sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA MERYEM SURESİ 27. VE 33. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA MERYEM SURESİ 27. VE 33. AYET-İ KERİMELER
Temmuz 30, 2026 09:58
9
A+
A-

Hz. İsa’nın Peygamberliği, Beşikte İken Konuşması

 

27-  Onu taşıyarak kavmine götürdü. “Ey Meryem! Andolsun ki sen görülme­dik çirkin şeyle geldin” dediler.

28- “Ey Harun’un kızkardeşi! Senin ba­ban kötü bir adam değildi, anan da iffetsiz bir kadın değildi.”

29-  Ona işaret etti. Onlar: “Beşikte bu­lunan bir çocuk ile nasıl konuşuruz” dediler.

30-  “Muhakkak ben Allah’ın kuluyum, bana kitap (İncil) vermiştir ve beni ne­bi kılmıştır” dedi;

31-  “Ve nerede olursam beni mübarek kıldı, bana hayatta olduğum sürece na­maz ve zekâtı emretti.

32-  “Beni valideme iyilik yapan kıldı, beni mütekebbir ve bedbaht kılmadı.

33- “Doğduğum günde, vefatım gününde ve dirileceğim günde selâm banadır.”

 

Açıklaması

 

Hz. Meryem, görmüş olduğu bu mucizeler ile kalbi huzura kavuşup Azîz ve Celîl olan Allah’ın emrine, hüküm ve kazasına teslim olunca Hz. İsa’yı aile halkının yanına götürmek için yola koyuldu. Yüce Allah’ın buyurduğu gibi: “Onu taşıyarak kavmine götürdü. ‘Ey Meryem! Andolsun ki sen görülmedik çir­kin bir şeyle geldin’ dediler.” Tanıdıkları onu yanında bir çocukla görünce çok üzüldüler. Bunun büyük bir kabahat olduğunu söyleyip tepki gösterdiler ve “Ey Meryem! Gerçekten sen alışılmışın dışında bir iş olan babasız çocuk doğurmak gibi oldukça çirkin ve hayret edilecek bir iş yaptın,” dediler. Halbuki onlar (Hz. Meryem ve akrabaları) salih bir aileye mensuptular: “Şüphesiz Allah Adem ‘i, Nuh’u, İbrahim’i ve İmrân ailesini âlemlere üstün kılıp seçti. Hepsi birbirinden gelmiş bir zürriyetti.” (Âl-i İmrân, 3/34-35).

“Ey Harun’un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, anan da iffetsiz bir kadın değildi.” Ey ibadette Harun’a benzeyen veya ey Musa’nın kar­deşi Harun’un soyundan gelen! Böyle bir ifade tarzı Arapça’da mevcuttur. Me­selâ Temim’li olan birisine Temimlilerin kardeşi denir. Denildiğine göre burada sözü geçen Harun, o dönemde salih bir kimse idi. Sen, salâh ve ibadeti ile ta­nınmış tertemiz bir ailedensin. Nasıl böyle bir iş yapabilirsin? Senin baban ah­lâksızca işler yapan bir kişi olmadığı gibi annen de bir zaniye değildi. Peki sen niye böyle bir iş yaptın ve bu çocuk sana nereden geldi?

Ahmed, Müslim, Tirmizî, Nesaî ve başkaları Muğire b. Şu’be’nin şöyle dediğini nakletmektedirler: “Rasulullah (s.a.) beni Necranlılara gönderdi. Bana: “Sizler “Ey Harun’un kızkardeşi” diye Kur’an-ı Kerim’inizde okuduğu­nuz buyruk hakkında ne dersiniz? Halbuki Musa, İsa’dan şu kadar şu kadar önce yaşamıştır?” dediler. Ben döndüm ve bunu Rasulullah (s.a.)’a anlattım. Şöyle buyurdu: “Sen onlara kendilerinden önceki peygamber ve salih kimsele­rin adını kullandıklarını ne diye bildirmedin?” İşte bu, Harun’un Hz. Meryem ile Hz. İsa döneminde yaşayan salih bir kişi olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca peygamberlerin isimlerini ad olarak kullanmanın caiz olduğuna da ifade eder.

