DUA BİLİNCİ
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd âlemleri yoktan var eden, bizlere sayısız nimet veren, din gününün sahibi Allah Azze ve Celle’ ye mahsustur. Salat ve selam mü’minlerin önderi, sevgili peygamberimiz Hz Muhammed (sav.) e ehline, ashabına ve tüm mü’minlerin üzerine olsun.
Dua, bir Müslümanın Rabbi ile kurduğu en samimi bağdır. İnsan bazen kelimelerle anlatamadığı duygularını, içindeki sıkıntıları ve umutlarını dua ile Allah’a arz eder. Bu yönüyle dua yalnızca bir şey istemek değil, kulun Rabbine yönelmesi, O’na güvenmesi ve O’nun huzurunda aczini kabul etmesidir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ kullarını dua etmeye açıkça davet eder:
“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size icabet edeyim .” (Mü’min, 60)
Bu ayet bize duanın sadece bir istek değil, aynı zamanda bir ibadet olduğunu göstermektedir. Dua etmeyi terk etmek ise bir anlamda Allah’a yönelmeyi terk etmek demektir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de duanın önemini birçok hadisinde vurgulamıştır. Bir hadisinde şöyle buyurur:
“Dua ibadetin özüdür.” (Tirmizî)
Başka bir hadisinde ise:
“Allah katında duadan daha değerli bir şey yoktur.” (Tirmizî) buyurarak duanın Allah katındaki değerini açıkça ifade etmiştir.
Buna rağmen günümüzde birçok Müslüman dua konusunda yeterince bilinçli değildir. Çoğu zaman sadece zor zamanlarda dua ederiz. Hastalıkta, darlıkta, bir sıkıntı anında ellerimizi açarız; fakat işler yoluna girdiğinde aynı yoğunlukta dua etmeyi sürdürmeyiz. Oysa Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Kim sıkıntı anında duasının kabul edilmesini isterse, bolluk zamanında da çok dua etsin.” (Tirmizî)
Bu hadis bize duanın sadece sıkıntı zamanına ait olmadığını açıkça öğretir. Müminin duası hayatın her anında olmalıdır: sevinçte, üzüntüde, bollukta ve darlıkta.
Büyük İslam âlimleri de dua hakkında çok kıymetli sözler söylemişlerdir. Hasan-ı Basrî şöyle der:
“Dua müminin silahıdır.”
Gerçekten de dua, müminin hem ruhunu güçlendiren hem de Allah ile bağını canlı tutan bir ibadettir.
İmam Gazâlî ise duanın önemini şu sözle ifade eder:
“Dua etmek, kulun Allah’a olan ihtiyacını anlamasıdır.”
İnsan dua ederken aslında kendi güçsüzlüğünü fark eder ve her şeyin Allah’ın kudretiyle olduğunu hatırlar.
Dua aynı zamanda insanın kalbine huzur veren bir ibadettir. Günümüz dünyasında insanlar stres, kaygı ve yalnızlık hissiyle mücadele ederken Müslüman için dua büyük bir sığınaktır. Dua eden kişi bilir ki kendisini duyan, gören ve her halini bilen bir Rabbi vardır. Bu bilinç kalbe derin bir güven ve huzur verir.
Kur’an’da Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan, 77)
Bu ayet, duanın kulun Allah katındaki değerini artıran önemli bir ibadet olduğunu göstermektedir. Yani dua eden bir kul, Allah katında kıymetli bir kuldur.
Hz. Ömer (ra) da dua hakkında şöyle demiştir:
“Ben duanın kabul edilip edilmemesi konusunda endişe etmem. Ben duayı yapabilme konusunda endişe ederim. Çünkü dua etmeye muvaffak kılındıysam, kabul de onunla beraber gelir.”
Bu söz bize şunu öğretir: Bir insanın dua edebilmesi bile Allah’ın ona verdiği büyük bir nimettir.
Sonuç olarak dua, Müslümanın hayatında sadece zor zamanlarda başvurduğu bir kapı değil, her an açık olması gereken bir kulluk kapısıdır. Dua eden insan Rabbine yakın olur, kalbi huzur bulur ve hayatını Allah’a teslim etmenin güzelliğini yaşar. Bu nedenle Müslümanların dua bilincini yeniden hatırlaması ve günlük hayatlarında duaya daha fazla yer vermesi gerekir. Çünkü dua, kulun Rabbine en yakın olduğu anlardan biridir.