sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 91. VE 93. AYET-İ KERİMELER

VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA TEVBE SURESİ 91. VE 93. AYET-İ KERİMELER
Şubat 1, 2026 09:57
11
A+
A-

Cihad Etmemek İçin Geçerli Özürleri Olanlar

 

91- Allah’a ve Resulüne karşı samimi olmak şartıyla zayıflara, hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara bir

günah yoktur. İyilik edenlere karşı bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahimdir.

92- Bir de sana, kendilerine binecek te­min etmen için gelenlere: “Size bir bi­nek bulamıyorum” dediğin kimselere de yoktur.Onlar harcayacak bir şey bulamadıklarından gözleri yaş döke döke döndüler.

 

Açıklaması

 

Allahü Teâlâ, savaşa gitmemeyi makul gösterecek özürleri açıklamış, özürleri kabule şayan görülenlerden üç sınıfı belirtmiştir: Zayıflar, hastalar, fa­kirler.

Zayıflar, hastalara ve cihada harcayacak malı olmayan âciz fakirlere, Al­lah’a samimiyetle inandıkları, gizlide ve açıkta Hz. Peygamber(s.a)’e itaat et­tikleri, hakkı tanıdıkları, dostlarını sevip düşmanlarına buğz ettikleri zaman cihada çıkmamakta herhangi bir günah, suç ve azar yoktur. Ümmete düşen gö­rev, ümmetin sırrını saklamak, iyiliğe teşvik etmek, insanları savaşa gitmek­ten alıkoymamak, maksatlı yalan propagandaları önlemektir. Müslim, Temim ed-Dârî’den, Resulullah (s.a.)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder. “Din nasihat­tir” Bunun üzerine Resulullah’a sordular: “Kimin için nasihattir ya Resulullah?” Resulullah: “Allah için, kitabı için, peygamberi için, müslümanla-rın imamları için, bütün müslümanlar için…” buyurdu.

Allah ve Resulü için nasihat: İhlâsla, onlara inanmak ve itaat etmek, on­lar için sevmek, onlar için buğzetmek. Allah’ın kitabı için nasihat: Onu koru­mak, manalarını düşünmek, hükümleriyle amel etmek. Müslümanların imamlan için nasihat: Onlara destek olmak, onlara karşı çıkmamak, hata ederlerse onları aydınlatmak. Müslüman halka nasihat: Onlara doğru yolu göstermek, onları kuvvetlendirmeye çalışmak.

Zayıflar: Savaşmaya gücü olmayan herkes. İhtiyarlar, âcizler, kadınlar, ço­cuklar gibi.

Hastalar: Kendilerine kronik yahut geçici bir hastalık arız olduğu için cihad yapamaz durumda olanlar: Kötürümler, körler, topallar, hummalılar gibi.

Fakirler: Cihad esnasında kendilerine ve çoluk çocuklarına harcayacak nafaka bulamayanlar.

“İyilik edenlere bir yol yoktur.” Yani, cihaddan geri kalmaları sebebiyle, onlar için hesaba çekme, günah ve azarlama yoktur.

Bu, iyilik işleyen herkesi içine alan genel bir nastır. Şeriatta geçerli bir asıl­dır. Aslolan. gibi beraat (suçtan uzak olmak)tır. Nefis hakkında aslolan öldür­menin haranı olması, malda aslolan, sabit bir delil olmadan malı almanın haram olması; aslolamn. istenen her teklifin müstakil bir delille sabit olmasıdır.

Bu özür dileyenler, serî özürleri devam ettikçe Allah ve Resulü için davra­nışları sürdükçe, amellerini ihlâsla yaptıkları müddetçe onlara azarlama, ser­zeniş yoktur.

Allah çok bağışlayıcıdır. Onları ve benzerlerini bağışlar. Onlara merhamet edicidir. Güç yetiremeyecekleri şeyleri onlara yüklemez. Asi ve münafıklara ge­lince, Allah onları, tevbe edip isyandan ve günaha düşmelerine sebep olan ni­faktan vazgeçerlerse bağışlar.

Yine, kendini savaşa hazırlayan, fakat fakirliği sebebiyle cihadda kendine ve çoluk çocuğuna harcayacak nafaka yahut bir binek bulamayan kimselere de -özellikle onlar, ensardan ağlayıcılar denen kimseler, yahut Peygamber (s.a.)’e gelip kendilerine binit temin etmesini, yahut kendilerine savaşmak için yiye­cek, su, para verirse çıkacaklarını söyleyen, fakat Hz. Peygamber onlara binek temin edemeyeceğini söyleyince oradan, cihada katılmak şerefini kaçırdıkları için ağlayarak ayrılanlardır – herhangi bir günah yoktur.

