TABERİ (RH.A)’İN BAKIŞ AÇISIYLA NEML SURESİ 81. VE 90. AYET-İ KERİMELER
81- Sen, basiretleri körclmiş insanları, sapıklıklarından uzaklaştırıp hidayete erdiremezsin. Sen, ancak, âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Onlar nıüslüman olurlar.
Ey Muhammed, sen, hakkın karşısında kör olanı, sapıklığından vazgeçi-rip doğru yola iletemezsin. Onları ancak dilerse Allah doğru yola getirir. Sen, ancak âyetlerimize iman eden insanlara hakkı duyurabilirsin. Zira onlar, hakka teslim olan Müslumanlardır. İşte onlar, senin söylediklerini dinler ve ona göre amel ederler. [1][83]
82- Kendilerine söylenen, başlarına geldiği, zaman onlar için yerden “Dâbbe” denilen bir varlık çıkarırız da onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler.
Âyet-i kerime “Dâbbetül Arz” denen bir yaratıktan söz etmektedir. Ha-dis-i şeriflerde bu yaratığın insanların bozulduğu, Allah’ın emrini bıraktıkları, Hak din olan İslam’ı terkettikleri zaman, bir kıyamet alâmeti olarak ortaya çıkacağı zikredilmiştir. Bu varlığın çıkacağı yerin Mekke olacağı rivayet edilmişse de kesin değildir. Âyet-i kerimede, bu varlığın insanlarla konuşacağı zikrediliyor. Bununla beraber bu varlığın şeklinin nasıl olacağı bilinmemektedir. Bir elinde Hz. Süleyman’ın mühürünün, diğer elinde de Hz. Musa’nın asasının bulunacağı, mühürle kâfirlerin alnını mühürleyeceği, böylece onların alnına “Kâfir” oldukları yazlıacağı, müminlerin yüzünü de flsft ile sileceği, böylece onların yüz-lerinin de yıldızlar gibi parlayacağı rivayet edilmektedir.
Bu varlığın bir kıyamet alâmeti olarak ortaya çıkacağı ve vasıflan hakkında, Peygamber efendimiz (s.a.v)den şu hadisler rivayet edilmektedir: Huzeyfe b.Esîd el-Ğifârî diyor ki:
“Bir gün Resulullah bize baktı. Aramızda birşey konuşuyorduk. Bize: “Ne konuşuyorsunuz?” dedi. Dedik ki: “Kıyameti konuşuyoruz.” Resuİullah şöyle buyurdu: “Kıyametten önce on alamet görmedikçe kıyamet kopmayacaktır.” Resulullah on alamet olarak şunları zikretti: Duman, Deccal, Dâbbetül Arz, Güneşin batıdan doğması, Meryemoğlu İsa’nın inmesi, Ye’cüc ve Me’cüc, Güneşin üç kere batması. Güneş bir doğuda, bir batıda bir de Arap yarımadasında batacaktır. Bu alâmetlerin sonuncusu ise Yemen’den çıkacak olan bir ateştir. Bu ateş insan-lan göç ettirecek ve haşrolacaklan yere doğru sürükleyecektir. [2][84]
Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki: “Resululah (s.a.v)in şöyle buyurduğunu işittim.
“Şu altı şey meydana gelmeden önce iyi ameller işlemeye koşuşun. Bunlar, güneşin batıdan doğması veya duman’ın çıkamsı yahut Deccal’in çıkması veya, Dâbbetül Arz’in çıkması yahut herbirinize mahsus olan hadisenin (ölümün) meydana gelmesi yahut kamu’nun sevkü idaresinin size verilmesidir. [3][85]
Diğer bir Hadis-i şerifte de Dâbbetül Arz’ın kuşluk vaktinde çıkacağı beyan edilmektedir.
