TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA KASAS SURESİ 46. VE 50. AYET-İ KERİMELER
46- Ey Muhammed, biz Musa’ya nida ettiğimiz zaman sen, Tur tarafında değildin. Fakat senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin. Belki düşünürler.
Müfessirler bu âyet-i kerimeyi çeşitli şekillerde izah etmişlerdir.
Ebu Hüreyre (r.a.)dan rivayet edilen bir görüşe göre, Hz. Musa, Allah te-alaya yalvararak “Bize hem bu dünyada hem de âhirette iyilik yaz. Biz sadece sana yöneldik.[1][47] dediği zaman, AHah teala Hz. Musa’ya: “Azabıma dilediğimi uğratırım. Rahmetim ise herşeyi kuşatmıştır. [2][48] buyurmuş ve Muhammed ümmetini kasdederek: “O rahmetimi, Allah’tan korkanlara, zekatını veren ve âyetlerimize iman edenlere yazacağım. Onlar, yanlarındaki Tevratta ve İncüde yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan, Allah’ın elçisi Peygambere tabi olurlar.” [3][49]buyurmuştur.
İşte bu âyet-i kerime bunu beyan etmektedir. Allah teala, Hz. Muhammed (s.a.v.)e hitabederek: “Tur dağının yanında, senin ümmetin hakkında bazı şeyleri vahyederken sen orada bulunmuyordun.” buyurmuştur.
Katade diyor ki: “Allah teala bu âyette zikredilen Tur dağının yanından Muhammed ümmetine nida etmiş ve “Ey Muhammed ümmeti, benden istemenizden önce size verdim ve bana dua etmenizden önce duanızı kabul ettim.” buyurmuştur.
Mukatil b. Hayyan ise, Allah tealanın, Tur dağının civarından, atalarının sulbünde olan Muhammed ümmetine nida ettiğini ve onlara, kendilerine Peygamber olarak gönderilecek Hz. Muhammed’e iman etmelerini bildirdiğini söylemiştir. [4][50]
47- Eğer onlar, işledikleri günahlar yüzünden, başlarına bir musibet geldiği zaman: “Rabbimiz, bize Peygamber gönderseydin de biz de senin âyetlerine uyup müminlerden olsaydık ya.” diyecek olmasalardı (Peygamber göndermezdik.)
Allah teala bu âyet-i kerimede, Hz. Muhammed (s.a.v.)i Peygamber göndererek kâfirlerin bahanelerine imkan bırakmadığını böylece onları azaba uğrattığında tutunabileceleri herhangi bir delilleri kalmadığını beyan ediyor. Zira Allah Teala Hz. Muhammed (s.a.v.)i Peygamber olarak göndermeyecek olsaydı onlar: “Bize Peygamber gönderseydin de biz de ona uyup müminlerden olsaydık.” şeklinde bahaneler ileri sürerlerdi. [5][51]
48- Fakat onlara nezdimizden hak gelince: “Musaya verilenler gibi ona da verilse ya.” dediler. Daha önce Musa’ya verileni inkâr etmemişler iniydi? (“Tevrat ve Kur’an) birbirini tc’yid eden iki sihirdir.” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz.” dediler.
Ey Muhammed, senden önce kendilerine Peygamber gönderilmeyen bu insanlara, seni hak Peygamber olarak gönderince de bu defa: “Muhammed’e de Musa’ya verilen âsâ, parlayan el, tufan, “çekirge, haşerat, kurbağa, kan, ürünlerin eksilmesi,denizini yarılması, bulutların gölgelendirmesi, gökten kudret helvası ve bıldırcın indirilmesi gibi mucizeler verilse ya.” demeye başladılar. Bu insanlar daha Önce, Musa’ya verilen mucizeleri inkâr etmemişler miydi?”
Mücahid diyor ki: “Yahudiler Kureyşlilere: “Muhammed’e de Musa’ya verilen mucizeler verilse ya.” demelerini Öğütlüyorlar, onlar da Resûlullah’tan bunları istiyorlardı,”
Ayet-i kerime, işte bu şekilde kışkırtmalarda bulunan Yahudilere cevap vennektedir.
Âyet-i kerimenin devamında: “Birbirini teyid eden iki sihirdir dediler.” ifadesi geçmektedir. Bu ifade diğer bir okuyuş şekline göre “Birbirini teyid eden iki sihirbazdır dediler.” şeklindedir.
Birinci ifade şekline göre “İki sihir”den maksat, Tevrat ve Kur’an-i Kerimdir yahut “İncil ve Kur’an-ı Kerimdir.”
İkinci ifade şekline göre ise: “İki sihirbaz” diye vasfettikleri şahıslar, Hz. Musa ve Hz. Muhammed (s.a.v.)dir. Yahut “Hz. Musa ve Hz. Harun’dur.” Veya “Hz. İsa ve Hz. Muhammed (s.a.v.)dir.”
Taberi birinci okuyuş şeklini tercih etmekte ve “iki sihir” diye vasıflandırdıkları şeylerden maksadın ise Tevrat ve İncil olduğunu söylemektedir.
Ayet-i kerimenin sonunda: “Biz hepsini inkar ediyoruz, dediler.” ifadesi geçmektedir. Burada geçen “Hepsi” ifadesinden maksat, Allah tarafından gönderilen Tevrat, İncil, Zebur ve Kur’an-ı Kerimdir. Yahut,’ sadece Kur’an ve İncil’dir. Zira bu sözü Yahudiler söylemektedirler. Veya sadece Kur’an ve Tevrat-tır. Bu takdirde bu söz, Hıristiyanlar veya müşrikler tarafından söylenmiş olur. [6][52]
49- Ey Muhammed de ki: “Eğer sözüne sadık kimseîerscniz, Allah nezdinden bu iki kitaptan daha doğru bir kitap getirin de ben de ona uyayım.”
Ey Muhammed, Tevrat ve İncile yahut Kur’an ve Tevrata, “Bunlar iki sihirdir.” diyenlere de ki: “Eğer sözünüzde doğru iseniz, siz, Allah katından “Sihir” dediğiniz bu iki kitaptan daha doğru olanı getirin de ben de ona uyayım.” [7][53]
50- Eğer sana cevap vermezlerse, bil ki onlar sırf neva ve heveslerine uymaktadırlar. Allah’ın hidayetinden mahrum olarak, kendi heva ve hevesine uyandan daha sapık kimdir? Şüphesiz ki Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez.
Ey Muhammed, şayet iki ilahi kitaba: “Birbirini destekleyen sihirdir.” diyenler senin teklifine cevap vermezlerse bil ki onlar ancak heva ve heveslerine uymaktadırlar. Bu iki kitap hakkında yalan ve iftiralar uydurmaktadırlar. Allah katından hiçbir beyanat bulunmadığı halde bu tür yalanlar söyleyerek heva ve hevesine uyan kişiden daha sapık kim olabilir ki? Şüphesiz ki Allah, kendisine itaat etmeyen, emirlerini bırakıp yasaklarını işleyen ve Peygamberlerini yalanlayan, böylece kendilerine zulmeden bir kavmi hakka erişmeye muvaffak kılmaz, onlara doğru yolu göstermez. [8][54]