“Onları seıketmen için…” sözü, eski ve yeni nakil, savaş vasıtalarının hep­sini içine alır. İbni Abbas: “Ondan, kendilerini, hayvanlar üzerinde sevketmesi-ni istediler” demiştir.

Muhammed b. İshâk, Tebûk Gazvesinden bahsederken şöyle der: Sonra, yedi müslüman erkek, Resulullah (s.a.)’e ağlayarak geldiler. Onlar ensardan ve Amr b. Avf oğullarından yedi kişiydi: Salim b. Umeyr, Harise Oğullarının kar-” deşi Ali b. Zeyd, Mazin b. Neccâr Oğullarının kardeşi Ebû Leyla Abdurrahman b. KaT), Seleme Oğullarının kardeşi Amr b. Hammâm b. Cemûh, Abdullah b. Muğaffal el-Müzeni… Bazıları onların, Abdullah b. Amr el-Müzenî, Vâkıf Oğul­larının kardeşi Harmî b. Abdullah b. İyâd b. Sâriye el-Fezârî olduğunu söyle­miştir. Bunlar, ihtiyaç sahibi oldukları için, Resulullah’dan kendilerine binit temin etmesini istediler. O da: “Size binit temin edemem” dedi. Bunun üzerine ihtiyaçlarına, isteklerine sarfedecek şeyi bulamadıklarından üzülerek, gözleri yaşla dolu bir halde geri döndüler.

İbni Ebî Hatim, el-Basrî’nin şöyle dediğini rivayet eder: Resulullah (s.a.) şöyle buyurdu: Medine’de, geriye bazı kimseler bıraktınız. Sizler harcamada bulundunuz, vadiler geçtiniz, düşmandan intikam aldınız. Onlar da, size ecirde ortak oldular…” Sonra şu ayeti okudu: “Allah’a ve Resulüne karşı samimi, mü­minlere karşı gizli ve açık iyiliksever olmak şartıyla harcayacak bir şey bulama­yanlara bir günah yoktur”

Hadisin aslı Buharî ve Müslim’dedir. Enes’den rivayet olunduğuna göre Resulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: “Medine’de birtakım kimseler vardır. Va­diler aşıp yol aldığınızda, onlar da sizinle beraberdir.” Ashâb sordu: Onlar Me­dine’deyken mi? Resulullah: “Evet, onları özürleri alıkoydu” buyurdu. Ah-med’in rivayetinde: “Onları hastalık alıkoydu” şeklindedir. [1][67]

 

Özürsüz Olarak Cihaddan Geri Kalan Zenginlerin Kınanması

 

93- Ancak, zengin oldukları halde (cihada katılmamak için) senden izin isteyenlerin kınanması imkânı vardır.

Bunlar (cihaddan) geri kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürlemiştir. Artık on­lar bilmezler.

 

Açıklaması

 

Yüce Allah, gerçekten özür sahiplerinin kınanmasına imkân olmadığını beyan ettikten sonra kınanabilecek kimseleri zikretti. Yani iyilikte bulunanla­rın ayıplanmasına ve kınanmasına yer yoktur. Ancak cihaddan geri kalmak için izin isteyenler kınanabilir. Bunlar da cihad yolunda yiyecek, binek, silah ve benzeri malzemeyi hazırlamaya gücü yeten zenginlerdir. Elbette bunların geçerli bir mazereti olamazdı. Bunların kınanmaya lâyık olmalarının sebebi ise kendilerinin kadınlar, çocuklar, acizler, hastalar ve sakatlarla birlikte kalmaya razı olmalarıdır. Böylece düşüklüğü, basitliği ve savaştan geri kalanlar arasın­da olmayı kabul etmişlerdi. Bu ise Arapların ve diğer milletlerin geleneklerin­de rezaletin ve sefaletin en çirkin şekillerinden birisiydi. Onların bu vasıflarını iyice belirlemek ve bu kötü davranışlarından mutlaka uzaklaşmalarını temin etmek için daha önce 87. ayet-i kerimede de aynı ifade kullanılmıştı.

İşledikleri bu büyük kusur sebebiyle Yüce Allah her iki ayette buyurduğu gibi “onların kalplerini mühürlemiştir.” Bu nedenle onların kalplerine hayır ulaşmaz, nur girmez. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. Kendilerini kuşatan büyük hataları ve günahları sebebiyle cihaddaki dinî ve dünyevî faydaları bile­mezler. Artık onlar gerçek durumlarını ve kötü akıbetlerini idrak edemez ol­muşlardı. [2][68]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.