sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolartefsir derslerikavram derslerimedaricus salikin

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NEML SURESİ 6. VE 15. AYET-İ KERİMELER

TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NEML SURESİ 6. VE 15. AYET-İ KERİMELER
Nisan 8, 2026 09:56
6
A+
A-

6- Ey Muhammcd, şüphesiz ki sen, bu Kur’anı, hüküm ve hikmet sa­hibi ve herşeyi hakkıyla bilen Allah’tan almaktasın.

Ey Muhammed, şüphesiz ki sen, Kur’anı, yaratıklarını bir hikmete göre sevk ve idare eden ve onların haberlerini çok iyi bilen Allah’tan alıyorsun. Kur’an sana Allah tarafından ezberletiliyor ve öğretiliyor. [1][6]

 

7- Hani bir zaman Musa ailesine: “Ben bir ateş gördüm. Size ondan bir haber getireceğim yahut parlak bir kor getireceğim, belki onunla ısınır­sınız.” demişti. [2][7]

 

8- Ateşin yanına gelince şöyle nida edildi: “Ateşin bulunduğu yerdeki de, çevresindeki de mübarek kılınmıştır. Âlemlerin rabbi olan Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir.

Âyet-i kerimede: “Ateşin bulunduğu yerdeki de çevresindeki de müba­rek kılınmıştır.” ifadesi zikredilmektedir. Ateşin bulunduğu yerdeki’nden mak­sat, bazı müfessirlere göre Allah’ın nurudur. Diğer bazılarına göre ise bizzat ate­şin kendisidir. “Ateşin çevresinde olaniar’dan makksadın ise Hz. Musa ve me­lekler olduğu rivayet edilmektedir. [3][8]

 

9- Ey Musa, gerçek şu ki, ben, Aziz ve Hakim olan Allahım.

Ey Musa, gerçek şu ki, ben, düşmanlarından intikam alan, yaptıklarında hüküm ve hikmet sahibi olan Allahım. [4][9]

 

10- Âsânı bırak. “Musa asasının bir yılan gibi kıvrılıp hareket ettiği­ni görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. “Ey Musa, korkma, benim huzurumda Peygamberler asla korkmaz.

Musa’ya “Asam yere at.” diye nida edildi. Musa, asasını yere attı. Asa hızlı bir şekilde hareket eden bir yılan şekline döndü. Musa, asasının böyle oldu­ğunu görünce, ardına bakmadan kaçmaya başladı. Bunun üzerine ona şöyle ses­lenildi: “Ey Musa, korkma, geri dön, âsânı tut. Zira benim huzurumda, Peygam­ber olarak seçip gönderdiğim kimseler korkmazlar. [5][10]

 

11- Ancak zulmeden, sonra yaptığı kötülüğü bırakıp iyilik yapan olursa ona karşı da ben, bağışlayıcı ve esirgeyiciyim.

Müfessirler, bu âyet-i kerimenin, bir önceki âyet-i kerime ile bağlantısı­nı düşünerek çeşitli şekillerde izah etmişlerdir. Bu izah şekillerinden biri şöyle­dir:

“Benim huzurumda Peygamberler asla korkmazlar. Ancak onlardan, ken­dilerine izin verilmeyen bir ameli işleyerek kendilerine haksızlık edenler müs­tesna. Bunlar korkarlar. Ey Musa, senin, yılan şekline giren asandan korkman da, daha önce sebepsiz yere bir adamı Öldürmüş olmalıdandır. Kendilerine hak­sızlık edenler, yaptıkları kötülükleri bırakıp iyilikler yaparlarsa şüphesiz ki ben, onlara karşı çok affeden ve çok merhamet edenim.”

Hasan-ı Basrî ve tbn-i Cüreyc, âyeti bu şekilde izah etmişler, Taberi de bu görüşü tercih eüniştir.

Bazı müfessirlere göre de bu âyetin izahı şöyledir: “Benim huzurumda Peygamberler asla korkmazlar. Fakat Peygamberlerin dışında olan ve salih amelleriyle birlikte kötü ameller de işleyenler korkarlar. Ancak bunlar da kötü­lükleri bırakıp iyilikler yaparlarsa ben onları çok affeden ve çok merhamet ede­nim.”

Diğer bir izah tarzına göre de âyetin mânâsı şöyledir: “Benim huzurumda Peygamberler korkmazlar. Birde zulmettikten sonra kötülükleri bırakıp ta iyi­likte bulunanlar korkmazlar. Zira ben, çok affeden ve çok merhamet edenim.” [6][11]

 

12- Elini koynuna sok da, Firavun ve kavmine gösterilen dokuz muci­zeden biri olarak, kusursuz pırıl pırıl parlayan bembeyaz bir el çıksın.

Çünkü onlar, fâsik bir kavimdir.”

Âyet-i kerimede, Hz. Musa’ya dokuz mucize verildiği zikredilmektedir. Tercih edilen görüşe göre bu dokuz mucize: Âsâ, parlayan el, Tufan, Çekirge, Haşerat, Kurbağa, Kan, Kıtlık yılları ve ürün eksikliğidir. Bunların geniş izahı, İsra Suresinin yüz birinci âyetinde zikredilmiştir. [7][12]

 

13-  Onlara mucizelerimiz açık seçik gelince: “Bu apaçık bîr sihir­dir.” dediler. [8][13]

 

14- Vicdanları doğruluğunda kanaat getirdiği halde, sırf zulümleri ve büyüklenmeleri yüzünden, o mucizeleri inkâr ettiler. Bozguncuların akıbeti nasıl oldu bir bak.

Firavun ve kavmine, Musa’nın doğru söylediğini gösteren dokuz mucize gibi açık deliller gelince, onlar, bu mucizeler karşısında boyun eğip iman etme­diler. Bilakis: “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler. Kalbleri, bu mucizelerin kesin olarak Allah katından olduğuna dair kanaat getirdiği halde, kibirlerini devam ettirmek için bu mucizeleri inkâr ettiler. Ey Muhammed, âyetlerimizi inkâr ede­rek yeryüzünde bozgunculuk çıkaran bu insanların akıbetlerinin ne olduğuna bir bak. Onlar, içinde yaşadıkları bağ ve bahçelerinin mevki ve makamlarından çı­karılıp boğuldular. [9][14]

 

15- Gerçekten biz, Davud’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar: Bizi, mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun.” dediler.

Âyet-i kerimede, Hz. Davud’a ve Süleyman’a verildiği beyan edilen ilimden maksat, kuşlarla ve diğer hayvanlarla konuşma ilmidir.

Dâvud ve Süleyman (a.s.), Allah’ın, kendilerine veimiş olduğu nimetlere karşı şükreden iki kul idiler. Allah Teala, onlara birçok nimetler ve meziyetler vermiş, kendilerini, emirlerini tebliğ eden Peygamberler seçmiş böylece onları dünya ve âhirette mutlu kılmıştır. [10][15]

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.