Abullah b.Amr diyor ki: “Ben, Resulullah’tan bir Hadis-i Şerf ezberledim. Bunu henüz unutmadım. Resulullah’m şöyle buyurduğunu işittim: “Kıyamet alâmetlerinin ilk çıkacak olanı, güneşin batıdan doğması ve Dâbbetül Arz’ın, kuşluk vakti insanların arasında çıkmasıdır. Bunlardan hangisi diğerinden önce olursa diğeri hemen onun peşinden Olacaktır.”
Peygamber efendimiz diğer bir Hadİs-i şerifinde de şöyle buyurmaktadır;
“Dâbbetül Arz çıkacak, onda Süleyman’ın mühürü ve Musa’nın âsâsı bulunacaktır. Asâ ile Müminlerin yüzünü parlatacak mühür ile de kâfirlerin burunlarını damgalayacaktır, öyle ki bir sofranın başında oturan insanlar bir araya gelecekler, biri diğerine: “Ey Mümin” Diğeri de bir başkasına “Ey Kâfir” diyecektir[4][86]
Dâbbetül Arz’ın şeklinin nasıl olduğu hakkında, sahabî ye Tâbîî’den bazı rivayetler nakledilmiş ise de bu rivayetler güven telkin etmed.klennden zikredil-memişlerdir. [5][87]
83- O gün, her ümmetin, âyetlerimizi yalanlayanlarından bir cemaat toplarız. Onlar, hep bîr arada tutulurlar. [6][88]
84- Mahşere geldikleri zaman Allah onlara: “Öğrenip düşünmeden âyetlerimi tekzip mi ettiniz? Yoksa yaptığınız neydi?” der. [7][89]
85- Zulümleri yüzünden vaadolunduklan azap onların başlarına inmiştir. Artık konuşamazlar.
Allah Teala, bu âyet-i kerimelerde kendi âyetlerini yalanlayan zalimlerin, kıyamet gününde huzurunda toplanıp nasıl hesap vereceklerini beyan etmekte ve neticede hak ettikleri ceza ile cezalandırılacaklarım bildirmektedir. [8][90]
86- Bizim, geceyi dinlensinler diye karanl.k, gündüzü çalışsınlar diye aydınhk yapt.ğ.m.z. görmüyorlar m.? Şüphesiz ki bunda, ,man eden b.r ka vim için, nice deliller vardır.
Allah Teala bu âyet-i kerimede ise, kudret ve kuvvetinin büyüklüğünü beyan ediyor, böyle bir kudret ve kuvvete sahibolan mevlaya itaat edilmesinin gerekli olduğunu bildiriyor. Zira geceyi, insanların dinlenmesi için bir sükunet vakti yapan, gündüzü de çalışmaları için aydınlık kılan, o yüce mevladır. İman edenler, Allah’ın yarattığı bu tür şeylere bakar ve onlardan ibret alırlar. [9][91]
87- Sûr’a üfürüldüğü gün, göklerde ve yerde bulunanlar, dehşetli bir korkuya kapılırlar. Ancak Allah’ın diledikleri bunun dışındadır. Hepsi de onun huzurunda boyunlarını bükerek gelirler. [10][92]
88- Sen, dağlara bakarsın da, yerinde duruyor sanırsın. Halbuki onlar, bulut geçer gibi geçer giderler. İşte bu, herşeyi sapasağlam yapan Alla-hi’n işidir. Şüphesiz ki o, yaptıklarınızdan haberdardır.
Bu âyet-i kerimelerde Sur’a üfürüleceği ve dünyanın hayatı sona erince dağlann, bulutlar gibi yürüyüp ideceği beyan ediliyor.
Âyette geçen “Sur” boynuz şeklindeki bir borazan, Sur’a üfleyen kimse ise “İsrafil” aleyhisselamdir. İsrafil (a.s.) Sur’a, dünya hayatının sona erdiği, insanların kötülerinin kaldığı bir zamanda Allah’ın emriyle üfleyecek, böylece gökte ve yerde bulunan herşey sarsılacak ve kıyamet kopacaktır. Bu sarsıntıdan sadece şehitler etkilenmeyecektir. Zira onlar rableri katında güven içindedirler.