“Ona işaret etti. Onlar: Beşikte bulunan bir çocuk ile nasıl konuşuruz? de­diler. ” Hz. Meryem kendileriyle konuşmak üzere Hz. İsa’ya işaret etti. Ona ko­nuşma emrini vermeksizin işaret ile yetindi. Çünkü o konuşmaktan uzak dur­mak suretiyle Rahman’a oruç adamıştı. Kavmi Hz. Meryem’in kendileriyle alay ettiğini zannederek şöyle dediler: Henüz beşikte bulunan bir bebekle nasıl ko­nuşabiliriz?

İşte bu esnada bir mucize gerçekleşti ve beşikteki bebek dile gelerek ken­disini dokuz nitelikle nitelendirdi. Bu nitelikler şunlardır:

1- “Dedi ki: Muhakkak ben Allah’ın kuluyum.” İsa (a.s.): Ben Allah’tan başka kimseye ibadet etmeyen, kemal sıfatlarına sahip Allah’a tam anlamıyla kulluk eden birisiyim, dedi. Böylece onun ilk söylediği söz, kul oluşunu itiraf, çocuk sahibi olmaktan O’nu tenzih etmek ve Hristiyanlara da kendisinin rubu-biyeti iddiasında hatalı olduklarına dikkat çekmek oldu.

2- “Bana kitap vermiştir.” Üzerime İncil’i indirecektir. Ezelden beri kitap sahibi bir peygamber olmam takdir edilmiş ve hüküm verilmiştir. Şu anda ki­tap indirilmemiş olsa dahi, Yüce Allah ezeldeki hükmünde bana kitap vereceği­ni hükme bağlamıştır.

3- “Ve beni Nebi kılmıştır.” Benim bir peygamber olmamı takdir buyurmuş­tur. İşte bu ifade annesinin, ahlâksızlık ithamından uzak olduğunu ortaya koy­maktadır. Çünkü Yüce Allah gayri meşru çocuklardan peygamber göndermez. Aksine peygamberler, soy temizliği itibariyle oldukça yüksek bir seviyede ve seçkin kimselerdir.

4- “Ve nerede olursa beni mübarek kıldı.” Yüce Allah beni kullara faydalı, onları hayrı öğreten, bulunduğum her yerde onları doğruluğa ileten bir kimse kıldı. Şanı Yüce Allah Hz. İsa’nın bu niteliklerini mazi (di’li geçmiş) kipi ile söz konusu ederek, bunların gelecekte fiilen gerçekleşip ortaya çıkacaklarına işa­ret etmektedir.

5- “Bana hayatta olduğum sürece namaz ve zekâtı emretti.” Rabbim bana kulu Rabbine bağlayan, ruhu arındıran, onu ahlâksızlıkları işlemekten alıko­yan namazı emrettiği gibi; malın temizliğini, fakir ve miskine yardımcı olmayı zekâtı vermeyi de yaşadığım sürece emretti.

6- “Beni valideme iyilik yapan kıldı.” O, beni anneme iyilik yapan bir kim­se kıldı; bana Rabbime itaatten sonra ona iyilikte bulunup güzel davranmayı, itaat etmeyi emretti. Çünkü Yüce Allah çoğu yerde kendisine ibadet emri ile anne babaya itaati birlikte zikretmektedir. Bu da aynı şekilde Hz. Meryem’in zina etmediğinin bir delilidir. Çünkü zaniye olsaydı, günahtan korunmuş pey­gamber onu tazim etmekle emrolunmazdı.

7, 8- “Beni mütekebbir ve bedbaht kılmadı.” Beni Rabbime ibadeti ve ita­ati, anneme iyilikte bulunmayı büyüklüğüne yedirmeyen isyankâr, kendisini büyük gören bir kimse kılmadı. Aksi takdirde ben bunları yapmakla bedbaht olurdum.

9- “Doğduğum günde, vefatım gününde ve dirileceğim günde selâm bana­dır. ” Doğduğum günde ben her türlü kötülükten yana esenlikteydim. Şeytan o vakitte bana zarar veremedi. Ölüm sırasında da, öldükten sonra diriliş esna­sında da beni aldatamayacaktır. Ben öyle bir güvenlik içerisinde bulunuyorum ki, bütün bu üç vakitte hiç kimse bana zarar veremez. İşte bu Hz. İsa’nın ken­disinin Yüce Allah’ın kulu olduğunu, kendisinin de diğer insanlar gibi yaşayan ve diriltilen bir varlık olduğunu ifade etmektedir. Fakat o, kullara en ağır ve en zor gelen bu hallerde esenlikte olmak gibi bir meziyete sahiptir. [1][9]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.