VEHBE ZUHAYLİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA YUNUS SURESİ 83. VE 87. AYET-İ KERİMELER
3- İsrailoğulları’ndan Bir Grubun Hz. Musa (A.S.)’Nın Davetine İman Etmesi
83- Firavun ve adamlarının kendilerine işkence etmesinden korktukları için, kavminden Musa’ya ancak az bir topluluk iman etti. Şüphesiz Firavun yeryüzünde büyüklük taslayan birisidir ve gerçekten aşırı gidenlerdendir.
84- Musa (kavmine) “Ey kavmim! Eğer siz Allah’a iman ediyorsanız ve O’na teslim olmuşsanız sadece O’na güvenin” dedi.
85- Müminler de “Biz yalnız Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Sen bizi zalimler topluluğu için imtihan vesilesi yapma.
86- Bizi rahmetinle o kâfir topluluktan koru” dediler.
87- Musa’ya ve kardeşine “Mısır’da kavminiz için evler hazırlayın. Bu evleri de kıbleye yönelen namazgah yapın. Namazı dosdoğru kılın. (Ey Musa) müminleri müjdele” diye vahyettik.
Açıklaması
Bu bölüm Hz. Musa (a.s.) kıssasının üçüncü bölümüdür. Allah Tealâ Hz. Musa’ya getirdiği açık mucizeler ve kesin hüccetlere rağmen, Firavun ve adamlarının kendilerini eskiden olduğu gibi tekrar küfre çevirmelerinden korku ve endişe içinde olan İsrailoğulları’ndan pek azı yani sadece gençlerden bir grup iman etti.
Çünkü Firavun ayak diretme ve isyankârlıkta aşırı giden, zulüm ve fesatta haddi aşan, son derece gaddar ve cüretli, inatçı bir diktatör idi. Hatta tanrı olduğunu iddia etmiş, peygamber torunlarını köleleştirmek istemişti. Kavminin son derece korktuğu acımasız ve korkunç bir karakteri vardı.
- ayette “Musa’ya kavminden ancak az bir topluluk iman etti.” cümlesindeki “kavminden” kelimesinin zamiri Hz. Musa’nın kavmi olan İsrailoğulları-na aittir. Yani Musa’ya Musa’nın kavminden ancak az bir topluluk iman etti demektir. Çünkü zamir zikredilen en yakın isme racidir. Bu görüş Mücahidin görüşüdür.
Bir başka görüşe göre “kavminden” kelimesindeki zamir Firavun’a racidir. Buna göre “Musa’ya Firavun’un kavminden ancak az bir topluluk iman etti” manası verilir. Az bir topluluk, Firavun’un ailesinden mümin olanlardır. Bunlarda Firavun’un hanımı Asiye, Firavun’un hazinedarının hanımı ve Firavun’un kızı Maşita’dır. Bu görüş İbni Abbas’ın görüşüdür.
Yine 83. ayetteki “Firavun ve onların adamları” ibaresindeki “onların” zamiri Firavun ailesinin adamları manasında Firavun’a racidir yahut büyüklerin zamirinde âdet olduğu şekilde çoğul kullanılmıştır. Zürriyet kelimesi ise Hz. Musa’nın kendilerine gönderildiği kavmin evlâtları manasındadır.
Musa kavminden iman edenlerin eziyet ve işkenceden korktuklarını görünce onlara şöyle dedi: Eğer siz Allah’a iman ettiyseniz yani Allah’ı ve O’nun ayetlerini gerçek bir imanla tasdik ettiyseniz, O’na teslim olmuşsanız, Allah’ın kaza ve kaderini ihlâsla ve tam manasıyla boyun eğip kabul etmişseniz Ona tevekkül edin, Ona dayanın, O’na güvenin, O’nun vaadiyle huzur bulun.
Zira iman ancak amelin kendisini tasdik etmesiyle ve tam bir teslimiyetle kâmil bir iman olur. İmana bağlı olması tevekkülü vacip kılmıştır. Çünkü tevekkül (Allah’a güvenme) imanın gereğidir.
Ayrıca tevekkülde şart olan gönüllerin tertemiz, halis bir şekilde, şeytana hiç pay ayırmadan Allah’a teslim edilmesidir. Bu da İslâmî hükümlerle amel etmekle mümkündür. Çünkü doğru bir tevekkül başka şeylerle karıştırılarak olmaz.