Müfessirler, âyette zikredilen Sur’a üç kere üfürüleceğini, birincisinde herşeyin büyük bir korkuya kapılacağını, ikincisinde herşeyin öleceğini, üçüncüsünde ise herşeyin dirilip kabrinden çıkarak Allah’ın huzuruna varacağını söylemişlerdir.
Abdullah b.Amr, Resulullah (s.a.v.)in şöyle buyurduğunu söylüyor:
“Ümmetimin zamanında Deccaİ çıkacaktır. Kirk’a kadar devam edecektir. (Ravi diyor ki; Bilemiyorum kırk gün mü yoksa kırk ay mı yahut da kırk yıl mı devam edecektir) Sonra Allah, Urve b.Mes’ud’a benzeyen Meryemoğlu İsa’yı gönderecek, İsa, Deccalı arayıp helak edecektir. Sonra insanlar (tam bir barış içinde) yedi sene yaşayacaklardır. Aralarında düşmanlık bulunan iki kişi bile bulunmayacaktır. Sonra Allah, Şam tarafından soğuk bir rüzgâr gönderecek, o rüzgâr, kalbinde hardal tanesi kadar bir hayır veya iman bulunan hiçbir kimseyi sağ bırakmayacaktır. Öyle ki sizden biriniz dağın tam içinde olsa bile rüzgâr oraya girip onu öldürecektir. Böylece yeryüzünde insanların sadece şerlileri kalacak, bunlar, şerre koşmakta kuşlar gibi hafif, saldırganlıkta yırtıcı hayvan zihniyetinde olacaklardır. Onlar, ne iyilik bilirler, ne de kötülüğe mâni olurlar. Onların gözüne Şeytan (şirin bir şekilde) gözükür ve onlara: “Beni dinlemez misiniz?” der. Onlar; “Ne emredersin?” derler. Şeytan da onlara, putlara tapmalannı emreder. Onlar bu halde iken, nzıklan bol, yaşantıları güzeldir. Böyle devam ederken Sur’a üflenir. Onu işiten herkes o sese karşı önce kulağının birini daha sonra da ötekini verir. Sur’u ilk işiten insan, devesinin su havuzunu sıvayan bir kişi olacaktır. O bayılıp ölecek, onun peşinden de diğer insanlar bayılıp öleceklerdir. Sonra Allah, kırağı gibi bir yağmur gönderecek, insanların vücudu, otların bitmesi gibi onlarla bitecektir. Ardından Sur’a bir daha üfürülecek ve insanlar derhal kabirlerinden çıkarak durumu göreceklerdir. Sonra: “Ey insanlar rab-bınize gelin, ey Melekler onlan durdurun, onlar hesap vereceklerdir.” denilecektir. Sonra insanlara: “İçinizden cehennem grubunu çıkarın.” denecek “Kaçta kaçı?” diye sorulacaktır. “Binde dokuzyüz doksan dokuzu.” denilecektir. İşte o gün, çocukları ihtiyarlatacak ve yine o günün dehşetinden dolayı bacaklar sıva-nacakür. [11][93]
89- Kim, bir iyilik getirirse ona ondan daha hayırlısı verilir. Onlar o gün korkudan da emindirler. [12][94]
90- Kimler de kötülük getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. Onlara “Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?” denilir.
Kim Allah’ın huzuruna, Tevhid inancıyla, imanla ve Lailahe İllallah ile çıkacak olursa, onun, kıyamet günüde, Allah huzurunda o imanından dolayı mükâfaatı vardır. O da, cennete girmek ve kıyamet gününün korkunç dehşetinden emin olmaktır. Kim de Allah’a ortak koşarak veya onu inkâr ederek kıyamet gününde onun huzuruna çıkacak olursa yüzükoyun ateşe atılacak ve onlara: “sizler ancak yaptıklarınızla cezai andı nhyorsunuz.” denilecektir. [13][95]