VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA MERYEM SURESİ 23. VE 26. AYET-İ KERİMELER
Hz. İsa’nın Doğumu İle Meydana Gelen Olaylar
23- Derken doğum sancısı onu bir kuru hurma ağacına (sığınmaya) mecbur etti. “N’olaydı bundan önce ölseydim, büsbütün unutulsaydım.” dedi.
24- Ona aşağısından: “Üzülme, Rabbin senin altında bir nehir akıttı.” diye seslendi.
25- “Ve o kuru hurma ağacını kendine doğru salla ki, üzerine derilmiş taze hurma düşürecektir.
26- ‘Ye, iç; gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birisini görürsen de ki: “Gerçekte ben, Rahman’a oruç adadım. Bu gün hiç bir insanla konuşmam.”
Açıklaması
“Derken doğum sancısı onu bir kuru hurma ağacına (sığınmaya) mecbur etti. N’olaydım bundan önce ölseydim, büsbütün unutulsaydım, dedi.” Doğum sancı ve ağrıları, doğumu kolaylaşsın diye onu bir hurma ağacının gövdesine dayanıp ona asılmaya mecbur etti. Bu halin gelmesinden önce insanlardan utancı, dinî hususlarda kendisi hakkında kötü düşünülmesinden korktuğu için ölmüş olmayı yahut da bir tahta parçası ve bir ip gibi hiç bir kimsenin önem vermediği ve kendisine aldırış etmediği bir şey olmayı ya da büsbütün yaratılmamış ve bir varlık olarak ortaya çıkmamış olmayı temenni etti. İbni Kesîr şöyle der: Bu buyrukta fitne halinde ölümü temenni etmenin caiz olduğuna delil vardır. O insanların bu konuda kendisi hakkında adil bir yoruma gitmeyeceklerini, bu çocuk sebebiyle sıkıntılarla karşılaşacağını, kınanacağını, bu hususta onlara söyleyeceklerinde kendisini doğrulamayacaklarını biliyordu. Halbuki daha önce onlar tarafından kendisini ibadete vermiş bir kimse olarak biliniyordu. Bu sefer aralarında ahlâksız bir zaniye olduğunu sanacaklardı.
“Ona aşağısından: “Üzülme, Rabbin senin altında bir nehir akıttı diye seslendi. ” Cebrail ona ağaçlık bölgenin aşağı taraflarından yahut hurma ağacının altından seslendi. Seslenenin Hz. İsa olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah onu doğumundan sonra annesinin kalbini hoş tutmak ve ona ünsiyet vermek üzere konuşturdu. Dedi ki: Üzülme. Rabbin senin altında bir su arkı yahut bir küçük nehir akıttı. Allah, ondan içmek üzere bu suyu akıttı. Burada (nehir diye meali verilen) es-Serî’ den kastın Hz. İsa olduğu da söylenmiştir. es-Serî önemli özellikleri olan büyük efendi demektir. İbni Abbas şöyle der: “Altından” ile kastedilen Cebrail’dir. İsa ise annesi onu alıp kavminin yanına götürünceye kadar konuşmadı. Bu hususta Meryem’e Yüce Allah’ın bu yarattığı harikulade işlerde oldukça azametli bir maksadının olduğuna bir alâmet ve belirti vardır. Daha sahih olan da budur.
“Ve o kuru hurma ağacını kendine doğru salla ki üzerine derilmiş taze hurma düşürecektir.” O hurma ağacının kurumuş gövdesini kendine doğru salla. Bu ağaçtan üzerine hoş, taze, toplanmaya ve bekletilmeye, işlenmeye ihtiyacı olmaksızın yenmeye elverişli bir hurma düşürecektir. Bu ise bir başka alâmet idi. Zemahşerî şöyle der: Hurma ağacı kuru bir ağaçtı. Meyvesi ve yeşilliği de yoktu. Mevsim de kıştı. Bir diğer görüşe göre ise bu hurma ağacı meyve veren bir ağaçtı. Bu meselede önemli olan ise rızkı elde etmek için sebeplere yapışmanın gereği ve rızkın sahiplerine ulaştırılmasında gerçek failin Yüce Allah olduğuna ve onun her şeye kadir olduğuna inanmaktır. Olayın teferruatı hakkında bizim Kur’an-ı Kerim’in açıkça haber verdiğinden başkasına inanmamız vacip değildir. Konu ile ilgili rivayetlerin sağlamlığından emin olunmak için delil ve sahih bir senede ihtiyaçları vardır. Şair ne güzel söylemiş:
Yüce Allah’ın Meryem’e “Sen hurma ağacını kendine doğru salla, hurmalar üzerine dökülecektir” diye vahyettiğini bilmedin mi?
Eğer dileseydi onu sallamaya gerek kalmaksızın hurma ağacını ona yaklaştırırdı, fakat her şeyin bir sebebi vardır.”
“Ye, iç ve gözün aydın olsun.”: Bu hurmadan ye, o sudan iç; gönlün hoş olsun, üzülme. Peygamber olan çocuğunu görmekle gözün aydın olsun. Şüphesiz Yüce Allah seni korumaya ve senin gerçek durumunu ortaya çıkarmaya kadirdir. Amr b. Meymûn şöyle der: Lohusaya kuru hurma ile taze hurmadan daha iyi bir şey gelmez. Daha sonra da bu ayet-i kerimeyi (delil olarak) okudu. İb-ni Ebi Hatim de Ali b. Ebi Talib’in şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasulul-lah (s.a.) buyurdu ki: “Halanız hurma ağacına ikramda bulununuz. Çünkü o Adem (s.a.)’in kendisinden yaratıldığı çamurdan yaratılmıştır. Ağaçlar arasında ondan başka (kendisi gibi) aşılanan bir başka ağaç yoktur.”
“İnsanlardan birisini görürsen de ki: Gerçekten ben Rahmân’a oruç adadım. Bu gün hiç bir insanla konuşmam.” Eğer sen, senin ve çocuğunun durumuna dair soru soran bir insan görecek olursan ona, hiç bir insan ile konuşmamak suretiyle Allah’a oruç adadığına, bunun yerine melekler ile konuşup yaratıcıya yalvarıp yakarmakta olduğuna işarette bulun.
Anlatılmak istenen şudur: Kendi şeriatlerine göre oruç tuttukları vakit yemek de konuşmak da onlara yasaktı. İbni Zeyd ve es-Süddî şöyle der: Onlara göre oruç uygulaması konuşmamak şeklinde idi.
Konuşmamak şeklindeki bir oruç İslâm’da meşru değildir. İbni Ebî Hatim ve İbni Cerîr (Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun), Hârise’nin şöyle dediğini rivayet ederler: İbni Mes’ud’un yanında idim, iki adam geldi, onlardan birisi selâm verdi, diğeri ise vermedi. Ona: “Durumun nedir?” diye sorunca arkadaşı: “Bu gün insanlarla konuşmamak üzere yemin etti” diye cevap verdi. Bunun üzerine Abdullah b. Mes’ud şöyle dedi: “İnsanlarla konuş, onlara selâm ver. Bu şekilde davranan bir kadındı. O, kocası olmaksızın hamile kaldığını, kimsenin doğru-lamayacağını bilmişti (de onun için böyle yapmıştı).” Bu sözleriyle Meryem’i (selâm olsun) kastetmektedir. Ta ki onun bu durumu kendisine soru sorulduğu takdirde bir mazeret olsun. [1][8]