Özetle iman, vacibü’l-vücud (varlığı kendisiyle kaim) olan Allah’ın bir olduğunu, O’ndan başka herşeyin O’nun idaresi, hakimiyeti ve tasarrufu altında sonradan meydana gelmiş yaratıklar olduğunu bilerek kalbin tasdik etmesidir. İslâm ise Allah Tealâ tarafından sadır olan tekliflere bağlanmak, itaati izhar edip batılda ısrarı terk etmektir.
Hz. Musa’ya iman edenler halis müminler oldukları için O’nun emrine uyarak derhal “Biz yalnız Allah’a güveniyoruz ve düşmanlarımıza karşı O’nun yardımını istiyoruz” dediler. Sonra da Rablerine “Ey Rabbimiz! Sen bizi zalimler topluluğu için imtihan vesilesi yapma” diye niyazda bulundular. Yani zalimleri bizim üzerimize hakim kılma. Onları bizim üzerimize musallat eyleme.
Yoksa insanlar fitneye düşer ve eğer Musa’ya inananlar hak üzerine olsalardı Firavun’un önünde ve onun zulmü karşısında mağlup olmazlardı, derler. Yahut bizi dinimizden çevirecek bir azap vesilesi eyleme.
“Bizi rahmetinle o kâfir topluluktan koru.” Yani hakkı inkâr edip gizleyen tağutların, zalimlerin ve kâfirlerin tasallutundan bizleri rahmetin, ihsanın ve affiınla koru ya Rabbi!
Bu dua ile yalvardılar. Çünkü tevekkül (Allah’a güvenmek) imanın en büyük alâmetlerinden biridir. Zira iman ancak zorluk zamanında sabretmekle kemale erer. Dua da ancak itaat edip sebeplere sarıldıktan sonra kabul olur:
“Kim Allah’a tevekkül ederse (O’na güvenirse) Allah ona yeter.” (Talak, 65/3).
Pek çok ayet-i kerimede Cenab-ı Hak tevekkül ile ibadeti bir arada zikretmiştir: “O’na ibadet et ve O’na tevekkül et.” (Hud, 11/123). “De ki: O Rahmandır. O’na iman ettik ve sadece O’na tevekkül ettik.” (Mülk, 67/29). “O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka ilâh yoktur. O halde sen, sadece O’nu vekil edin.” (Müzzemmil, 73/9).
Ayrıca Cenab-ı Hak müminlere namazlarında: “Biz ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz.” (Fatiha, 1/5) duasını tekrar etmelerini emretmişti.
Bundan sonra Cenab-ı Hak İsrailoğulları’nı Firavun ve kavminden kurtarma sebebini ve onların nasıl kurtulduklarını beyan ederek -mealen- şöyle buyurdu:
Biz Musa’ya ve kardeşi Harun’a Mısır’da kavimleri için yerleşecekleri, sığınacakları evler yahut mescitler hazırlamalarını emrettik.
Müfessirlerin çoğunluğunun görüşüne göre oturulacak yerlerin evler değil, mescitler olması daha doğrudur.
Allah Tealâ bu iki peygamberine ve kavimlerine Firavun’dan korku içinde olmaları sebebiyle (dışarıda namaz kılamadıkları için) evlerinde namaz kılmak üzere evlerini kıbleye doğru yaparak mescit edinmelerini emretti.
Katade, Dahhak ve Said b. Cübeyr: “Evlerinizi kıble edinin” emri, karşı karşıya bina edin manasmdadır dediler.
Kurtubî ise “Birinci görüş daha sahihtir” demektedir. Yani mescitlerinizi Beytü’lmakdis yönüne kıbleye doğru yapın. Bu kıble Yahudilerin günümüze kadar devam eden kıbleleridir.
Cenab-ı Hak bu evlerde namazı dosdoğru kılmalarını yani tam olarak kılmalarını emretti. Kâfirler üzerine hakim olup da onlara eziyet edip onları dinlerinden çevirsinler diye onlara ilk olarak bu emir verildi.
Ya Musa! Allah’ın müminleri dünyada düşmanlarına karşı koruyacağı ve muzaffer kılacağı, ahirette ise cenneti vereceği müjdesi ile müjdele. [1][38]