beşersiniz. Rahman olan Allah hiçbirşey indirmemiştir. Siz, yalancıdan başka birşey değilsiniz.
O kasaba halkı, kendilerine gönderilen üç elçiye şöyle cevap vermişlerdir- “Sizler de bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz. Eğer iddia ettiğiniz eibi peygamber olmuş olsaydınız meleklerden olurdunuz. Rahman olan Allah size peygamberlik veya kitap vermiş değildir. Sizler, “Biz size gönderilmiş elçileriz.” demenizde yalan söylüyorsunuz. [8][20]